Overton Window (Overton Penceresi), toplumda herhangi bir dönemde “kabul edilebilir” sayılan fikirlerin sınırını ifade eder. Bu sınır zamanla kayabilir; böylece dün radikal görülen düşünceler bugün normal görülebilir, hatta resmî politika haline gelebilir.
En basit tanımı bu ama açmak gerek sanırım. Haydi başlayalım.
“Uçuk” hatta “kabul edilemez” denen şeyler zaman içinde ne ve nasıl olur da “normalleşir?” İnsanlar bir anda mı değişir? Fikir aynıdır, insanlar aynıdır, değişen şey çoğu zaman o fikrin zemin bulduğu alanın sınırlarıdır. İşte bu sınırın adıdır Overton Penceresi…
Bu kavram, ABD’li düşünce kuruluşu Mackinac Center for Public Policy’de çalışan politika analisti Joseph P. Overton tarafından ortaya atılmıştır. Temel iddiası şudur:
Özellikle siyasetçiler topluma istedikleri her fikri olduğu gibi doğrudan dayatmazlar; ancak toplumun “makul” gördüğü fikir aralığında hareket ederler. Bu aralık bir pencere gibidir. Pencerenin içinde kalan fikirler tartışılabilir, savunulabilir ve uygulanabilir kabul edilir. Dışında kalanlar ise marjinal, radikal ya da “söylenemez” olarak damgalanır.
Siyasetçinin ya da siyasetçiyi yönlendirenlerin amacı, pencereyi kendi hedefleri doğrultusunda kaydırmaktır.
Peki pencere nasıl kayar?
Sabit olmayan Overton Penceresi, zamanla, başta medya kanalları olmak üzere, kanaat önderleri, sanatsal üretim, krizler ve toplumsal travmalar aracılığıyla yer değiştirir ya da değiştirilir. Tartışılmaz olarak görülen bir düşünce, önce “sadece tartışma konusu” olur. Ardından “makul alternatif”, sonra “popüler görüş” ve nihayetinde “resmî politika” haline gelir.

Bu kayma genellikle şu aşamalardan geçer:
- Düşünülemez
- Radikal
- Kabul edilebilir
- Makul
- Popüler
- Politika
Buradaki kritik nokta şu: Fikirler çoğu zaman doğrudan doğruya orta yoldan değil, uçtan başlatılır. En uç fikir ortaya atılır. Toplum tepki verir. Sonra biraz daha yumuşatılmış versiyonu sunulur. Bir süre sonra “en azından bu, diğerine göre daha mantıklı, daha kabul edilebilir” denir. “Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek” yani… Pencere, böylece, milim milim bilinçli aktörler tarafından yönlendirilir. Bildiğin gibi, emperyalizmin acelesi yok.
Bu noktada “Pencereyi kim kaydırır, kimlerdir bu bilinçli aktörler?” sorusu geldi aklına değil mi?
Tek bir aktör yoktur bu konuda. Her tür medyada boy gösteren paralı-parasız propagandistler, yazılı-görsel yayınlar, diziler, filmler bu sürece etki eder. Güvenlik tehdidi, ekonomik çöküş ya da sosyal travma ile gelişen kriz dönemleri ise pencereyi en hızlı kaydıran anlardır.
Şaka gibi ama siyasetçilerin bizzat yarattıkları krizlerin, onların turbo düğmesi olduğu bir gerçek. En çok ta “sosyal mühendisliğe karşıyız” diyenlerden korkmak lazım bu konuda.
Tehlike aslında kavramda değil, bilinç noktasındadır.
Overton Penceresi tarafsız bir kavramdır. Pencere, iyiye de kayabilir, kötüye de… Kaydığı ya da kaydırıldığı yer hayra da hizmet edebilir, şerre de… Duruma göre toplumsal bilinç te yükseltilebilir; toplum, sistematik biçimde uçuruma da savrulabilir.
Bu yüzden mesele şu soruda düğümlenir: Pencerede gördüklerimizin arkasından mı sürükleniyoruz, yoksa pencerenin kaydığını fark edip gereğini yapabiliyor muyuz?
Kavramın günümüz bağlamına bir göz atalım.
Bugün bu pencere eskisinden daha hızlı hareket edebiliyor. Organize bir kampanya, siyasi güç destekli medya propagandaları, vicdan kurgucuları, nehirleri tersine akıtma konusunda başarılı olabiliyor. Dün marjinal görülen bir görüş, böylesi yapay dokunuşlarla adım adım “çoğunluğun sesi” gibi sunulabiliyor.
Günümüzde artık mesele herhangi bir fikrin doğru olup olmadığı değil; nasıl ve hangi amaçlarla doğru kabul ettirildiği ve neye hizmet ettiği…
Sonuca gelirsek…
Bu kavramı ilk duyduğumda, yaşı yarım asrı henüz geçmiş biri olarak son 24 yılı yoğunluklu olmak üzere 40 yıldır maruz kaldıklarımız, razı olduklarımız, kabul ettiklerimiz ve kaybettiklerimiz bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti.
Peki ya senin?
Haftanın Notu:
Türk Milletinin egemenlik hakkı kutsaldır ve bulunduğu coğrafyada emperyalizme karşı bir örnek olan laik, bağımsız, üniter Türkiye Cumhuriyeti yolda bulunmamıştır.




