Tarih öncesi ve tarih sonrası birçok imparatorluklar ve birçok devletler kurulmuş yıkılmış, yolunu değiştirmiş, çağ dışı kalmış, çağı yakalayan devletler olmuştur. Herakleitos’un “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” dediği bu söz gerçek bir olgudur. (Olgu: Var olduğu, doğru olduğu veya gerçekleştiği kabul edilen şeydir.)
Peki değişen şeyler Dünya’mızı nasıl etkilemiştir?
İnsanoğlu bilim ve teknolojinin gelişimiyle çok değişmiştir ama aynen kanser hastalarının tedavisinde radyasyon ışını alan kişiye (şua ışını ) verilen zarar ve yan etkileri gibi ülkemizde ve dünyada çok geriye giden değişimlere yol açmıştır. Örneğin;
Şirket devletler çoğaldı.
Etik değerler önemini kaybediyor.
Haksız yolla elde edilen kazanımlar örnek alınmaya başlandı.
Sevgi, saygı, gelenek, görenek ve kültürlerimiz dibe vurdu.
Güçlü devletler, hakkı olmadığı halde cebren ve hileyle, kendisine yararı olmayan veya yollarını kesen ülkelerin zenginliklerine ve egemenliklerine çöküyorlar.
Bu değişimin amacı, insanın gelişim sürecini maddeten ve manen geriye döndürmeyi, bu durumun normalleştirilmesini yadırganmamasını sağlamaktır. Emperyalist ülkeler 16.YY ‘da Osmanlı İmparatorluğu’nda uygulanan kapitülasyonların başka versiyonlarını, şirket devletlerin yönetimleriyle işbirliği yaparak, onları borçlandırılarak, savaşmadan geri getiriliyor. Kapitülasyon, bir devletin bir anlaşmaya bağlı olarak başka devletlere tanıdığı iktisadi ve sosyal ayrıcalıklara denir.
Şimdi, şirket devletle r haydutlaştı, kartel devletlere dönüşmeye başladılar. İsrail, ABD ve İngiltere bunların başını çekiyor. Epstein davasının ana sebebi de kartelleşmedir.
Kartel, rakipler arasında gerçekleşen fiyat tespiti, pazar paylaşımı, arz miktarının kısıtlanması veya kotalar konması, ihalelerde danışıklı hareket edilmesi gibi rekabeti sınırlayıcı anlaşma ve/veya uyumlu eylemlere işaret eden ortak kavramdır. Genellikle, Meksika Hükümeti’nin Meksika Uyuşturucu Savaşı'nda mücadele ettiği çeşitli, rakip, suç örgütlerini ifade eder.
Kartelleşme her alanda kendini gösterebilir. Örneğin, eğitim, sağlık, teknoloji, tarım gibi… Kartel anlayışının çıkış noktası şirketleşmedir. Şirketleşme, ahlaki rekabet olduğu sürece sürdürülebilirliği olsa da rakiplerini saf dışı ederek TEK ‘ ele düşürmek, toplamak kartelleşmeye zemin hazırlar. İşte, burada demokrasinin ana kuralı olan çok seslilik ve halkın yönetime ortak olması kartelleşmenin panzehiridir. Yalnız, demokrasinin zayıf yanları da vardır. Yönetimlerini seçen halkın bilinçli ve okuduğunu anlama, sorgulama kabiliyeti olması gerekir.
Bir zincirin gücü, en zayıf halkası kadardır.(İngiltere)
Bu yüzden zayıf halkaya odaklanmalı onu güçlendirmelidir. Ülkemizin en zayıf halkası sizce nedir?
İnsan bir kapıdan içeri girmeden, çıkışı da var mı? diye düşünmeli. (Rusya)
Ortadoğu bataklığına girerken nasıl çıkacağımızı düşündük mü acaba!
Bir atı zorla suya götürebilirsiniz ama ona zorla su içiremezsiniz.(Fransa)
Terörsüz Türkiye ve barış adı altında dayatılan, 50 binden fazla insanı öldüren askerini, öğretmenini, savcısını, bebeklerini öldüren bebek katilini Türk Milleti’ne affettirebillir misiniz?
Nasıl indireceğini bilmediğin eşeği dama çıkarma. (İran )
Çalışanlarımızın, emeklilerimizin, gençlerimizin, çiftçilerimizin, işçilerimizin ekonomik alım güçlerini etkileyen enflasyonun yukarıya çıkmasını (tüketim ve israf) önlemiyorsak, neden indirmek için üretimi artırıp tüketim ve israf etmemeyi yapamıyoruz.
Değişim rüzgârları eserken akıllılar yel değirmeni yapar, aptallarsa duvar örer.(Çin)
II. Dünya Savaşı’na biz girmedik ama Dünya savaşırken fırsatını iyi değerlendirdik ve biz “KÖY ENSTİTÜLERİ ‘ni kurarak EĞİTİM DEVRİMİ “ yaptık. Eğer II. Dünya savaşına girseydik bugünkü cumhuriyetimiz ve kazanımlarımız 100 yıl sürmezdi. II. Dünya Savaşı’na İsmet İnönü bizi sokmadığı için karne ile gıda dağıtımını siyasetçiler eleştri olarak oy kullanmada kullandılar. Ama şunu unutmamak gerekir ki, hiçbir çocuk savaşa katılmadığımız için babasız kalmadı. Biz de, Ortadoğululaştırılır bu bataklıkta diktatörlerin yönetiminde kul olurduk.
Bana dostunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim (Türk)
Her Türk Vatandaşı Atatürk’e minnet, şükran, saygı ve sevgi duymalıdır.
02.03.2026






Her paragraf başka bir yazı olabilir.Hepsini birden toplamak marifet ister.Teşeklürler