Kanal İstanbul Montrö Sözleşmesi’ni tehdit ediyor mu? İşte uzman görüşleri

BURSA ARENA / Haber Merkezi

Kanal İstanbul projesi, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni tartışmaya açabilir mi? Daha da önemlisi 1936 yılında imzalanmasıyla Türk Boğazları olarak kabul edilen Çanakkale ve İstanbul Boğazları’nın hakimiyetini yeniden Türkiye Cumhuriyeti’ne geçmesini sağlayan bu antlaşma yürürlükten kalkabilir mi?

İktidar ve muhalefet arasında süren Kanal İstanbul polemiğinin en önemli kısımlarından biri, İstanbul Boğazı’na alternatif olarak ortaya atılan yapay su yolunun Montrö Sözleşmesi’ni nasıl etkileyeceği.

Projenin fikri mimarı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 Aralık’ta yaptığı konuşmada ‘‘Her şeyden önce Montrö Antlaşması Türkiye’ye ne kazandırmıştır, ne kaybettirmiştir bunu hiç düşündünüz mü? Bunların hepsini anlatacağız’’ sözleriyle 1936 yılında imzalanan sözleşmenin Türkiye’nin lehine olmadığını ima ederken 5 Ocak’ta CNN Türk özel yayınında ‘‘Montrö'yü hiç kafaya takmayın ya. Montrö sadece Boğaz'ı bağlar. Kanal İstanbul, Montrö kapsamında değildir. (Savaş gemileri Boğaz'dan geçmeye devam edecek mi?) Ona da zaman çözüm buluruz. Gerekirse savaş gemileri de geçebilir’’ diyerek inşa edilmesi planlanan yapay su yolunun Montrö dışı olduğunu iddia etti.

Peki gerçekten Kanal İstanbul Montrö’nün dışında mı? Türkiye, Montrö Sözleşmesi varken böyle bir su yolu yapabilir mi?

Doçent Pirim: ‘‘Kanal İstanbul, Montrö Sözleşmesi’nin sona erdirilmesini tetikleyecek niteliktedir’’

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bugün düzenlediği Kanal İstanbul Çalıştayı’nda konuşan Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Zeynep Pirim, kanalın inşa edilmesinin önünde bir uluslararası hukuk engeli bulunmadığını söyledi.

Doçent Pirim, ‘‘Kanalın inşa edilmesi tek başına Montrö Sözleşmesi’nin ihlali değildir. Ve kanal insan eliyle yapılacağı için ve doğal bir su yolu olmayacağı için kural ulusal düzenlemelere tabii olacaktır, geçişi ücretli yapabilmesi mümkündür. Ancak kanal projesi, ticaret ve savaş gemilerinin geçişi ile ilgili pek sorunu beraberinde getirecektir. Örneğin Karadeniz’den Ege’ye geçmek isteyen bir ticaret ve savaş gemisi kanaldan geçerek yani ücret ödeyerek Marmara Denizi’ne girerse Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazı’ndaki seyri hangi hukuki rejime dahil olacak? Savaş gemileri için çok daha karmaşık daha da hassas. Karadeniz’e kıyısı olmayan bir devletin savaş gemisi kanal İstanbul’dan geçerek Karadeniz’e açılmak istediğinde hangi hukuki rejim uygulanacaktır. Bu soruların cevapları bilinmiyor. Kanaatimce, Kanal İstanbul hayata geçirilirse Montrö boğazlar sözleşmesinin sona erdirilmesini tetikleyecek niteliktedir. Neden? Projenin amacının İstanbul Boğazı’ndaki trafiği azaltmak ve ek gelir sağlamak olduğu dile getiriliyor. Oysa Türkiye’nin bazı tehlikeli gemilerin kanaldan geçmesini dayatmak gibi hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Zımnen de olsa haddinden fazla gemiler bekletilerek öyle bir dayatmaya gidilirse devletler Montrö sözleşmesine feshetmeye meyledebilir’’ dedi.

Galatasaray Üniversitesi öğretim üyesi, Türkiye’nin 1982 Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne tarafı olmamasına rağmen ABD, İngiltere, Tayland, Papua Yeni Gine, Finlandiya ve Avustralya gibi denizci devletlerin yeni oluşan durumda Montrö rejiminin sona erdirildiği varsayımıyla Türk boğazlarında transit geçiş rejimini dayatmalarının ihtimal dahilinde olduğunu ve Türkiye’nin hesabını buna göre yapması gerektiğini söyledi.

