Algıya Kurban Gitmek!

Akıl ve enformasyon dünyamız hiçbir saldırıya açık olmamalıdır.

Siyaset arenasında olduğunda toplumda geniş kitleleri ilgilendiren sonuçları olmaktadır.

Bu ve benzer saldırılar bazen karakter gereği olduğu gibi, şahsi de olabilmektedir.

Oysa siyasetçi olsun ya da olmasın, siyaseten rakibiniz olsun olmasın fark etmez yapılan doğru değildir.

Her ne inşa ediliyorsa edilsin hak ve hakikat ölçüsü, adalet ölçüsü ıskalanarak uzun ömürlü bir İŞ/SİYASET bir MEDENİYET inşa edilemez.

“Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.”

Tabi bu durum siyaset inşasında kullanılıyorsa işin doğrusu anlaşılan kadar olan oluyor ve bunu yapanlar hedeflerine ulaşmış oluyorlar.

Bir mesele hakkında iddia sahipleri kulaktan dolma sözlerle ve zanla hareket edemezler, etmemeliler.

Ayrı bir konuda sistemli olarak yürütülen, algı operasyonlarıdır.

Algı operasyonlarına kurban olunmamalıdır.

Onarılamaz sonuçları olabilir.

Sistematik olarak yapılan ALGI operasyonları üçüncü dünya ülkelerinde mistik hikaye ve efsanelerin belirleyici olduğu Ortadoğu ülkeleri ve bizim ülkemizde maalesef sonuç vermektedir.

Bu ve benzeri algılar nasıl ve kimler tarafından yapılmaktadır?

Yapılan işin sonunda kim karlı, kim zararlı çıkacaktır?

Ülke menfaatleri gözünün üstünde kaşın var gibi basit örneklerle büyük fotoğraf ıskalanmamalıdır.

İstikrar ve birlik beraberlik çok çok önemlidir.

Toplum önderleri, yöneticiler ALGI OPERASYONLARINA Kurban edilmemelidir.

İlerleyen günlerde şöyle bir operasyonla karşılaşmamız ihtimal dışı değildir.

Önemine binaen tekrar ifade ediyorum.!

Akıl ve enformasyon dünyamız hiçbir saldırıya açık olmamalıdır.

Şayet bu konuda feraset ve idrak ile davranmaz isek, ülkemizde kendisine ihtiyaç duyulan çok önemli ÖNDER bir şahsiyetin itibarsızlaştırılabileceği gibi aynı şekilde ÇOK TEHLİKELİ bir şahsın da kahraman olarak takdim edilme ihtimali vardır.

Buna örnek olarak Irak’ta Kasım Süleymani‘nin ABD operasyonu ile öldürülmesi sonucunda “aynı mahalle” insanlarından bir kesim tarafından şehit ilan edilirken başka bir kesim ise hain katil ilan etmiştir.

Bu örnek bile aynı konuda aynı kesim üzerinde ne kadar ayrı kanaat oluşturulabildiğine örnektir. Şöyle diyebilirsiniz “Olur mu bu benim kanaatimdir.” Siz öyle sanmaya devam ederken oluşturulmuş enformasyon ve algı ile kanaat getirmekte olabilirsiniz.

İdrakli, ferasetli ve müteyakkız olunmalıdır.

İftira ve yalanın ömrü kısadır. Ancak tahribatları her şahısta aynı şekilde tecelli etmez. Çok önemli sonuçlar doğurabilir.

İftira ve yalanla kişi hakkına tecavüz edene yaptığı işten kar(!) olarak sadece günahı kalır.

İnsanların haysiyet ve onurları başka insanlar tarafından hunharca tarumar edilecek alan değildir.

Onurlu ve haysiyetli yaşamak her insanın hakkıdır.

Ahlaklı, onurlu olmanın ilk şartı ise başkasının onur ve sahsiyetine saldırmamaktır.

Siyaset ve toplum inşasında yalan dolan, haksızlık, ahlaksızlık, iftira velhasıl toplumun genel ahlaki kurallarının ıskalayarak, gözardı edilerek yapılan saldırılar ÖMRÜ KISA, TAHRİBATI UZUN sonuçlar doğacaktır.

Bunu yapanların değer yargıları toplumla ne kadar örtüşüyor?

Milli olmakla ilgisi olmadığı halde, dini hassasiyetle ilgisi olmadığı halde bu alanda kendisine zemin açanlar tam da algı operasyonu yapanlardır.

Seçim ortamlarında örneklerine rastlanılmaktadır.

Hayat tarzında “Camide Yasin okumak” olmayanın, Yasin okuması, öte yandan bir başkasının “Hutbeyi dinlememek için cumayı kılıp camiden çıkıyorum.” demesi dindarlık kurnazlığında boğulanın madara olması demektir.

İlgileri olmayan hayattan örnek vermeyi aldatma mekanizması olarak kullanmak istemelerine sıkça rastlarız.

Tabi yerseniz!

Evimizde, düşünce dünyamızda, siyaset dünyamızda olan biteni müzakere ve mütalaa başka bir şey, ona başkalarının argümanları ve çabalarına destek ile zarar vermek başka bir şeydir.

Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak da var sonuçta.

İnsan her ne iş ile ilgili olursa olsun; “Hak etti de yaptım" dan ziyade “Bana yakışanı yaptım” dan hareketle davranmalıdır.

Aksi halde toplumsal HERCÜMERÇ‘e sebebiyet verir ve yapan da bu durumdan sonuç olarak nasiplenecek ve etkilenecektir.

Siyasete, sosyal faaliyete soyunanlar iyi işler yapacağız diyerek kargaşa ve istikrarsızlık oluşturamazlar.

Gömleğin bir düğmesini yanlış iliklemek yanlışı kesintisiz devam ettirecektir.

Surda bir gedik açılsın yeter ki.

Gediğin ne kadar büyüyeceğine, nereleri ve kimleri kapsayacağına akıl sır erdiremezsiniz.

Siyaset ve sosyal hayatta "kul hakkı" deyip geçmemeli insan.

Hz.Ebubekir’in kızları, Hz Ömer’e gelerek babalarını şikayet ederler. “Ya Ömer biz babanıza hizmet etmek istiyoruz ve sevap kazanmak istiyoruz, babamız bize kendisine hizmet etmemize fırsat vermiyor kendi ihtiyaçlarını kendisi karşılıyor su içeceği zaman kalkıp içeceği suyunu kendisi alıyor söyleseniz de bize hizmet edebilmemiz çin fırsat verse..”

Hz. Ömer, Hz. Ebubekir’in yanına gidiyor kızlarının kendisine şikayetlendiğini anlatıyor ve “Ya Ebubekir kızlarına hizmet etmeleri için neden fırsat vermiyorsun, onları sevap kazanmaktan mahrum ediyorsun?” diyor.

Hz. Ebubekir inanan bir insanın hayat düsturunu, olması gereken prensiplerini bir cümle içine sığdıran o muhteşem açıklamayı yapıyor.!

“Ya Ömer! ben Allah’ın (cc) Resulü'nden bizzat işittim; kendi yapabileceği bir işi, hizmeti başkasına yaptırmak kişiye kul hakkı olarak yeter!”

Çağlar boyu insan hak ve hukukunu düzenleyen inanç, iman..

Başka söze hacet yok !!!

“Anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az”

Vesselam.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.