150

Regaip, Arapça bir kelimedir ve “Rega-be” kökünden gelmektedir. Kelime olarak, bir şeyi istemek, arzulamak ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. Cenab-ı Allah, Beled suresi 11-16 ayeti kerimelerinde,

Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek ve açlık gününde yakını olan bir yetimi yahut aç açık bir yoksulu doyurmaktır.

buyurarak Regaip Kandil’inin hakikatini bizlere bildirmiştir. Kelime kökenine göre ayette, “fekku rekabetin” denilerek vurgu yapıldığı şekliyle Regaip köle azat etmek, yetimi ve yoksulu doyurmaktır. Günümüz şartlarında bizim kölemiz yok ama asıl köle olan bizleriz hem de kendimizi özgür zannederken. Al-i İmran suresinin 14. Ayeti Kerimede,

Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.

denilerek, kendimizi emmaremize nasıl köle yaptığımız anlatılmaktadır. Evet, bizler kendimizi dünyevî isteklerimize köle yaptık. Azat etmemiz gereken “Köle” kendimiziz! Dünyanın sahte tatminliğini elde etmek için nefsin isteklerini eksiksiz yerine getiren her birey nefsine köledir. Asıl olan kişinin nefsine emir vermesidir çünkü nefis varlığın sahibi değil asıl sahibine hizmetkâr olmalıdır. Varlığın asıl sahibi bireyin kendisidir ve birey nefsin emmare hali değil varlığın “Ruh” halidir. Nefsine köle olan birey için nefsini tatminliği adına kendisine ve diğer insanlara zarar vermesi, incitmesi, üzmesi, hakkı olmayana sahip çıkıp gasp etmesi ve hatta gerekirse öldürmesi hiç önemli değildir. Nefsine köle olan birey, efendisi olan nefsine uygun düşmediği için Allah’ın, “Yetimi, yoksulu ve açları” gözetin demesine rağmen gözetmez, yardım etmez. Nefsin Rahmanî sıfatlar üzerine sahte bir şekilde bulunması dahi kendi amacına ulaşmak içindir. Gerçekte nefs-i emmare sadece kendisini sever, kendisine saygı duyar, kendisine karşı sonsuz hoşgörü içinde olur, kendisine karşı cömert ve bağışlayıcıdır. İşte, azat edilmesi gereken kölelik bizim kendi köleliğimizdir. Kendi köleliğini azat etmeden nefs-i emmarenin izin verdiği ölçüde ibadetin şeklî boyutunu yapmak, kulluğumuzu yerine getirmiş olmak değildir.

Yetim, yoksul ve aç olan bir insanı doyurup giydirmek, hastaysa tedavi ettirmek, eğitimi için yardımcı olmakla birlikte, bir hayvanı da gözetip doyurmak, su vermek, tedavi ettirmek de bir bitkiye su dökmek de Allah’ın emridir. Yani nerede zor durumda olan yaratılmışlık varsa bu zor durumu çözmesi de insan oluşun sorumluluğundandır. Yetim, yoksul ve aç olmanın bizimle bağı oluşu, bir gün bizim de yetim, yoksul ve aç kalacağımızın gerçekliğini kapsaması gibi ruhumuzun yetimliği, yoksulluğu ve açlığı da söz konusudur. Bizler, ruhumuzun isteklerine duyarsız kaldığımız için ruhumuz yetim, rahmanî sıfatlardan uzak olmayla yoksul kaldı. Bizler, emmaremizin gıdasını aksatmadan düzenli olarak verirken, ruhun gıdası olan maneviyattan uzak durmayla aç kaldı. Bu sebeple bizler, emmarenin kölesi olmaktan kurtulup, ruhumuzu yetimlikten, yoksulluktan ve açlıktan kurtarmalıyız. Hz. Muhammed ve Ehlibeyt efendilerimiz gibi gerçekte Regaip Kandil’ini yaşamak istiyorsak yapmamız gereken budur. Bu hakikati kendimizde gerçekleştirmedikçe yaşadığımız Regaip, gerçeğin taklidi olarak kalacaktır ki bize hiçbir faydası olamaz.

Allah’a kulluk, Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet ve bu şehadet üzerine yaşamaktır. Regaip, bizi bu şehadetten mahrum bırakan şirk anlayışından arınmak, manevî ilim ve ahlak üzerine bulunarak şehadeti gerçekleştirmektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
150