Kazım Özalp Millî Mücadele eserinde bu olayları şu şekilde özetlemektedir:
Bu emir 61. Fırka Kumandanı İzzettin Bey'e yollandıktan sonra, cephe kumandanı Ali Fuat Paşa'dan geri çekilme için emir geldi. Halbuki bu anda benim verdiğim emir üzerine 61. Fırka gece taarruzuna başlamış bulunuyordu. Ali Fuat 11. Fırkanın yanında bulunduğundan geri çekilme ernrini doğrudan doğruya bu fırkaya da tebliğ etmişti. Bu suretle merkez ve sağ cenahtaki kuvvetler taarruz ederken, 11. Fırka ile Kuvayı Seyyare, muharebe hattından geri çekilmeye başlamışlardı. 61. Fırka 25 Ekim saat üçe kadar taarruza devam etti. 11. Fırka 25 Ekim sabahı Yenice Armutlu köyüne dönmüş bulunuyordu. Kuvayı Seyyare de bu civara çekilmişti. Verilen emir üzerine 61. Fırka sabahleyin muharebe ettiği sırtlardan ayrılarak geri geliyordu. Muharebeyi idare ettiğim tepeden, kıtalarımızın çekilişlerini kontrol ederken, düşmanın çekilen kıtalarımızı topçu ateşiyle bile takip etmemesi dikkatimi çekti. Keşif için karargah süvarilerini muharebe mevzilerinin istikametinde gönderdim. Düşmanın, gece yarısından itibaren çekilmeğe başladığını ve Gediz'de düşman kalmadığını haber aldım. Bu sırada yanıma gelen İzzettin Bey'e, bir atlı piyade müfrezesi teşkil ederek Gedos istikametine hareket etmesini emrettim. Ayrıca bütün kıtalara bulundukları yerlerde durmaları emrini yolladım. Sonradan düşmanın gece yarısından sonra çekilmeğe başladığını ve son kıtalarının gün doğmadan evvel Gedos'tan çıktığını anladık. Dr. Fazıl Bey kumandasında Emet'ten gelmiş olan milli kuvvetler, evvela Gedos'a giderek Hamidiye Hanı yönünde düşmanı takibe koyudular. Ben vaziyet hakkında malümat vermek üzere, yol kenarından geçen te1graf hattına telefonu bağlatarak cephe karargahını aramaya başladım. Ali Fuat Paşa'nın Çavdarhisar'da bulunacağını biliyordum. Çavdarhisar'ı ararken Kütahya telgrafhanesi cevap verdi. Ankara'dan muharebenirı neticesi hakkında geceden beri malümat beklediklerini ve muharebede muvaffak olmadığımızı işittiklerinden merak içinde bulunduklarını ve Mustafa Kemal Paşa'nın son haberleri beklediğini bildirdi. Ben de hemen geceki muharebeyi ve bu sabahki vaziyeti anlattım ve kıtalarımızın Gediz'e girdiklerini arz ettim. Bu haber
Ali Fuat Paşa taarruzun gerçekleştiği 24 Ekim 1920 günü öğleye doğru cephede yaptığı gözetlemede hareketin başarılı olmadığını görmüş, fakat bu vaziyette beklemenin, Türk tarafının takviye alma ihtimalinin bulunmamasına karşılık, Yunanlılar'ın böyle bir imkana sahip olmaları yüzünden düşman lehine olacağına karar vererek güneşin batmasından önce tekrar taarruza geçmelerini birliklerine emretmiştir. Bu emir Ertuğrul Grubu, Kumandanı tarafından tümen kumandanlarına duyurulurken, 11 ve 61. Tümenler harekete geçmişlerse de kuvvetle tutulmuş (özellikle makineli tüfeklerle) Yunan mevzilerine bir türlü girilememiş, Kuva-yi Seyyare ise ikinci defa taarruz emrini de yerine getirmemiştir. Bu Yunan saldırısı sonunda Balıkesir, Bursa, Uşak ve Nazilli elden çıktıktan sonra Batı Cephesi Komutanlığınca girişilen Gediz Saldırısı başarısızlığa uğramıştı[2]. Bu sırada Yunan kuvvetleri Türk askerlerinin 25 Ekim gecesi büyük bir taarruz istediklerini tahmin ediyordu. Cephanesi azalmış ve aynı zamanda diğer Yunan birlikleriyle irtibatı kesilmişti. Bu sebeple 13. Yunan Tümeni Gediz'i terk etme kararı aldı. Yunanlıların çekilmesinden habersiz olan Ertuğrul Grubu 24-25 Ekim gecesi Batı Cephesi komutanlığından aldığı emirle geri çekilmeye başladı. Doğancılar köyü ve Bakacek mevkiine kadar çekildiler[3].
Kazım Özalp özetle “26.10.1920 günü 61. Fırka Gediz'de, 11. Fırka Çavdarhisar civarında bulunuyorlardı. Ben 61. Fırka ile beraberdim. Geri çekildikten sonra tekrar dönen Kuvayı Seyyare de Hamidiye Köprüsü istikametinde ilerleyerek orada düşmanla temas kurmuştu. 26/27 gecesi Hamidiye Hanı mevzilerinde bulunan düşman bizim kuvvetlerimize taarruza başladı. Aynı zamanda Bursa cephesinde de düşmanın faaliyete geçtiği bildirildi. 61. Fırkadan bir alayı ve Kuvayı Seyyareyi Gediz mıntıkasında bırakarak, diğer kuvvetlerle 26/27 Ekim sabahı Kütahya'ya hareket ettim. Gediz muharebesi çok şiddetli olmuştu. Kaybımız önemli idi. 11. ve 61. fırkalardan 14 subay ve 170 er şehit ve 13 subay ile 260 er yaralı vardı. Ayrıca 700 erimiz de kayıptı. Silah ve cephanede de kaybımız ve sarfiyatımız çoktu. Düşman Gediz'e dönüş taarruzunu yaparak orada terk ettiğimiz kıtaları geri çekilrneğe mecbur bırakmış ve 31 Ekimde Yunuslar Gediğini de işgal etmişti[4]. Sabaha karşı Gediz'den gelen 12 yaşlarında Ahmet adındaki bir çocuk, Yunanlıların gece Gediz'i terk ettiği haberini getirdi. Bu durum derhal Grup komutanlığına bildirildi. Grup komutanı da bu haberi Ankara'da Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa'ya arz etti. Düşmanın çekilişini öğrenen Cephe Komutanı, 1. Kuvayi seyyare'nin derhal geri dönmesini, 61. Tümenin Gediz'e girmesini, 11. Tümenin de Yenicearmutçuk civarında istirahat ettikten sonra Yunuslar köyü civarına gelmesini emretti. 1. Kuvay-ı Seyyare Hamidiye Hanı civarında Yunan Birlikleriyle yapmış olduğu muharebede büyük kayıplar verdi. Bunun sonucunda da çekilmek mecburiyetinde kaldı. Türk askerinin bu çekilişinden faydalanan Yunanlılar 31 Ekim 1920 tarihinde Gediz'i tekrar işgal ettiler. Fakat bu işgal fazla devam etmedi. 12 Kasım akşamı 13. Yunan tümeni Gediz'i tekrar boşaltmak mecburiyetinde kaldı[5].




