150

Kurt kuzu hikâyesini bilmeyen yoktur sanırım. Nehir kenarında bir kuzu su içmektedir. Kurt oradan geçerken kuzuyu görür ve onu yemeye karar verir. Ama bir bahane bulması gereklidir. Bahaneyi de bulur. Kuzuya ‘benim suyumu bulandırıyorsun’ der ve onu yer.

Kıssadan hisse, günümüz Dünyası da öyle değil mi? Gücü gücüne yetene çakıyor. Ne yasa ne Anayasa ne uluslararası hukuk. Hepsi yok sayılıyor. Ortanın üstü gücündeki ülkeler de sessiz oturuyor, ufak tefek sesler dışında. İspanya lideri hariç. Ne varsa sosyalistlerde var demek ki.

Dünyada her tür aşırılıkları yapanların arkasında yobaz dinciler var. Savaş başlatanları, sözüm ona saptırılmış dini ritüellerle kutsuyorlar. Akıl ve bilimle hareket edenler, onlara engel olmaya çalışsalar da bu gözü dönmüşlük karşısında, bir yere kadar başarılı oluyorlar.

Dünyada zengin açgözlü sömürgen kapitalistleri doyurabilmiş olsaydık, açlık ve savaşlar kalmaz, insanlar kendini gerçekleştirmek için eğitime, sanata, edebiyata, felsefeye, spora yönelir mutlu olarak yaşarlardı. Tüm bu sayılanları yapmak bir yana, İran savaş ortamında okulları süresiz olarak kapattı. Oysa Molla rejiminin hakim olduğu İran’daki üniversitelerde yetişen mühendis, doktor, bilim insanı sayısı Atatürk Türkiye’sinden daha çok. Enstitülerinde her tür serum ve aşıyı yapabiliyorlar. Ne yazık ki bunlardan bazı önemli üniversiteler ve Pasteur Enstitüsü de vuruldu.

İran’ın molla rejimi ile ezilen halkı, Dünyaya ders verdi. Tahminler boşa çıktı. Emperyalist ülkelerin vurucu gücüne karşısında İran halkı, stratejik bölgelere vücudunu siper ederek saldırıları önlemeye çalıştı. Hak hukuk tanımayanlar siper olmuş gövdeleri dikkate alır mıydı bilinmez. Çocukların okulunu iki kez kasıtlı olarak vuranlardan insan duvarını dikkate almasını bekleyemem doğrusu.

Neyse ki ateşkes devreye girdi. Ama o da bıçak sırtında. Benim üzüldüğüm, bütün bunlar olurken dini bütün iktidarımızdan, barış için çaba gösterir görünmelerine karşın hiç değilse insani olarak, vurulan çocuklar için gerçek anlamda bir kınama yapılmaması.

Bizde ‘bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim’ diye bir söz vardır. Olaylar, olanlar, yapılanlar ve yapılmayanlar çok manidar değil mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
150