150

Bir şarkının güftesinde “Ben gurbette değilim /Gurbet benim içimde” diyordu. Hepimiz kendi sürgünümüzde yaşıyoruz.

Büyük hayallerle, heveslerle çıktığımız yolda yığınla yol kazasıyla karşılaşıyoruz. Yol değil yoran bizi yaren bildiklerimiz. Katrana batmış sevdalarda yüzüyoruz. En çok bize yansıyan yapaylık acıtmış içimizi. İnanmış, zamanımızı, emeğimizi ve en basitinden sözümüzü ayaklarının altına sermişiz. Varlıkları bizi zenginleştir diye umarken, duygu dünyamızı yerle bir etmişler. Kâğıda değil, hayatınıza yazılmışlar, silemiyorsunuz izleri, kir kusuyor.

Sizi ninnilerle büyütenler resimlerde kalmış. Aynalar zehir zemberek anıları yansıtıyor. Yapmaman gereken onca şeyi mecburmuşsun gibi hevesle yapıp nasıl canını yaktığının farkına vardığında sılan yok artık. Basbayağı gurbettesin. Sana uzak, sana yabancı ve sen olmaktan uzak bir dünyada yalnızlığın senfonisini dinliyorsun. Ritmin önemi yok. Hepsi hüzne çıkıyor.

Sığındığın her limanda fırtınalar var. Ama küçük ama büyük. Sonuç da alabora ediyor tüm mutluluk beklentilerini. Öylece ufuğa dalan gözlerin gökkuşağını arıyor, çıkar da altından geçersem kaderim değişir umuduyla. Çocukluğunun en renkli zamanlarına uzanıyor belleğin. Dingin, umutlu, neşe ve güven dolu günlere. Sırtını dayadığın kaleler sapasağlam. Tek bir “Hadi oğlum! Hadi kızım !” sözleri yetiyor da artıyor bile. Nazın, küçük oyunların Yeşilçam tadında olsa bile kabul görüyor. Sahici sevdalarda beleniyor gençliğin. Ana kokusu, baba güveni her daim başucunda. Gün geliyor sabahı umutla beklemeyi ve her zorlukla savaşmayı öğreniyorsun. İçindeki boşlukları değersizlerle doldurmaya çalıştıkça boşluğun büyümesi hayrete düşürüyor. Kırgın zamanlar geçiyor, dolması gerekenin “sen” olmasını öğreniyorsun.

Tüm kural kaidelerin sadece koyanların işine yaradığını, tüm tarif ve tasvirlerin sahte olduğunu öğreniyorsun. Başarısız olan sen değilsin. Sana biçilen ve dahası istenen görevlerinin anlamsızlığı, ağırlığı içinde kayboluyorsun.

Gün geliyor o kartondan dünya çöküyor ve altında kalan yine sen oluyorsun. Zayıf olduğun için değil naif olduğun için. Sağın solun berelendiğinde “Yeter!” diyorsun. İçindeki boşluk yavaş yavaş sen ve değerlerinle dolduğunda, uyuyan hücrelerin uyandığında zaferi tadıyorsun. Çünkü sen “seni” buluyorsun. Kaybettiğin seni, aslını bulduğunda ışık olduğunu fark edenler, aydınlanmaktan kaçmayacak. Kiminin de kör eden karanlığı olacaksın.

Bir şarkı, bir resim, bir anı, bir dost seni gurbetine götürdüğünde acıtan her şeyin anlamını yitirdiğini fark ediyorsun. Buram buram riya kokan sözler, sahteliği gözbebeğine oturmuş gözler… Fark ediyorsun ki artık canını acıtmıyor. Çünkü sen özündesin, sılandasın.

Gurbetin bitmeyecek. Hep özlediklerin olacak elbet. Hayatın tik-takları uzadıkça sen muhteşem yalnızlığına sığınacak ve göreceksin en kuytu ve kazasız limanın orası.

Dostum, az bulunuyorsun farkındayım. Sevdiklerim, incitseniz de koyduğum yerdesiniz. Ama ben çoktan kayığıma binip yol almışım. Veda değil, geri dönüş. Daha dik daha güçlü daha sevgi dolu dönüyorum. Çünkü benden bunları çalanlar yok olmuşlar.

Ey Sevgili, zerreyken bana bağışladığın yaşamı, hovardaca birilerinin ayaklarına serdiğim için günahkârım. Sana dönüşüm yıllarımı aldığı için günahkârım. Senin değer biçmediklerine senmiş gibi değer biçtiğim için günahkârım. Her gecenin sabahına uyanmanın bir ödül olduğunu geç fark ettiğim için günahkârım. Kalbim çarparken, her saniyesinde bağışladığın milyonlarca nimetini geç fark ettiğim için günahkârım.

Asıl gurbetin ruhuma üflediğin “Sen” den uzaklaşmak olduğunu, geç de olsa anladığım için bağışlar mısın ey sevgili, en sevgili?..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Rüveyde 1 gün önce

Yüreğine sağlık
Riyakar ve zalim bir asırdayız.
Hergün daha asık suratlı bir hal alıyoruz.
Dilerimki!! Senin gibi naif insanlar olsun yoldaşım.....

Avatar
Fatma Karadede 14 saat önce

Yine harika yaşam özeti kalemine saglık tebrik ederim dostum.

Avatar
İsmail Sarıçay 14 saat önce

Yüreğinize kelamınıza kaleminize sağlık.

Avatar
Meliha Gül 16 saat önce

Hayatı ne güzel dile getirmişsin, riyasiz, çıkarsız, bencillik olmayan yıllar. Geri gelmez özlemle anıyoruz, yüreğine kalemine sağlık

Avatar
Yurdagül Kayışçı 13 saat önce

Her zamanki gibi keyifle okudum. Günümüzü, ortak sıkıntlarımızı ne kadar, içten ve duyarlılıkla dile getirmişsin. Selamlar sevgiler Aytaç abla.

Avatar
Ayşe Demirci 12 saat önce

Bazılarımız bir şeyleri farkedemeden bu dünyadan göçüp gidiyor. Gitmek zorunda kalıyor. Durup ben ne haldeyim, neden bunları yaşıyorum diyecek vakit bulamıyor, ya da daha içinde bulunduğu durumun ona dayatılan bir yaşam olduğunu hiç farkedemiyor. Kalemine yüreğine sağlık öğretmenim.

Avatar
Tülay Gürel 16 saat önce

Sana biçilen ve dahası istenen görevlerinin anlamsızlığı, ağırlığı içinde kayboluyorsun.

En büyük ve kötü öğreti bu bence de. Özüne şefkat bilinci ile yetiştirmeyi öğrenmeliyiz ebeveynlere.

Bizlere ev, kardeş, hatta büyük aile ile eğitim de yüklendi, şimdiki nesil kardeş, arkadaş bilincini de yitirdi.

Özlenenleri bir gün yaşamak aylarca, yıllarca konuşmaya, hatırlamaya yeter oldu... kaleminize, gönlünüze sağlık Aytaç ablacım....

Avatar
Aytaç Yıldız Bozkurt 11 saat önce

Yorumlarınızla yaptığınız katkılar için çok teşekkür ederim.Sağlık sevgi hep başucunuzda olsun inşallah. Hayırlı Ramazanlar dilerim❤

150