150

11. Yargı Paketi’ olarak adlandırılan, 7571 Sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik yapılmasına Dair Kanun’un yürürlüğe girmesiyle, ‘Dolandırıcılık, uyuşturucu ve hırsızlık suçlarından hüküm giyen yaklaşık 55 bin hükümlünün cezaevlerinden tahliye edilmesine başlandı.

Yasa, 31 Temmuz 2023 tarihinden önce işlenen suçları kapsıyor.

Kasten öldürme, cinsel saldırı, deprem ve örgüt suçları kapsam dışı bırakıldı.

Diğer hükümlüler ise (yaklaşık 55 bin kişi) cezaevinden 3 yıl daha erken ayrılma olanağından yararlanıyor.

Tahliyelere tepkiler, yakınmalar ise yoğun.

MHP Genel Başkan Yardımcısı (hukukçu) Feti Yıldız ‘Yakınmaları anlıyoruz, istisna tutulanlar biraz daha sabretsin ” diyerek, 6 ay içinde 120 bin kişiyi daha kapsayacak yeni düzenlemeler yapılacağının sinyalini veriyor.

Bu teselli teselliden tatmin olmayan bir aydın yurttaş, ‘Cahiller bırakıldı, aydınlar içerde’ diyor ve Sebahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Bülent Arı’nın açıklamasını hatırlatıyor.

KOCA (!) PROFESÖR VE CAHİLLER

Ne diyordu koca (!) Profesör Bülent Arı, 2016 yılındaki açıklamasında:

"Ülkeyi ayakta tutacak olanlar okumamış, halktır. Cahil halkın ferasetine güveniyorum. Olayları en rahat okuyanlar ilkokul mezunları. Çünkü zihinleri berrak. Okuma oranı arttıkça beni hafakanlar basıyor."

Bu sözlerin sahibi Bülent Arı, kısa bir süre sonra YÖK Denetleme Kurulu Üyeliğine atanarak bir nevi ödüllendiriliyordu.

Profesör Bülent Arı’nın sözlerinin arkasına, tahliye olanların ve yakınlarının, “Allah hükümetimizden, devletimizden razı olsun, yöneticilerimizi başımızdan eksik etmesin’ şeklindeki açıklamalarına ekleyince kafamda şimşekler çakmaya başladı…

YARGI, SİYASET VE SESSİZ ÇIĞLIK

Yazımı, 2025 yılına ilişkin özetin özeti bir iç ve dış gelişmeler anımsatması yaparak tamamlamak istiyorum.

2025 yılı hem dünyada hem de Türkiye’de krizlerin üst üste bindiği, maskelerin düştüğü, gerçeklerin gizlenemez hâle geldiği bir yıl olarak hafızalara kazındı.

Dünya, artık “normalleşmiş krizler” çağında yaşıyor.

Gazze’de bitmeyen katliam, Ukrayna’da uzayan savaş, Orta Doğu’da haritaları zorlayan hesaplaşmalar, Asya-Pasifik’te büyük güçlerin bilek güreşi…

Uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler kararları, insan hakları sözleşmelerinin hepsi birer temenni metnine dönüşmüş durumda.

Güçlü olanın haklı sayıldığı, mazlumun yalnız bırakıldığı bir dünya düzeni artık inkâr edilemez biçimde karşımızda duruyor.

Dünya Sertleşirken Türkiye de gerildi.

2025’te Türkiye; ekonomik dar boğaz, derinleşen hayat pahalılığı, adalet sistemine yönelik güvensizlik, basın ve ifade özgürlüğü tartışmaları ile boğuştu.

Enflasyon rakamları kağıt üzerinde düşse de, mutfaktaki yangın sönmedi.

Emekli, asgari ücretli, sabit gelirli kesimler için hayat, her ay biraz daha zorlaştı.

Ama belki de en derin yara, adalet duygusunda açıldı.

Savcılar, mahkemeler, gözaltılar, tutuklamalar, uzun yargı süreçleri…

2025 yılı, siyasetin de yargı başlıklarıyla anıldığı bir yıl oldu.

Muhalefet partileri, özellikle CHP’li belediyeler ve yöneticiler, art arda soruşturmalar ve tutuklamalarla karşı karşıya kaldı.

Gazeteciler, akademisyenler, sanatçılar; ya mahkeme salonlarında ya da ekran karartmalarıyla gündeme geldi.

Bu tablo, sadece muhalefeti değil, toplumsal vicdanı da rahatsız etti.

Çünkü demokrasi dediğimiz şey; sandıktan ibaret değildir.

Demokrasi; eleştirinin suç sayılmadığı, basının nefes alabildiği, yargının siyasetten uzak durabildiği bir rejimdir.

Bu atmosferde, Anıtkabir’e akan milyonlar, Türkiye’nin dört bir yanında dolup taşan meydanlar, Atatürk anıtları önünde biriken kalabalıklar dikkati çekmeye başladı. Bu, kendiliğinden gelişen bir halk refleksiydi. Bir hatırlatma, bir uyarı, bir sahiplenmeydi.

2025 yılı, hem dünyaya hem Türkiye’ye çok açık bir mesaj verdi:

– Güç, hukukun önüne geçerse kaos büyür.

– Adalet zedelenirse ekonomi de, huzur da çöker.

– Halkın sesini bastırmaya çalışmak, o sesi daha da büyütür.

2025 bize şunu bir kez daha gösterdi ki, laik Cumhuriyet ve Atatürk hâlâ halkın kalbinde. Ama o kalp, artık sadece sevgiyle değil; kaygı ve sitemle de atıyor.

----------

2026’NIN İYİ BİR YIL OLMASI UMUDUYLA

remzidilan_48@hotmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
150