150

Orucun bu etkilerinin tespit edilmesi sonucunda beyinde yaşlanmaya bağlı olarak geliştiği düşünülen dejeneratif değişikliklerin önüne geçilebileceği, alzheimer, demans ve Parkinson gibi hastalıklara karşı koruma sağlanabileceği düşünülmektedir.

Günümüz insanının neredeyse hiç hareket etmeden çeşit çeşit yiyeceğe sahip olması mümkün. Her geçen gün hazır yiyecek ve içecek çeşitliliği artıp temini kolaylaşırken, hareket alanımız ve fiziksel aktivitelerimiz de azalmaktadır. Bunun neticesinde de kilo problemi ve akabinde birçok hastalık ortaya çıkmaktadır.

Eğer az yiyerek çok hareket etmeyi hayat tarzınız haline getiremiyorsanız ya da yeteri kadar fırsatınız yoksa kilo kontrolü ve başınıza gelebilecek birçok hastalıktan korunabilmek için zaman zaman oruç tutmak zorunda olduğunuzu vurgulamak için sizlere "otofaji" den de bahsetmek istiyorum.

Otofaji; "vücudumuzdaki sağlıklı hücrelerin atık değerlendirme yani geri dönüştürme tesisleri gibi çalışarak bozulan hasarlı ya da ölü hücrelerden işe yarar kısımların ayrıştırılıp, yeni hücre yapımı ve enerji üretiminde kullanılmasıdır."

Doksanlı yılların başından itibaren otofaji üzerinde çalışmalar yapan Japon Hücre Biyoloğu Prof. Yoshinori Ohsumi, "açlığın hücreler üzerindeki olumlu etkisini" ortaya koyduğu için 2016 yılı Nobel Tıp Ödülüne layık görülmüştür.

Otofaji sayesinde vücudumuz kendi "fabrika ayarları" ile kanser ve diyabet gibi birçok hastalığı önleyerek, sağlıklı hücrelerin korunmasını desteklemektedir. Ancak hücrelerimizde otofaji işlemenin başlayabilmesi için açlık süresinin 12 saatin üzerinde olması gerekmektedir.

Orucun bilimsel olarak ortaya konulan bu faydalarının yanında, hiçbir çalışmaya gerek kalmadan pratik olarak günlük hayatımıza yansıyan faydalarından da kısaca bahsetmek istiyorum.

Oruç bağırsakların temizlenmesi, midenin dinlenerek küçülmesi ve sindirim sisteminin düzene girmesi açısından da çok önemlidir. Normal bir midenin orjinal hali 350-450 ml alacak büyüklüktedir. Aşırı yiyecek ve içeceklerle, özellikle gazlı içeceklerle normalin beş-on katı genişletilen midemizin, ameliyat olmadan eski haline dönmesi kesinlikle mümkündür.

Ölçülü yemek yemekten ölen hiç kimse yoktur. Ancak aşırı yemekten kilo alıp şişmanlayan, obez olan, hastalanan ya da hayatın bütün zevklerini kısıtlayarak ölümle burun buruna yaşamaya çalışan pek çok insan vardır.

Hastalığınız ya da kilonuz ne olursa olsun, buraya kadar anlatmaya çalıştığım gerçekleri hiçbir şekilde göz ardı etmeden, belirli günlerde oruç tutarak, ya da midemizi belirli sürelerle boş bırakarak, yediklerimizin dengeli, porsiyonlarımızın ve yemek esnasındaki lokmalarımızın küçük olması şartıyla, geriye dönüş her zaman mümkündür.

Oruçtaki esas, hiçbir şey yeyip içmemektir. Ancak çeşitli sebeplerle tam oruç tutamayacak olanların; oruç günlerini acıktıkça "katı yiyecek tüketmeden," limon ya da ev yapımı bir çorba kaşığı sirke ile yeteri kadar bal karıştırılmış bir su bardağı ılık bal şerbeti, taze sıkılmış meyve ya da sebze suyu veya bitki çayları içerek geçirmeleri mümkündür. Günlük içilecek sıvı miktarının toplam olarak iki - iki buçuk litre civarında olması ortak görüştür.

Hiçbir şey yemeden içmeden tutulan tam oruçlar, eğer aralıksız üç gün devam ederse, otofaji işleminin gerçekleşmesi ile toksinlerin atılması, yağların erimesi ve "bağışıklık sisteminin güçlendirilerek" birçok hastalığın önlenmesi açısından çok daha fazla yararlı olacağı unutulmamalıdır

Ramazan ayının iyilik ve güzelliklere vesile olması dileğiyle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
150