
Özel sermayenin bünyesinde çalışan maden işçileri, Ankara'daki “açlık grevi” eylemleriyle gündemdeydi, malum.
Konuyu “temel sorunlar ve talepler” ekseninde özetlemeye çalışalım.
1. Temel Sorunlar ve Yaşanan Mağduriyetler
Madenciler uzun süredir devam eden bir "belirsizlik ve hak gaspı" sarmalının içinde olduklarını ifade ederlerken öne çıkan başlıca sorunlar şunlar:
- Ödenmeyen Ücretler: İşçilerin başta maaşları olmak üzere geçmişe dönük yan haklarının ve ikramiyelerinin aylardır ödenmediği belirtiliyor.
- Tazminat Gaspı: Emekli olan veya işten çıkarılan işçilerin kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesindeki sorunlar.
- Zorunlu Ücretsiz İzin: İşçilerin, rızaları dışında ücretsiz izne çıkarılarak işten atılma tehdidiyle baskı altına alınması.
- Sendikal Baskı: Sendikaya üye oldukları veya hak arama eylemlerine öncülük ettikleri gerekçesiyle işçilerin iş akitlerinin feshedilmesi.
2. Madencilerin Somut Talepleri
- Alacakların Tamamı: Sadece bir kısım maaşın değil, birikmiş tüm ücretlerin, bayram ikramiyelerinin ve tazminatların tek seferde ödenmesi.
- İşe İade: Sendikal faaliyetleri nedeniyle işten çıkarılan işçilerin geri alınması.
- İş Güvencesi ve Kamulaştırma: Özel sektördeki yönetim zafiyeti ve hak ihlalleri nedeniyle, maden ocağının tekrar kamulaştırılması veya devlet güvencesi altına alınması.
- İSG Kuralları: İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSG) kurallarının kâğıt üzerinde kalmaması, madenlerde can güvenliğinin tam sağlanması.
28 Nisan Salı günü Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Gökay Çakır, "Toplantı olumlu geçti. Çoğu arkadaşımızın maaşları yattı. 15 gün süre istediler bizden. Bunun da garantörü bakanlıklar. Bu saatten itibaren bizler de eylemimizi sonlandırdık." dedi.
Verilen sözlerin takibi için hukukî geçerliliği olan bir belgenin alındığını umuyorum.
Umarım verilen sözler tutulur, bunun bir “krizi öteleme hamlesi” olmadığı anlaşılır ve sonuçlar madencinin lehine olur.
Yaşananlar bir kez daha şunu gösterdi:
Kamuoyu baskısı her şeye rağmen hâlâ önemli!
Öte yandan…
Eneği savunmaktan öte varlık sebebi olmadığının, etnisite gibi bataklıklara girmemesi gerektiğinin bilincinde bir sol…
Kutsalları istismarı bırakmış, çürümekten ve çürütmekten arınmış bir sağ…
Bu ikisinin zigzaglarına mahkûm etmeyen, kullandıkları değerleri kendileri açısından “maden” olmaktan çıkaran, adaleti esas alan sağlam bir sistem gerek bize.
Bu da ancak tuzu bile kokutanlardan kurtulmak ve kirlettiklerini temizlemekle mümkün.
Ha, bu arada yarın 1 Mayıs!
Hamasi ve içi boş bolca laf dinlemeye hazır mıyız bilmiyorum ama…
Hakkını alamayan emekçi ve emeklilerin sabrı kalmadı.
Haftanın Notu:
“Çalışanınızın hakkını alnındaki ter kurumadan verin” diyen peygamberin ümmeti olmayı dillerinden düşürmeyenler, başta madencilerimiz olmak üzere çoğu zaman hakkını alamayan insanlarımız hakkında ne düşünüyor, merak etmemek elde değil!




