150

CELAL ÖCAL yazdı: "K. Irak Hudut Karakollarının Yönetimi ve Irak Türkmenleri.."

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Kuzey Irak Hudut Karakollarının Yönetimini Irak Türklerine Neden Vermedi? Irak Türklerinin Tarihinden Önemli Bir Belge..

Irak Türklerinin Tarihinde Önemli bir belge

Bölücü terör vahşetinin yoğun bir şekilde devam ettiği 1992 yılında, DEMİREL hükümeti teröristlerin Türkiye ye sızmasına tedbir olarak Irak’ın kuzeyine hudut karakolları inşa etme kararı aldı.

Bu gelişmeyi, İzmir Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği yönetimi, Türkiye ve Irak Türklerinin geleceği için çok önemli bir fırsat olarak değerlendirdi, bu görevin Irak Türklerine verilmesi yönünde girişimde bulundu.

Proje “Türkiye’nin güvenliği-Irak Türklerinin güvenliği, Irak Türkleri’nin güvenliği-Türkiye’nin güvenliği" esasına dayanıyordu. Sadece İzmir de birkaç karakolun mevcudunu teşkil edecek sayıda Iraklı Türk vardı. “biz görev almaya hazırız” düşüncesiyle heyecanla karşılanmıştı.

Körfez harekâtından sonra doğduğu toprakları terk ederek Türkiye’ye sığınmak zorunda kalmış bu insanlar, vatanlarını korumaya hazırdı. İstenmiş olunsa Türkiye’deki diğer Irak Türkleri de sınır karakollarında görev alır, hem Irak Türkleri belli bir gelir sahibi olur, hem de Türkiye PKK’nın yapacağı sızmaları önceden haber alırdı.

Türkiye kendi hududunu korur gibi Irak Türklerinin karakollarını koruyacak, Irak Türkleri de kendilerini, korurken Türkiye’yi de korumuş olacaklardı.

Proje Askerlik görevini sınır karakolunda tamamlamış Piyade Asteğmeni tarafından oluşturulmuştu. Konunun uzmanları tarafından şekillendirilebilirdi. Kendilerine güvenilmeyeceği belli olan Kürt aşiret gruplarına, bu görev kesinlikle verilmemeliydi

Türkiye Cumhuriyeti eliyle Irak Türklerinin silahlandırılması anlamına gelecek böyle bir görevlendirme, Türkmen Kurtuluş Ordusunun teşkiline de fırsat verecekti. İş yetkililere ulaşmaya kalmıştı.

Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve ilgili Bakanlara mektup gönderildi. Resmi müracaatla yetinmeyerek İzmir’e bir İşhanı’nın açılışı için gelen Başbakan Süleyman DEMİREL’e, Devlet Bakanı Cavit ÇAĞLAR’a bizzat, Cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL’a da sekreteri eliyle mektuplar iletildi.

Cevapsız bırakma, cevap yolunu seçen ilgililer, sessiz kaldılar. En azından Genelkurmay Başkanlığı’ndan siz ne demek istiyorsunuz diye sorulacağını bekleniyordu olmadı.

Görüşüne başvurulan IMTC Irak Milli Türkmen Cephesi Başkanı Muzaffer Arslan “bizim böyle bir projemiz yok, bu İzmir’in fikri, Türkiye kendi meselesini kendi halletsin” cevabı verdi.

Yetkililer uyarımızın aksine devletin parasıyla kurulan, iaşesi, aracı, masrafları devletimiz tarafından karşılanan sınır karakollarının yönetimini Kürt aşiret gurubuna verdi. Türkiye Cumhuriyetinin kaynakları israf edildi kullandırıldı. Sonuç hüsran oldu.

Bu sonuç basına yansımış ve Çelik Harekatı yapılmıştı. 12.03.1995 tarihinde dernek Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, Başbakan Tansu ÇİLLER’e taahhütlü mektup gönderilerek “biz size dememiş miydik peşmergelere güvenilmez” yazısıyla ilgililere teklifini tekrarladıysa da, netice değişmedi yine cevap verilmedi.

Konu basında yer aldı:

Türkmenlerde Irak’ta bağımsız devlet istiyor. (Yeni Asır, 11 Ekim 1992)

Bağımsız Türkmen Devletine doğru. (Türkiye, 11 Ekim 1992

Kurulacak bir Türkmen Devleti sınır güvenliğimizin sigortası olacaktır. (Ege’nin Sesi.)

