Türk Silahlı Kuvvetleri ‘‘askeri anlamda uzay’’ çalışmalarına önem vermekteydi ve bir süredir alt bununla ilgili yapısını oluşturmaktaydı. Türkiye’nin uydu fırlatma denemelerinden biri olan yüksek irtifaya çıkabilen ‘‘Delta V Füzeleri’’ni fırlatma denemelerinin başarılı sonuçlar vermesi ile artık kendi uydularını üretebilecek ve bu uyduları yörüngeye oturtabilecek hâle gelmesi, uzay çalışmalarında hak ettiği yeri almasına yol açacaktır. Bu çalışmaların askeri ve stratejik boyutu büyük hazırlıklar sonucunda meydana gelmiştir. Türkiye’nin bu başarılı hamleleri hem bölgesel hem de küresel etkileri de beraberinde getirecektir.

Türkiye’nin yakın komşusu olan İran ve Orta Doğu’da İsrail ciddi anlamda uzay çalışmaları yaparak kendi u-Uzay Kuvvetlerini oluşturma aşamasındadır. Bunun yanında Türkiye’nin de uzay kuvvetlerini kurması, bununla ilgili çalışmalar yürütmesi bölgesel ve küresel güvenliğine önemli katkılar sağlaması açısında ehemmiyet taşımaktadır. Türkiye’nin yapmış olduğu bu çalışmalar yakın gelecekte kendi nükleer silahını da üretebilecek hâle geleceğini göstermektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin nükleer silah sanayisinin oluşması ve gelişmesi ile savunma uyduları dahil olmak üzere istihbaratî, meteoroloji, bölgesel-küresel konumlandırma ve haberleşme uydularıyla gökyüzünde hem kendi bölgesel güveliği hem de Türk Dünyası için bir güvenlik ağı oluşacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘‘Uzay Kuvvetleri Komutanlığı’’ kurması Türk Cumhuriyetlerinin de kendi bağımsız uzay kuvvetlerini kurmasına örnek teşkil edecektir. Türk Devletleri’nin Uzay Kuvvetlerinin olması ilerleyen süreçlerde Türk Devletleri Teşkilatı’na bağlı birleşik ‘’Uzay Gücü Komutanlığı’’na gidilmesinin önünü açacaktır. Rus uzay teknolojisinin uygulama yeri olan Kazakistan’ın uzay çalışmaları ile alakalı tecrübelere sahip olması Türkiye’nin Uzay Kuvvetleri ile alakalı çalışmalarından sonra bu konuda adım atması açısından önemlidir. Türkiye ile Azerbaycan’ın Güney Kafkasya’da yükselen güç olması bölgesel güvenlik açısından Azerbaycan’ın da kendi Uzay Kuvvetlerini kurması büyük anlam taşımaktadır. Türk Cumhuriyetlerinin kendi Uzay Kuvvetlerini kurmaları önemli kazanımlar getirecektir. Öncelikle olarak Türkiye’nin İsrail’de olduğu gibi bir demir kubbeye sahip olunması bir taraftan uzay ve havacılık endüstrisinin geliştirilmesi açısından önem teşkil ederken diğer taraftan ise istihbarat faaliyetlerinde bölgenin takip edilmesi, güvenliğin sağlanması ve her türlü tehditlere karşı önlem alınması açısından başarılar elde edilmesini sağlayacaktır.

ABD ve Çin arasında dünyanın doğal uydusu olan Ay üzerinde yürütülen çalışmalar ve rekabet mücadelesine yakın zamanda Rusya da katılmayı planlamaktadır. Âdeta Ay’ın, bu üç devlet arasında bir nüfuz mücadelesine sahne olacağı durumu söz konusudur.  Ay, maden ve metalurji açısından çok zengin bir gezegendir. Dünyadaki bütün madenler ve enerji kaynakları tükense dahi Ay’dan nakledilecek enerjilerle dünyanın binlerce yıllık enerjisi ve teknolojisi sağlanabilir. Bu sebepten ötürü Ay’daki yarışa da Türkiye’nin artık katılmak üzere önemli ve ciddi planlamalar yapması da bu dönemde söz konusu olacaktır.

