Akşam saatlerinde ekranların ani parlaklık değişimleri, çocuk beyninde yetişkinlerden çok daha güçlü etkiler bırakıyor. Mavi ışık yalnızca uykuya dalmayı geciktirmiyor; biyolojik ritmi, dikkat becerilerini ve ertesi gün performansını da doğrudan zayıflatıyor. Karanlıkta parlak ekrana bakmak ise bu yükü en yoğunlaştıran durum.
Ekran parlaklığındaki ani değişimler, özellikle akşam saatlerinde, çocuk beyninin karşılaşabileceği en yoğun uyaranlardan biri.
Nörobilim araştırmaları, LED tabanlı ekranların saniyeler içinde “yüksek parlaklık–düşük parlaklık” geçişleri yarattığını ve bu geçişlerin beyinde mikro uyarılmalar oluşturduğunu gösteriyor. Bu mikro uyarılmalar, yetişkin beyninde dahi rahatsızlık yaratırken, gelişme sürecindeki çocuk beyninde etkiler çok daha belirgin hale geliyor.
Karanlık bir odada açılan telefon ışığı, parlak bir bildirim, yatak altındaki tablet…
Tüm bu senaryolar, çocuk beyninin dinlenme ve uykuya geçiş ritmini bozarken, bazı çocuklarda baş ağrısı, göz yorgunluğu, melatonin baskılanması ve uyku döngüsünde gecikme gibi sonuçlara yol açabiliyor.
Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Kliniğinden Doç. Dr. Ayşe Burcu Erdoğdu Yıldırım, bu farklılığın nedenini TRT'nin haberinde anlatıyor.
Akşam saatinde maruz kaldığımız ekran bize sanki gün ışığı varmış gibi bir sanal gerçeklik oluşturuyor ve beynimiz henüz akşam olduğunu varsayamıyor. Dolayısıyla uyanıklığa devam etmek zorunda kalıyoruz.
Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Ayşe Burcu Erdoğdu Yıldırım :
Çocuk beyni ışığa neden bu kadar hassas?
Gelişim sürecindeki sinir sistemi, ışık değişimlerine yetişkinlere göre çok daha duyarlı. Ayşe Burcu Erdoğdu Yıldırım, bu hassasiyetin çocuk beyninde neden daha yoğun etki yarattığını şöyle açıklıyor:
.jpg)
[Fotoğraf: Getty]
“Çocuk beyni erişkin beynine göre henüz hali hazırda gelişmekte olan bir beyin. Dolayısıyla dışarıdan gelen uyaranlara çok daha hassaslar. Bu şu demek aslında bizim normalde de erişkin beyni için zararlı olabilecek bir takım flashlar mesela ya da karanlık bir ortamda ani çıkan ışık değişimleri bunlar çocuk beyninde çok daha büyük etkilere neden olabiliyor. Mesela uykuyu bozması ya da bazen epileptik nöbetleri tetiklemesi gibi.”
Biyolojik ritmi bozan sanal “gündüz” etkisi
Akşam saatlerinde ekran ışığına maruz kalmak, çocuğun gece moduna geçişini geciktiriyor. Yıldırım, bunun uyku hormonunun salınımını doğrudan etkilediğini söylüyor:
“Akşam saatinde maruz kaldığımız ekran bize sanki gün ışığı varmış gibi bir sanal gerçeklik oluşturuyor ve beynimiz henüz akşam olduğunu varsayamıyor. Dolayısıyla uyanıklığa devam etmek zorunda kalıyoruz.”
Melatonin geciktikçe, çocukların uykuya dalması zorlaşıyor; ertesi gün dikkat, hafıza, duygu regulasyonu ve akademik başarı üzerinde belirgin etkiler görülebiliyor.
Karanlıkta parlak ekran en zararlısı
Tam karanlık bir ortamda ekranın aniden açılması, çocuk beynine en yoğun ışık yükünü bindiren durumlardan biri.
Yıldırım, özellikle yorgan altında, zifiri karanlıkta kullanılan ekranların çocukları daha fazla zorladığını belirtiyor:
“Dışarıdaki ışıkla ekrandan gelen ışık arasında çok büyük fark olmaması lazım aslında. Yani bu şu demek… Bu mikro uyarımlar baş ağrısı, göz yorgunluğu, migren gibi sorunlara neden olabiliyor.
Gece o yatağın altına girip o tableti, telefonu izlemek çocuklarda fiziksel yorgunluğa neden olabiliyor.”
Peki çözüm ne? Amaç, ekranı tamamen hayatın dışına çıkarmak değil; çocuğun duyarlılığına uygun bir akşam rutini oluşturmak, diyor Ayşe Yıldırım.
“Akşam yatmadan önce en az yarım saat, bir saat hatta bir buçuk saat ekranı kapatmak lazım. Bazı çocuk daha hassastır; böyle çocuklara daha da dikkat etmek lazım. Ekran mutlaka kullanılacaksa gece modunun kullanılması çocuklar açısından daha sağlıklı.”




