150

Benim büyüdüğüm sokak böyle değildi.

Sokağımızın girişinde sol başta Motorcu Mehmet Abi ‘lerin evi vardı. Kendi halindeydi. Motor ustası olduğu için kendine ait bir Jawa motoru da vardı. O yüzden Motorcu Mehmet diye anılırdı. Evli ve bir çocukluydu. Karısını genç yaşta kaybetmiş, hayatının son dönemini yalnız geçirmişti. Vakit geldi, toprak oldu, gitti. Ben O ‘nunla ilgili kötü anlamda bir şey duymadım.

Sağ başta Simitçi Hüseyin Amca vardı. Simit satarak, kimseye muhtaç olmadan eşine, çoluğuna çocuğunu baktı. Hayatının sonuna doğru felç oldu. Zor zamanlar yaşadı. Ben Simitçi Hüseyin Amca hakkında kötü anlamda en ufak bir şey duymadım.

Sonraları aynı evde damadı Bıçakçı Ali Abi, Simitçi Hüseyin Amcanın kızı Şükriye Abla ile birlikte yaşadılar. Simitçi Hüseyin Amca‘nın da Bıçakçı Ali Abi ‘nin de babamla araları çok iyiydi. Ali Abi ‘nin kendi eliyle yapmış olduğu kahvaltı bıçakları, kaç yıl oldu, otuz mu, kırk mı, bilmiyorum ama hala ana-baba evimizde durur. Onlara gözüm gibi bakıyorum. Ben, Hüseyin Amca ve Bıçakçı Ali Abi ile ilgili en ufak bir kötü şey duymadım.

Motorcu Mehmet Abinin evinden sonra Sarımsakçı Asım Amca‘nın evi vardı. Pazarcıydı Asım amca. Gençliğinde eski Bursa Zabıta Müdürlüğü binasının arkasındaki kapalı pazaryerinde dükkânı vardı. Sonraları bazı pazarlarda sarımsak ve çıra satmaya başlamıştı. Sanırım, doksan dört yaşında vefat etti. Ömrünün son dönemlerinde Onunla dost olma şansını yakaladım, benim için ömrümde aldığım en güzel hediyelerden biridir, Sarımsakçı Asım Amca ‘nın dostluğu… Ben hayatım boyunca Sarımsakçı Asım Amca hakkında kötü bir şey duymadım.

Onun karşısındaki evde İbrahim Abi yaşıyordu. İbrahim Abi sanırım inşaat ustasıydı, çok erken yaşta vefat etti. Eşi Refiye Abla, tek başına iki kız, bir erkek evlat olmak üzere üç evladını kimselere muhtaç olmadan büyüttü. Evlendirdi, bütün evlatları aile sahibi oldu. Refiye hayata tek başına uzunca bir süre direndi, sonunda her ölümlü gibi vefat etti. Ben hayatım boyunca Refiye Abla hakkında en ufak kötü bir şey duymadım.

Sarımsakçı Asım Amca‘nın evinin yanında bizim evimiz vardı. Ben, beş çocuklu Koreli Mehmet ve eşi Aşire ‘nin dördüncü çocuklarıyım. Benim babam şarapçıydı. Bunu iki de bir yazmam veya söylemem en yakınlarımı dahi rahatsız ediyor olabilir ama ben bunu yazmaya, söylemeye devam edeceğim. Bu benim madalyonum. Her Allah‘ın akşamında bir şişe şarap içerdi. Emekli olduğu zaman bir şişe şaraptan iki duble rakıya terfi etmişti. Her Allah‘ın akşamı iki duble rakısını içer üçüncü dubleyi içtiği zaman rahatsız olurdu. Etrafı rahatsız eder miydi, etmezdi. E tabi evde kavgalar, gürültüler olurdu. Mahalleli babam hakkında ‘Mehmet, Mehmet Amca, Mehmet abi çok iyi bir insan’ diye konuşurdu. Konu komşu hem babamı hem de annemi sever, sayarlardı. Ben babam ve annem hakkında kötü bir şey duymadım.

