Yıl 1994...

İBB'nin başına, önceki siyasi dönemlerinde sıkı muhalefet yapan biri gelmişti. Pek tanınmıyordu ama hırslı ve inançlıydı. Kürsülerde, meydanlarda, toplantılarda öyle savunuyordu ki milletin hakkını, sözlerine katılamayacak gibi değildi..

Tabiri caizse, çatır çatır muhalefet yapıyordu.

Günlük üç simit ve çay hesabı yaparak, asgari ücretlinin, düşük gelirlinin, mazlumun geçim sıkıntısını anlatmaya çalışıyordu.

Söylemlerine katılmamak elde değildi...
Sahip olduğu tek yüzük, övündüğü en büyük mülküydü...

Okuduğu bir "şiir", öne sürülüp bahane edilerek görevden el çektirilmesine ve cezaevi yolunu aralamasına sebep olmuştu. O dönemde İBB Başkanıydı...

Sizce bahane miydi? Bence, bahaneydi tabii ki...
Haksızlığa uğramıştı...

Dönemin iktidar mensupları, Belediyeyi kaybetmenin hırsı ile hareket ediyordu.

Tıpkı İmamoğlu'na şu an ki yapılanlar gibi...

Gel zaman git zaman. .. 25 yıllık kendi siyasi otoritelerinin yönettiği sistem sonrası, 2019 'da kendisi gibi fazla tanınmışlığı olmayan bir kişi, karşılarında İBB Başkan adayı oldu.

İBB, derya denizdi. Konjonktürel önemi büyüktü. Metropol şehirdi, iyi bir imkan ve güç kapısıydı.

Aynı zamanında kendisi gibi, İmamoğlu'da sabırlı, inançlı ve çalışkandı. İstanbul halkı bir tercih yapmış, İmamoğlu'na bir şans tanımak istemişti.

Tabiki, siyasi otorite tanıtmadı...

Olmaz, dedi.

Bir daha dene!

İmamoğlu yılmadı, bir daha deneyecekti, gerekirse her defa da denerdi. Seçmen Ona, O da İstanbul'a inanmıştı.

İkinci defa denedi, yine oldu.. Daha da büyük oy farkıyla oldu..
Çünkü, iktidara yakın seçmenler bile haksızlığa karşı tepki vermiş, irade koymuş, hakkının gasp edilmesini, vicdanlarında kabul etmemişti.

İmamoğlu, İBB'nin başına geçti...

Aradan 2,5 yıl geçti. İmamoğlu çok çalışıyordu. Belediye'yi tanıması, işin ehli kişileri görevlendirmesi, yarım kalmış projelerin devamı, eksikliklerin giderilmesi, kaynak yaratması, kurum içi kayıp kaçakların ortaya çıkarılması, araştırılması ve tüm bunların yanında Belediye hizmetlerinin de aynı zamanda sürekliliği gerekirdi.

Halk hizmet beklerdi.

İmamoğlu, tüm bunlarla uğraşırken ve görevini başarıyla yürütürken, aynı önceden kendisinin başına gelenler gibi, karşısındaki siyasi otorite sürekli bir bahane öne sürmeye, göz dağı vermeye ve halk karşısında farklı algı yaratmaya kalkışmaktaydı.

İBB Meclisinde verilen önergelere, iktidar meclis üyeleri tarafından sürekli red verilerek, çalışmasının yavaşlatmaya çalışılması ayrı bir tartışma konusudur.

İmamoğlu, 16 milyon'a karşı olan sorumluluğunun bilincindedir. Tek amacı da İstanbul'a hakkıyla hizmet etmektir.

En büyük ihtiyaç olan yeşil alanları ve vadileri arttırmaya, çocuklara ve annelere özel projeler üretmeye, vapur ve tramvay seferlerini düzenleyip, büyük meydanları yer altına alarak yaya ve trafik yoğunluğuna çare getirmeye, evsizlere kalıcı iş ve psikolojik destek, yardım, gıda, barınma ihtiyaçlarının karşılanmasına, hayvan haklarını korumaya yönelik onların da bakım ve yaşam kalitesini arttırmaya, kısacası sosyal belediyeciliğin görevini yerine getirmeye çalışmak için sayfalara sığmayacak yeni projeler başlatmış fakat, karşısındaki otorite tarafından başarılılarının üstü kapatılması için türlü basın organları ile algı oyunlarına maruz kalmaktadır.

