Sosyal haklar ve kişisel saygınlık konusunda hatta yaşamın her alanında kayıplar yaşamış bir sınıftır..

Demokrasi nimetiyle giderek ilerlemeler olsa da..

Diğer bir kayıp gurubu,yanlış eğitimle insani değerleri zedelenen, örselenen hatta çarpıtılan ÇOCUK varlığımızdır..

Oysa başta aile ortamı olmak üzere ,toplumun her alanında kadınlar, kendilerine yakışan, konumda ve layık oldukları yerlerde olmalıdır..

Yarınımızı emanet edeceğimiz çocuklarımız da öyle..

Kadınlarımızın doğurgan ve doğurduklarını doyurup yetiştiren özellikleri yetmiyormuş gibi, kas gücü avantajını elinde tutan baskı gurubu erkeğin kadın sırtına yüklediği sayısız görev bulunması büyük haksızlık ve toplumsal çarpıklık değil de nedir?

Ülkemizde ve bize benzer alt kültür toplumlarında hala çoğu kadın neden eşinin arka planındadır?

Sokaklarda, önde yürüyen erkeği kendi doğurduğu halde neden kendisi onun arkasından hala yürür, yürütülür?

Yazın kavurucu sıcaklarında soluk alamayacak giysiler içinde üstelik..

Kadın, erkeğin paralelinde yürürse, felaketlerin sonu gelmez diye fetvalar mı verilmiştir yoksa?..

Kas gücü ile korkutulup sindirildikleri, yaşam adreslerinin mutfak ve ev işleri ile sınırlı tutulma baskısı nedeniyle mi yoksa?..

Doğurup doyurdukları aile üyeleri keyif yaparken neden kadınlar hep mutfaktadır?

Lezzet melekleri olarak yaratıldıkları için mi yoksa erkeğinin eğe kemiğinden üretildikleri için mi?..

En leziz yemekleri yapan bu varlıklara övgüler dizilirken, çoğu aile reisleri ”Ben hiç beceremiyorum” kaytarıcılığını maharet ve mazeret gibi gösterirler..

Aslanım diledikleri oğulları ile yumuşak koltuklara yaslanır, siper gerisine çekilir veya saklanırlar?

Doğurduğu bebesini gecede birkaç kez emzirirken uykudan ağzı yırtılan, ertesi gün işinde de uyuklayan hep kadındır ,

Beri yanda horlayan beyi vardır yatağında keyifle uyuyan..,

Ağlayan bebesini göğüs pınarından hem doyuran, hem de gazını çıkarmak uğruna oda içinde volta atan yine kadındır..

Evladını gece ve gündüz doyurması yanında ileriki yaşlara kadar giydirip, soyundurandır, banyosunu yaptırandır, okuluna hazırlayandır,

Ateşlendiğinde yavrusu, sabahlara dek başında bekleyendir,

Evhamına evham katandır, sevdikleri için ödü kopandır..

Herkesin dağınıklığını toplayandır, terden asitlenmiş giysilerini, kokuşmuş çoraplarını yıkayıp arıtandır, iplere asıp kurutandır..

Tarlada, tapanda, yazıda,

yabanda, bahçede ve bostanda olandır..

Fabrika vardiyasından sonra yine mutfak nöbeti tutandır..

Saymakla bitmeyen sayısız görevleri vardır, arkasındaki onca yük vagonlarını çeken lokomotif örneği…

İşe katılım, paylaşma yardımlaşma beklerken eline sağlık boncuğu ile avutulandır.

Benim anam da en leziz yemekleri yapacaktı, ben on yaşlarında iken Azrail ümüğünü sıkmamış olsaydı..

Yaradanın erkek kemiğinden var ettiği söylenen KADINLARIMIZ ve ANALARIMIZ yaratılış ve şefkat anıtı olarak liste başı varlıklardır.

Zeka düzeyi düşük olmasa da gönül iklimi kurak ve sevgi kulağı sağır bazı kas güçlü varlıklar tarafından henüz değeri anlaşılmayan..

Bir de şu Eğe Kemiği gölgesi var ya üstlerinde, hep mutfak robotları olarak kalacaklar diye korkarım ne yazık ki…

Ama bilinmez yarınların neler getireceği..

Karanlıkları yırtan güneşin doğuşu gibi saygın kimliklerine kavuşacaktır KADINLARIMIZ.

YAŞAYAN VE SONSUZ ALEMLE KUCAKLAŞAN ELİ ÖPÜLESİ KADINLAR VE TÜM ANALARA DERİN SAYGILARIMLA..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.