Ayrıca bağışıklık sistemi; “tam hazmedilmediği için sindirilmeden kana karışan diğer gıda parçacıklarını yabancı madde olarak algılar ve kısaca alerji dediğimiz bir Bağışıklık tepkisi gösterir.” Beynimiz bu tepkiyi hep hatırlar ve o gıdayı her tükettiğinizde bu maddelere karşı, alerjik bir reaksiyon göstererek antikorlar üretir. Bu antikorlarla, alerjen maddeler aralarında etkileşim gösterdiklerinde, tüm vücudumuzda “Alerjen/antikor kompleksleri” denilen aşırı toksik maddeler meydana gelir.
Ayrıca bağışıklık sistemi; tam hazmedilmediği için sindirilmeden kana karışan diğer gıda parçacıklarını yabancı madde olarak algılar ve kısaca alerji dediğimiz bir “Bağışıklık tepkisi gösterir.” Beynimiz bu tepkiyi hep hatırlar ve o gıdayı her tükettiğinizde bu maddelere karşı, alerjik bir reaksiyon göstererek, antikorlar üretir. Bu antikorlarla, alerjen maddeler aralarında etkileşim gösterdiklerinde, tüm vücudumuzda “Alerjen/antikor kompleksleri” denilen aşırı toksik maddeler meydana gelir.
Bağışıklık sisteminin meydana getirdiği bu kompleksler, vücut kapasitesinin çok üzerinde üretildiklerinde ise karaciğerde, akciğerlerde, böbreklerde, beyin damarlarında, beyin zarlarında, kılcal damarlarda birikerek, sağlığımıza zararlı bir dizi reaksiyona neden olacak kimyasallar salgılarlar. Özellikle (nedeni tespit edilemeyen) damarlarda, eklemlerde veya organlarda meydana gelen “pıhtılaşmanın” asıl nedeninin, “Alerjen/antikor kompleksleri” olabileceği unutulmamalıdır…
Alerjik bünyeye sahip insanlarda, tüm böbrek hastalıklarının yaklaşık yüzde doksanının nedeni, (alerjiler meydana geldiğinde) bağışıklık sisteminin alerjen maddeleri etkisiz hale getirirken ortaya çıkan (alerjen/antikor kompleksleri) toksik maddelerdir.
Alerjik bir bünye; bağırsak florası bozuk iyi çalışmayan bir sindirim sistemi, “bağışıklık sistemi zayıflığı” ve birçok hastalığın önemli göstergelerinden birisidir. “Alerjiler kesinlikle hafife alınmayarak, ciddi hastalıklara neden olacağı düşünülerek sebeplerini ortadan kaldırmak için gerekenlerin yapılması” çok önemlidir…
“Sindirim sistemimiz muntazam çalışır hale getirilerek, bağışıklık sistemimiz güçlendirilip vücudumuzu toksinlerden temizleyerek, alerjik reaksiyonların ve birçok hastalığın, en başından oluşmasını önlemek mümkün olacağı unutulmamalıdır.”
Alerjik bir bünyeye sahipseniz; “Kimyasal ya da sentetik ilaçlar kullanarak vücudunuzun hormon dengesini bozmadan önce, bağışıklık sisteminizin tepki verdiği gıda maddelerini belirleyin ve onlardan uzak durmaya özen gösterin.” Daha da önemlisi “Bağırsak floranızın normal, sindirim sisteminin iyi çalışır durumda olmasına dikkat edin.” Ayrıca “Bağışıklık sisteminizin güçlenmesine destek olacak şekilde, yaşam tarzınızı ve beslenme şeklinizi değiştirin.”
“Arı sütü, propolis, (alerjiniz yoksa) polen, hakiki bal gibi arı ürünleriyle, kakule, tarçın, hardal tohumu, turp tohumu, havuç tohumu, kırmızı kinoa, kaniwa, goji berry, yaban mersini, kuş burnu, keçi boynuzu, rezene, ginseng, çakşır otu, çörek otu, tere tohumu, keten tohumu, havlıcan, zencefil, ada çayı, ekinezya, biberiye, civan perçemi, karanfil gibi bitkilerle veya doğrudan omega-3 yağ asitleri ve benzeri mikro gıda takviyeleriyle, Bağışıklık sisteminizi güçlendirebileceğinizi” unutmayın.
Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanında, alerjileri ve alerjik reaksiyonların vücudumuzda yol açtığı hasarı tamamen önlemenin, ya da minumum seviyeye indirebilmenin diğer bir şartı da “Bedenimizin toksinlerden temizlenmesidir.”
Bunun için de öncelikle “dışardan alınan (alkol, sigara, çamaşır suyu, deterjanlar, şampuanlar, sıvı sabunlar gibi çeşitli temizlik malzemeleri, saç boyası, oje, diş macunu, parfüm, deodorant gibi kişisel bakım ürünleri gibi her türlü toksin kaynağını hayatınızdan çıkarın ya da minİmum seviyeye indirin.” Karaciğer ve böbrek temizliği gibi çeşitli detoks programlarından yararlanılarak (detaylı bilgi Kanserle Savaşırken Öğrendiklerim de) vücudunuzun detoksifiye etme becerisinin en üst seviyeye çıkarılmasına destek olun.
Bunlara ilave olarak da (mevsimine göre) “mürdüm eriği, siyah üzüm, kiraz, karpuz, ekşi elma, kırmızı pancar, siyah havuç, siyah turp, nar, greyfurt, limon, portakal, enginar, kereviz, brokoli ve benzeri (özellikle mor renkli olanlar) meyve ve sebzeleri canlı olarak çeşitli şekillerde tüketerek vücudunuzdan toksin atımına” destek olmaya çalışmalıyız…
Mübarek Ramazan ayımızın, hastalık nedenlerini öğrenerek sağlıklı yaşamamıza vesile olması dileğiyle…