Daha birkaç gün önce toplu açılış töreni yapmış, Kurumlara yönelik hizmet gerçekleştirmiş, Beylikdüzü Kaymakamlığı'na Müftülük, Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Polis Karakolu inşa ettirmişti. İçinde kurum çalışanlarının tüm ihtiyacını karşılayacak konforlu alanlar açılmıştı.

Peki, ne mi oldu?

İmamoğlu, ne açılışa katılan ne de bu kurumları teslim edebileceği karşısında devletten yetkili bir muhattap bile bulamadı, kimse açılışına katılmadı, anahtarı dahi teslim almadı...

Oysa ki, İmamoğlu bunları kendi cebinden mi yaptırmıştı? 16 milyonun parası, hakkı vardı ve bunları yine İstanbul'a hizmet için yetkililere teslim edecekti.

Devlet kinle yönetilmez. Devlet akılla, bilimle, adaletle yönetilir.

İstanbul'u kaybetmenin vermiş olduğu hırs ve intikam duygusu içine girenler, yeni bir iddia daha ileri sürmüştü.

İBB'de 557 terör iltisaklı personel işe alımı iddiası...

Bir suç işlediğimizde, hele ki bu suç terör bağlantılı veya vatana karşı ise, hiçkimsenin iznine tabi olmadan, Savcılık makamı resen soruşturma açarak olaya el koyar. Konutlara düzenlenen geceyarısı baskınlarını hepimiz biliriz. Suçluyu veya şüpheliyi teslim almak için yer, zaman kavramı yoktur. Adli kolluk direk olaya müdahildir. Ceza muhakemesi Kanunumuzda da açıkça tüm hükümler bellidir.

İBB'de çalışan terör bağlantılı kişiler var ise, bu kişiler tespit edilir ve oldukları yerden nokta atışı ile alınır.

Sosyal medya veya Tv'de, önce kesin bilgi mahiyetinde "557 terörist tespit ettik" sözünü öne atarak algı yaratmak, sonrasında da "koridorlarda duymuştuk" sözleri ile ters manevra yaptırılıp, olayı afişe ederek, soruşturma süreci yürütülmez. Bu işler gizlidir. Gizli olmasının sebebi, böyle bir olay durumunda, bu kişiler suçlu ise kaçmaması, hem de operasyonun selameti içindir.

Yaklaşık 85 bin kişinin çalıştığı bir kurum içinde, suçlu çıkabilir mi?

Adli sicil kaydında bellidir!..

Bir belediye veya kurumda işe başlamak için sizden bir sürü belge istenir. İçlerinden biri de, temiz kağıdı dediğimiz adli sicil belgesidir. Bu belge olmadan hiçbir kurum, kişiye iş başı yaptırmaz. Adli sicil kağıdına güverek, iş başı yaptırılan biri aslında gerçekten bir suçlu ise, burada İBB'nin değil, belgeyi düzenleyip veren asli kurumun hatası vardır ve bu kurum suçludur!

Neden bir suçlunun eşgali temiz yazılmıştır?

Eğer, terörle iltisaklı denilen kişiler gerçekten belediye'de çalışıyor ise gelip olaya el konmalı, suçlu evinden veya iş yerinden teslim alınmalıdır.

Bu suçların ispatı varsa ve sen suçluyu teslim almıyorsan, yine suç asli yetkili kurumdadır, İBB'de yine değil!

"Terörist bulamazsak, işyeri açılış ruhsatlarını da inceleyelim, başka şeyleri de araştıralım" demek, maksadına uygun bir muamele değildir. Terörist var diyorsan, terörist araştırmalısındır.