Karşımızda Topal Ahmet Amca vardı. Kimsenin kırılmasını istemem, lakabını öyle hatırladığın için yazdım. Geçmişini çok iyi bilmiyorum, benim yaşım gereği bildiğim; ayakkabı tamirciliği ya da radyo tamirciliği yapıyordu. Babamla bir tartışmaları olmuştu. Tam olarak hatırlamıyorum ama babam çok dik bir insan olmasına rağmen Ahmet Amca ‘ya karşı saygılı davranmıştı. En büyük kabadayılığın efendilik olduğunu amcam Topal Kemal‘den duymuş, babamın davranışında görmüştüm. Ben Ahmet Amca hakkında kötü bir şey duymadım.

Bizim evimizin yanında Karpuzcu İbrahim Amca vardı. Hem pos hem de hilal bıyıklıydı. Üç oğlu, iki kızı vardı. Evlerimizin bahçelerinin sınırında çit yoktu, kavak ağaçları vardı. Hiç kimse kimsenin namusuna, şerefine, haysiyetine zeval getirecek bir davranışta bulunmadı. Her iki ailenin reisleri de hanımları da evlatlarına dünyadaki insan yaşamı tarihinin en iyi ahlakını vermişlerdi. Ben Karpuzcu İbrahim Amca hakkında en ufak kötü bir şey duymadım.

Karpuzcu İbrahim Amcaların evin karşısında İsmail Amcaların evi vardı. İsmail Amca sessiz, sakin bir adamdı, lakabı olup olmadığını hatırlamıyorum, herhalde sessiz ve sakinliğinden olsa gerek. O Öldükten sonra eşi Asiye Abla, kızı Nilgün ile yaşamaya başladı. Kızını evlendirdi. Hatırladığım; arada sırada bana denk geldiğinde evinin bodrumundan sobasında yakmak için aldığı odunları evinin kapısına kadar götürür, O ‘na yardımcı olmaya çalışırdım. Ben, İsmail Amca ve Asiye Abla hakkında hiç kimseden kötü bir şey duymadım.

Yazdıklarım okunduktan sonra ‘bize ne, senin büyüdüğün sokaktan’ denebilir.

Oysa benim büyüdüğüm sokağın çıktığı yerdeyiz şimdilerde…

Benim büyüdüğüm sokağın başından sonuna, hemen hemen bütün insanlar yazdığım gibiydiler.

Bursa‘nın kenar mahallesinde yani varoşlarda yaşıyorduk, biz…

Yokluk, yoksulluk içinde… Ama yoksunluk içinde değildik, hiç birimiz…

Yoksunluk ne mi? Yoksunlukla ne mi anlatmak istiyorum…

Yoksunluk; ar yoksunluğu, namus yoksunluğu, şeref yoksunluğu, ahlak yoksunluğu, kısaca anlatmak istersek büsbütün bir ahlaksızlık yani…

Bugün Türkiye ‘nin gündemini meşgul eden bu pudra şekercileri, kokain tüccarları, satıcıları, torbacıları, içicileri, içtikten sonra birbirlerini dürtücüleri, hırsızlar, arsızlar, yancılar, yalancılar, rüşvet alanlar, verenler, devlet ve millet malı yiyenler nereden çıktılar?

İşte bunlar yoksunluğun içinde yaşayanlar… Yoksunluğun içinden çıkanlar…

Bunlar tarihin her döneminde vardılar ve tarihin her döneminde, bizim kendilerine ulaşmamamız için ördükleri sanal duvarların ardında insan topluluklarının elitleri olarak yaşadılar…

Biz de daha bebeyken, ilk şarabımızı içtiğimizde kustuk. Neden kustuk biliyor musunuz?

Bu ahlak yoksunlarının yüzünden…

Yani şaraptan değil, bu ahlak yoksunları yüzünden, yokluk içinde kaldığımız, yoksulluk içinde kaldığımız ve içimize kapalı, içimize dönük ve de yok hükmünde yaşamış olmaktan kustuk…

Uzun bir yazı yazdım. Bazılarının aklında sadece ‘şarap’ kalacak…

Çünkü şarap haram…

İnsanları yoksul bırakmak, yoksulluk içinde bırakmak ve hatta yoksunluk içinde bırakmak haram değil.

Evet, toplum getirir başa koyar ama ‘Balık (da) baştan kokar’…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
150