Türmen: ‘‘Türkiye Cumhuriyeti egemenliği Montrö ile bütünlendi’’

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin eski yargıçlarından Rıza Türmen de Doçent Pirim ile aynı görüşte.

Türmen, "Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliği Montrö ile bütünlendi. Montrö sona erdirilirse ne olur sorusu var ortada. Montrö sona erdirilirse iyi şeyler olmaz. Sona erdirilirse 1982 Deniz Hukuku Sözleşmesi’ndeki uluslararası boğazlardan transit geçiş rejimi Türk Boğazları'na uygulanır. Bu kıyı devletlerine hiçbir yetki vermez. İster içinden geçsin ister aralık olsun kıyı devleti geçişi seyretmekten başka bir şey yapamaz. Ne savaş zamanında ne barış zamanında, hiçbir yetkisi yoktur. Denizaltılar su üstünden geçebilir, hiçbir şekilde kıyı devleti buna müdahale edemez’’ diye konuştu.

‘‘Montrö ortadan kalkarsa Karadeniz’in yabancı savaş gemilerine kapanması görüşünü Rusya masaya getirir’’

Montrö’nün Karadeniz’e kıyısı olan devletler ve Türkiye’nin güvenliği ile Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin çıkarlarını koruyan ‘üçlü dengesi’ olduğunu dile getiren Türmen, bu sözleşmenin ortadan kalkması halinde Rusya’nın Karadeniz’de daha egemen olabileceğini vurguladı.

Türmen, ‘‘Geçmişe baktığımız zaman 1833 Hünkar Antlaşması’ndan tutun, Montrö’ye kadar Rusya’nın büyük bir istikrarlılık ile aynı tutumu izlediğini görüyoruz. ‘Karadeniz kapalı bir denizdir. Karadeniz hiçbir yere geçit vermez. Buradaki devletlerin güvenliği önemlidir. Karadeniz dışarıdan gele özellikle savaş gemilerine kapalı olmalı. Karadeniz devletleri, Boğazlardan her türlü geçiş hakkına sahip olmalıdır.’ Bu görüş aynı zamanda Karadeniz’de bir Rus egemenliğini de getiriyor. Bu hiç değişmemiştir. Montrö ortadan kalkarsa bu görüş masa üstüne gelecektir. 1950 Sovyet Deniz Kuvvetleri’nin yayın organı diyor ki ‘Montrö değiştirilmeli, Karadeniz’e kıyıdaş devletlerin çıkarlarını yeterince korumuyor’. Buna karşılık ABD ve batılı devletlerin tutumu tam bir geçiş serbestliğinin sağlanması olmuştur’’ dedi.

Türker Ertürk: ‘‘ABD, Montrö’den memnun değil, değişmesini ve denizaltıları ile uçak gemilerini Karadeniz’e sokmak istiyor’’

Eski Deniz Harp Okulu Komutanı Emekli Tuğamiral Türker Ertürk ise Kanal İstanbul projesinin mevcut hükümete Batı’dan sufle edildiği iddiasında.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan emekli tuğamiral, ‘‘Çünkü Amerika Birleşik Devletleri Montrö’den memnun değil. Montrö’nün değişmesini istiyor. Kendileri açısından bakılınca haklılar. ABD küresel bir güç. Küresel güç ne istiyor? ABD Deniz Kuvvetleri, kendisinden sonra gelen 14 ülkenin toplamından daha büyük deniz kuvvetlerine sahip. Her denize girebiliyor. Bir tek Karadeniz’e giremiyor. Ön bildirim şartı var, kalış süresi şartı var, tonaj şartı var, en önemlisi de denizaltılarını ve uçak gemilerini sokamıyor. Biz Soğuk Savaş döneminde bile Karadeniz’i büyük güçler için bir rekabet ortamı haline getirmedik. Orada bir itiş kakış olmadı. Bunu devam ettirmenin yolu Montrö sahip çıkmaktan geçer. Ben Montrö için Lozan’ın mütemmim cüzü diyorum. Yani ayrılmaz parçasıdır. Eğer biz Montrö'nün şartları değişirse egemenliğimiz çok zedelenir’’ dedi. (hilmi hacaloğlu/amerikaninsesi.com)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.