Hani, önceden kendisi muhalefetken siyasi iktidar tarafından başına gelen, "şiir okuma bahanesi"gibi İmamoğlu'na da farklı bir bahane ile aynı süreç yaşatılmaya başlanmıştır.

Zamanında, Sayın Erdoğan İBB Başkanı iken, iktidar mensupları tarafından başına gelen tüm bahaneler karşısında dimdik ayakta durmuş, azimle çalışmış, cezaevi süreci yaşamış, bedeli neyse ödemiş ve sonunda muhalefet koltuklarından ayrılıp, halk tarafından mükafatlandırılarak haksızlığa uğradığı için, adeta kahraman ilan edilmiş ve şimdi Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

Yani İmamoğlu'na yapılan mobbinglerin başka versiyonlarını da zamanında kendisi yaşamıştır.

Şimdi sorular şöyle; 

1-Yaklaşık aynı süreçlerden geçilen ve aynı sonuçları elde eden muhalefetteki siyasi rakibinize, türlü bahaneler ile iktidar tarafından baskılama politikasına devam edilecek mi?

2- Eğer iktidar mensupları tarafından, muhalefete karşı ortaya atılan haksız isnatlara devam edilecekse, iktidar ortağınızın nabız yoklaması amacı ile ortaya attığı "görevden aldırma" mevzuatını işletecek misiniz?

3- İmamoğlu'nu bahane ile görevden aldırdıktan sonra, hazır Cumhurbaşkanlığı seçim hazırlığı arefesine de girmişken, hani zamanında sizin de yaşadığınız gibi yeni bir kahramanlık destanı yazılmasının temelini kendi ellerinizle atmanız, iktidar mensuplarını ne denli memnun ederdi?

Aynı tekrarlardan, farklı sonuçlar çıkmaz.

Allah mazlumun yanındadır.

Vatandaş yine vicdanıyla sandığın başında hazır olacaktır.

Denemesi bedava..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Veli Şahin 5 ay önce

Tebrik ediyorum. Çok güzel bir yazı olmuş. Kalemine yüreğine sağlık.

Misafir Avatar
Sevda Keskin Akman 5 ay önce @Veli Şahin

Çok teşekkür ederim Başkanım

Beğenmedim! (0)
Avatar
Sevda Arık 5 ay önce

Kalemine sağlık bu süreç daha iyi nasıl anlatılamazdı.

Misafir Avatar
Sevda Keskin Akman 5 ay önce @Sevda Arık

Çok teşekkür ederim ⚘

Beğenmedim! (0)
Avatar
Mustafa Başdağ 5 ay önce

Ellerine ve emeğine sağlık, güzel bir yazı olmuş hem geçmişle bugünü kıyaslamak daha bir güzel olmuş. Başarılarınızın devamı dileğiyle.

Misafir Avatar
Sevda Keskin Akman 5 ay önce @Mustafa Başdağ

Beğendiğinize çok sevindim, çok teşekkür ederim

Beğenmedim! (0)
Avatar
Sakine Kars 5 ay önce

Çok güzel bir yazı olmuş. Yaşanılanlar ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi, tebrikler..

Misafir Avatar
Sevda Keskin Akman 5 ay önce @Sakine Kars

Çok teşekkür ederim, sevgiler

Beğenmedim! (0)
Avatar
Ali Temiz 5 ay önce

Ellerine ve kalemine sağlık hemşehrim, çok kıymetli yazını okudum katılmamak mümkün mü..

Misafir Avatar
Sevda Keskin Akman 5 ay önce @Ali Temiz

Çok teşekkür ederim ,saygılar

Beğenmedim! (0)
Avatar
Halise akman 5 ay önce

Ellerine emeğine sağlık, tekrarlardan farklı sonuç çıkmaz, çok güzel anlatım olmuş tebrik ederim♥️

Misafir Avatar
Sevda Keskin Akman 5 ay önce @Halise akman

Beğendiğine çok sevindim kıymetlim , çok teşekkür ederim

Beğenmedim! (0)
Avatar
Elvin Yarcı 4 ay önce

Yalın ve akıcı anlatımından dolayı tebrik ederim. Fikrine, kalemine sağlık.