Uzay çalışmaları ve Uzay Kuvvetleri kurulması, geliştirilmesi projelerine dünyanın önde gelen ülkeleri arasına Türkiye’nin de dahil olması dünya arenasında öncü bir lider ve küresel aktör olmada ki başarısını perçinleyecektir. Bu çalışmalar ve projeler çok uzun vadeli bir zaman dilimi gerektirmektedir. Büyük teknolojik alt yapıyı sahip olunmasının yanında ve bir sinerji ile uzay ve teknolojisi çalışmalarının önünün açılması gerekmektedir. Yerli ve milli üretimimizin artması ve askeri teknolojik gelişmelerimiz ile bu çalışmalar daha da ileri götürülecektedir. Artık Türkiye’de de Cern, Silikon Vadisi ve benzeri yerler oluşturulmuştur. Bunların sayısının yakın zamanda artacağı gibi devler ve özel sektör aracılığıyla gerek devlet için gerek ise özel sektör ihtiyacını karşılamak adına teknoloji üreten, geliştiren firmaların ve vakıfların sayısının artacaktır.  Dünyanın yakından takip ettiği bir konumda olan Türkiye bu gelişen teknoloji sayesinde bir yazılım ve donanım merkezi hâline gelecektir. Türkiye’nin uzayda var olması, uzayın askeri ve stratejik olarak kullanılması çalışmalarında yer alması aynı zaman da dünyanın her yerinde var olan bir güç olması demektir.  Bu çalışmalar ile Türkiye’nin de ABD, Rusya Federasyonu ya da eski Sovyetler Birliği ve Çin’in çalışmaları gibi bilim-kurgu filmlerine ya da dizilerine konu olması çok yakınır.

Her şeyden önce Türkiye bu çalışmalarda yer alarak kurgu içinde değil bir gerçek peşinde koşarak süper güç olma yolunda ilerlemektedir. Gerek iktidarıyla, muhalefetiyle gerekse vatandaşlarımız ve bütün STK’lerin bu konudaki çalışmaları desteklemesi ile ve Türkiye’nin küresel bir aktör olarak dünyada olduğu kadar uzayda ve uzayın paylaşımında da söz sahibi olmasını sağlamaya yönelik çalışmalara destek vermesi gerekmektedir. Bu çalışmaların zenginleştirilmesi ve ileriye gitmesi açısından teknoloji eğitimi, öğretimi ve kullanımıyla ilgili faaliyetlerin daha da artırtılması, bu konuda çok daha ciddi bilinçlenme faaliyetleri yapılması gerekmektedir. Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Kariyer Kapısı bünyesinde yazılımcı, donanımcı yetiştirme ve Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK)’ün genç dâhileri ve yurt dışında yaşayan yüksek eğitim almış yurttaşlarının geriye dönüşünü sağlamak için projeler üretmesi bu çalışmalar için teşvik edici adımlardır. Türkiye’nin istikrarı ve geleceği açısından nu çalışmaların artarak sürmesi ve daha da çeşitlenmesi büyük bir önem arz etmektedir.

Türkiye yerli ve milli teknolojiyle geliştirildiğimiz silah sanayimiz bunun yanında temelleri atılan Uzay Kuvvetleri Komutanlığı ile Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk “İstikbal Göklerdedir” ifadelerini ile ülkemizin hedeflerinin gerçekleşmesi açısından gurur teşkil etmektedir. Türkiye günümüzde kendi yeni nesil uçağını, İHA/SİHA’larını üretebilen ve bunları ihraç eden bir ülke konumundadır. Bu hamleler ile ülkemiz bölgesel ve küresel konumu güçlendirmiş ve kendi uydularını, savunma füzelerini gerçekleştirme aşamasında ilerleyerek de güvenliği için tehdit oluşturabilecek ögelere karşı koruyabilen bir ülke hâline evrilmiştir.

Türkiye’nin küresel aktör olarak dünyanın büyük güçleri arasında yer alması aynı zamanda Doğu-Batı, İslam-Batı medeniyetleri ve kültürleri arasındaki ilişkide de bir köprü olarak dengeleyici ve arabulucu olması önemli unsur olacaktır. Türkiye, İsrail- Filistin savaşında ve Filistin’de yürütülen katliamlara karşı İslam Birliği Teşkilatı Zirvesinde bölgede barışın sağlanmasını adına dünyaya çağrı yaparak bu anlamda ciddi çaba sarf eden tek ülke olduğunu göstermiştir.  Bu bağlamda Türkiye, “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesiyle kendi varlığına zarar vermeyen hiçbir güce karşı güç kullanmayan ve hem bölgesel hem de küresel barışı amaçlayarak dünyada da barıştan yana bir küresel aktör haline gelmiştir. Bunun yanında Türkiye önümüzde ki dönemlerde tahıl koridoru ve Türk Akım Boru Hattı ile Afrika, Avrupa ve dünyanın diğer bölgelerinde ki açlık ve enerji sorunlarını çözen dengeleyici bir küresel güce evrilme sürecindedir. Bu açıdan Türk Uzay Kuvvetleri’nin kurulmasını şu şekilde ifade edebiliriz: Artık Yıldız Savaşlarında Türkler de vardır. Türk Uzay Kuvvetleri; Ay için, Mars çalışmaları için ve küresel barış için üzerine düşeni yapacaktır. Bu gezegenin güvenliğini sağlayan küresel güçlerin arasında Türkiye Cumhuriyeti de yerini almıştır.

Doç. Dr. YUNUS EMRE TANSÜ

Gaziantep Üniversitesi, Güvenlik Stratejisti, Akademisyen, Yazar

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.