İnsan, Allah dışında gayrılara kulluk yaparak yaşadığı süreçte yaratılmışlığa bakıyor mu? Allah’ın her yarattığına bakıyor hem de. Dağlar, taşlar, ağaçlar kuşlar ve dahi insanlar yaratılmışlığı özetler. Diğer insanlara bakıyor, mahlûklara bakıyor, evlere bakıyor, bakıyor her şeye ama görmüyor. Zahiri anlamda güneşin batışıyla gelen bir karanlık değil cehalet karanlığıdır bu. Baktığının hakikatini o görülenle görülür hale gelen, Kendisini sana görülür kılanı görmemek! Neden? Kandili yanmadı. Duyuyor ama ses duyuyor, o sesle, o kelamla konuşanı işitmiyor. Mahlûk işitiyor, haşırtı huşurtu işitiyor, ses işitiyor. İşte, imanı yok henüz. Cehaleti yüzünden, karanlıklar içinde şirk ediyor, sureti görürken sireti göremediği için gördüğü suretleri Allah’tan ayırarak, varlık anlamı yükleyip ilahlaştırdığı için. Nisa suresi 116. Ayeti kerimede,
Şüphesiz ki Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanları dilediğine bağışlar. Kim de Allah’a şirk koşarsa uzak bir sapıtmayla sapıtmış olur.
denilmektedir. Müminim iddiasında bulunanların bakar körlüğü ortadan kalktı mı? Duyarken işitmeyişi ortadan kalktı mı? Yanmış mı kandili? Yanmamış. Bize neyi lütfettiler? Bizim talep ettiğimiz ve talebimiz doğrultusunda bize lütfedilen, bize bahşedilen şeyin değerini anlamadıysak hak ettiği değeri veremeyiz. Bize lütfedilen değer olan tevhidin büyüklüğünü görmemiz lazım. Allah’ın kulu olarak genel bir ifadeyle talep ettiğimiz şey, bakarken görmek, duyarken işitmek yani iman. Rad suresi 16. Ayeti kerimede,
De ki, “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” De ki, “Allah’tır.” De ki, “Allah’ı bırakıp kendilerine faydaları olmayan veya kendinden zararı defedemeyen varlıkları mı veliler edindiniz?” De ki, “Hiç kör ile gören bir olur mu? Yahut karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa, Allah’a tayin ettikleri ortaklar yarattı da yaratması birbirine mi benzedi?” De ki, “Allah her şeyin yaratıcısıdır. Ve O, El-Vahid, El-Kahhâr’dır.”
denilmektedir. Bizler, bize bahşedilen imanın değerinin farkında olmamız lazım. Tevhidin ne demek olduğunu ne kadar büyük bir değer olduğunun idrakine varabiliyor muyuz? Eşyayı, kendini, gayrıları ve Allah’ı ötekileştirerek zikretmekten yani seni şirkte, küfürde, Allah’a isyanda tutan halden alıp Allah’ı her yüzde zikretmeyi lütfediyorlar. Allah’ı zikretmeye, sevmeye, muhabbet etmeye, Allah’a muhatap olmaya yöneltir tevhit farkında mısın? İbrahim Ethem Hz’nin uğruna tacı tahtı bıraktığı şey lütfediliyor sana. Mansur Hz’nin uğruna şehit olduğu o değer, o iman lütfediliyor sana. İmam Hüseyin Efendimizin Kerbela’da başını verdiği o değerle ziynetleyip güzelleştiriyorlar seni farkında mısın? Farkında olamazsak tevhit kandilini söndürenlerden oluruz. O kandilin sönüp gitmesine müsaade etmeyelim diye yapılıyor bu uyarı. İnsan İslam Kandil’ine erdiği zaman, aslında ermiş olduğu şey Allah’a imandır. Uğruna başlar verilen, uğruna hayatlar feda edilen, bir insan için bu dünyadaki başına gelebilecek en büyük değer olan o imandır bizim talep ettiğimiz şey. Allah’ı talep ediyoruz en öz anlatımıyla.
Bizler, İslam Kandil’inde Allah’a ulaşmayı, kendi aslımızı ve hakikatimizi kendimizde zahire getirmeyi talep ediyoruz derken kast ettiğimiz aslında Allah’ı talep ediyoruz. Talebimiz doğrultusunda da layıkıyla hizmet edersek o kandil daimî olarak yanacak, aydınlığında Allah’a kulluk gerçekleşecek. Kandilin aydınlığı olmadan, cehalet karanlığı içinde kulluk, mümkün değildir.




