KKTC Cumhurbaşkanı olarak Ersin Tatar’ın seçimleri hangi koşullarda kazandığı ve Ada’nın geleceği üzerine müzakere süreçlerini nasıl yürüteceği noktasında konusunda uzmanlar, “Kıbrıs Türkü kimliğini unutmadan Türkiye’yle birlikte hareket edilmesini’’ bekliyor.

Zaten Tatar da daha önceki açıklamalarında hiçbir zaman Kıbrıs Türk’ü kimliğini unutmayacağını ve Türkiye ile birlikte hareket edeceğinin altını defalarca çizmişti.

Tatar ile KKTC’nde budan sonraki süreçte çok daha hareketli ve Türk soydaşarımızn lehine gelişmelerin olabileceğini söylemeliyiz. Tatar, özellikle KKTC’ne uygulanan uluslar arası ambargonun kaldırılması konusunda kararlı adımlar atmaya hazırlanıyor.

Maraş’ın bir bölümünü turizme açan Tatar, kentin diğer bölümlerini de önümüzdeki sezon için açacaklarının mesajını veriyor. Özellikle de “Yabancı sermaye buraya akacak. KKTC’ içinde bulunduğu sıkıntılardan da en kısa zamanda kurtulacak” diyor.

Kıbrıs’taki olasılıkları her ikisi de Kıbrıs Türkü olan gazeteci arkadaşımız Yusuf Kanlı ile emekli büyükelçi, Başkent Üniversitesi öğretim üyesi Ahmet Zeki Bulunç, VOA Türkçe’ye değerlendirdi.

Tatar, Cumhurbaşkanı seçilmesi sonrası ilk konuşmasında “Kıbrıs Rum Halkı’na barış elini, dostluk elini bu geceden uzatıyorum” derken “Evet Kıbrıs'ta bir anlaşmaya varız, ancak bunun şartlarını Kıbrıs Türk halkı kendi iradesiyle kabul edecektir” ifadesiyle “şartsız” masaya oturmayacaklarını vurgulamıştı.

Tatar, “Oy veren, vermeyen herkese teşekkürler. Bizim için önemli olan kutuplaşmak değil, birlik, beraberlik ve bütünlük içerisinde KKTC'yi daha güzel günlere taşıyabilmek, çoluk çocuğumuza, gençlerimize bu topraklarda güvenli bir gelecek sunabilmek için çalışmaktır” sözleriyle ilk turda sandığa gelmemiş ancak ikinci turda kendisini desteklemiş diğer seçmen kesimlerini unutmayacağı mesajını verdi.

Tatar, “Kıbrıs'ın kuzeyinde çözüm modeli ne olursa olsun biz varız, var olmaya devam edeceğiz. Hiçbir zaman KKTC ile Türkiye'nin bağlarını koparamayacaklar. Bu topraklarda gerek kültürel, gerek ekonomik, gerek siyasi anlamda Kıbrıs Türk halkı kendi devletinin çatısı altında var olmaya ilelebet devam edecektir” sözleriyle ise hem Türkiye’yle ilişkileri hem de Kıbrıs Türk kimliğini sahiplendi.

Emekli Büyükelçi ve Başkent Üniversitesi öğretim üyesi Ahmet Zeki Bulunç, pandemi nedeniyle ilk turda seçime az ilgi gösterildiğini ve halkın seçim nasılsa ikinci tura kalacağı için geçen Pazar günü yerine dün sandığa gitmeyi tercih ettiğini vurguladı. İkinci turda ise Kıbrıs Türkleri tarafından Akıncı ve Tatar’ın açıkladığı Rumlar ile müzakere stratejileri arasında seçim yapıldığını işaret eden Bulunç, ilk turu boykot etmiş seçmenlerin de sandığa gitmesiyle, katılımda artış sağlandığını ifade etti. Kendisini dinleyelim:

“Öncelikle herkes tabiri caiz ise şapkasını önüne koyup o şekilde değerlendirmiştir. Bazı anketlerde ilginç değerlendirme yapılmıştır. Tatar’ın üçüncü aday olarak gösterilmesi kamuoyunda olumsuz bir tepkiye yol açmıştı. Ersin Tatar’ın seçilmesi için büyük bir güç sarf edilmesi gerektiği yönünde bir kamuoyu yaratmıştır seçmenlerde dolayısıyla bunun etkisi vardır. KKTC’nin mutlaka yaşatılması gerektiği, Doğu Akdeniz’deki gelişmeler, Türkiye’nin KKTC’ye desteği gibi gelişmeler dikkate alınmak suretiyle sandığa gitme yönünde bir eğilim güçlenmiştir. Ve ikinci turda 67 oranında bir katılım olmuştur. Rumlar’ın ısrarla talep ettiği konulara tavizler verilmesi, topraktan çok büyük şekilde taviz verilmiş olması, Kıbrıs Türk halkının kurulacak olan yeni devlette eşit statünün ortadan kaldırılması, ayrıca yeni kurulacak devlette başkan yardımcılığı kabul edilse de seçiminde karma oy sistemi getirilmesi ve Rumlar’ın bilhassa sıfır asker sıfır garanti ısrarı nedeniyle” Kıbrıs Türkleri’nin tepki duyduğunu söyledi.Seçim sonucuyla birlikte halkın UBP ve Halkın Partisi koalisyon hükümeti tarafından izlenmekte olan dış politikaya kabul oyu verdiğini kaydeden Bulunç, “Bu politikada Türkler ve Rumlar’ın iki bağımsız egemen devlette yan yana yaşayacakları ve bu devletlerin işbirliği içinde aynı adada, Kıbrıs gerçekleri paralelinde bir uzlaşıyı seçmeleridir. Bundan sonraki süreçte federasyon seçeneği dışında bağımsız iki egemen devletli anlaşma olabileceği tezi gündemde. Özellikle Mavi Vatan Doktrini ile birlikte artık Kıbrıs’ta bir federal devletin Türkiye’nin, KKTC’nin ve Kıbrıs Türk halkının çıkarlarına yönelik değil Rumlar’ın, Yunanlar’ın hatta Doğu Akdeniz’de pay almaya çalışan Avrupa Birliği ülkelerinin ve Amerika’nın çıkarlarına hizmet edebileceğini dikkate aldığımızda artık iki devletli egemen bir yapının ortaya çıkması tezi öne çıktı. Fakat Akıncı’nın seçilmesi halinde federasyonu ille de savunacağı açıklaması vardı. Kıbrıslı Türkler önlerindeki iki seçenekten birinde tercih yapmışlardır ve bu tercih federasyon lehine değil bağımsız egemen iki devletli bir uzlaşı olarak sonuçlanmıştır. Dolayısıyla artık 2004 yılında Kıbrıs Türk halkının ortaya koyduğu referandumdaki eğilimle bugün ortaya koyduğu eğilim arasında tamamen değişim vardır dönüşüm vardır ve bu dönüşüm iki devletli egemen bağımsız bir devletlerin yan yana olacağı bir çözümdür.”

(Devam edecek)

[email protected]

www.facebookcom/necdet.buluz

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.