Irak Türkmenleri de bağımsız bir devlet kurmalıdır. (Ortadoğu, 12 Ekim 1992)

Bu konuya “UNUTULANLARIN DIŞINDA YENİ BİR ŞEY YOK”[1] kitabında Osman PAMUKOĞLU da değiniyordu.

"Kuzey Irak topraklarında yapılacak harekât için Ankara’dan verilen izinde, 'Harekâtın doğu kanadında Barzani’ye ait güvenlik karakollarının bulunduğu, buradaki Peşmergelerin Irak’a girecek birliklere kılavuzluk yapacakları, bunlardan istifade etmemiz' bildiriliyordu.

Bahsedilen bu karakollar, 1991’den sonra Türkiye tarafından PKK ile mücadele için Barzani’nin gösterdiği yerlere inşa edilmiş ve malzemeleri de verilmişti. Peşmergelerin silah, mermi, telsiz, erzak ve maaşları da Türkiye’den sağlanıyordu. Bunların tam nerede olduğunu bilen de yoktu !. Farz edelim ki bu karakollar sıra sıra vardı ve o bölgede güvenlik sağlıyordu. O zaman nasıl oluyordu da, Çukurca bölgesindeki bizim karakolların bazıları 3-4 defa saldırıya uğruyordu? Sınır karakollarına baskın için Peşmergelerin bulundukları yerlere yaklaşan PKK’lıların gruplarıyla değil çarpışmak, bir küçük haber bile karakollara ulaşmıyordu. Diyelim ki yaklaşırken görmediler, hiçbir haber de alamadılar; çatışma gece başlayıp, ortalık kıyamete döndüğünde her şeyi görüyorlardı ve PKK baskın sonrası geldiği yönden geri çekilirken ne yapıyorlardı?..."

Diye yakınıyordu ve operasyon sırasında kendisine bağlı birliklere Barzani karakollarından ateş açıldığı, askerlerimizin kim olduklarını bağıra bağıra söyledikleri, buna rağmen karakollardan üzerlerine ateş edildiği, burada kalanların PKK militanı olduğu ve 1,5 yıldır karakollarda yaşadıkları bilgilerini veriyordu.

Şimdi dönemin yetkililerine soruyoruz?

Hadi Kuzey Irak sınırına karakol kurarken karakolların yönetimini Irak Türklerine vermeği akıl edemediniz? Bu yönde talep gelince neden değerlendirmediniz? Osman Pamukoğlu’nun kitabında anlattığı gibi operasyon sırasında, karakollardan yapılan ateş sonucunda askerlerimizin yaralamasından, şehit düşmesinden bu karakolların yönetimini peşmergeye veren asker sivil yetkililer sorumlu olmuyor mu? Bunların vicdanları sızlamıyor mu?

Bu kararın altına imza atan ilgililer hakkında işlem yapılmayacak mı ?

Karakolların yönetiminin peşmergeye verilmesi kararı başımıza geçirilen çuval hadisesinin başlangıcı olmuştur. Tam bir ciddiyetsizlik örneğidir. Yapılmaması gereken yanlışlık yapılmıştır.

O yıllarda Irakta TV kurulduğu okul açıldığı Prof. Dr. İhsan Doğramacı’nın da bu gelişmeleri olumlu karşıladığı haberi basında yer alıyordu. Oysa Irak Türklerinin can güvenliğini sağlamadan okul, televizyon açmanın önemli olmadığı görülmedi. Yönetim karakol fırsatının Irak Türklerinin silahlanmasını sağlayacak fırsat olduğu değerlendirmedi. IMTC de kısa süre sonra ağır darbe aldı .

Bu konu hakkında hazırladığımız projenin belgesi devrin Genelkurmay Başkanı Doğan GÜREŞ’in gönderdiği teşekkür mektubunun metni aynen şöyledir

                                                                                                                    11 Aralık 1992

Sayın İsmet TAPU

(İzmir Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı)

Irak Türkleri olarak her türlü olumsuzluğa rağmen anayurdunuza dönme isteğinize ve Türkiye’nin sınırlarının güvenliği için görev almaya hazır olduğunuzu belirten mektubunuza, teşekkür eder en iyi dileklerimi sunarım.

Org. Doğan GÜREŞ

Genelkurmay Başkanı

_________________________

[1] Osman Pamukoğlu,Unutulanların dışında yeni bir şey yok, 13.Basım,S.

...

Yazarın tüm yazıları için;

https://www.bursaarena.com.tr/profil/152/celal-ocal

Anahtar Kelimeler:
Celal Öcal
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
150