Ak Parti Sözcüsü Çelik'ten, Kılıçdaroğlu'na: "İngiltere'ye de gidiyormuş. Seçimler Türkiye'de yapılacak, haberi olsun."

Bugün yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu Toplantısı nedeniyle düzenlenen basın toplantısında, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik önemli görülen gündem konuları hakkında açıklamalarda bulundu.   

Meclis'e sevk edilecek başörtüsü ve aileyle ilgili anayasa değişikliği teklifinin ele alındığını belirten Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanımızın grup toplamızda bu anayasa değişikliğiyle ilgili kapsamlı açıklamaları olacak, ondan sonra da yüce Meclis'e sevk edeceğiz." dedi.

Ömer Çelik'in basın açıklamasından başlıklar şöyle;

CUMHURİYET

Cumhuriyet'imizin 99 yıl önce ilanından bugüne bir sürü bedel ödeyerek, bir sürü mücadele ederek Cumhuriyet'imizin ve demokrasimizin birçok kazanım elde etmesi söz konusu oldu. Bu kazanımları korumak ve bunları daha ileri ufuklara taşımak, bundan sonrasında 'Türkiye Yüzyılı' diye Cumhurbaşkanımız tarafından ifade edilen bir çerçeve içerisinde net bir şekilde ortaya koyuldu.

Türkiye, bütün ulusal, uluslararası ve bölgesel olayların merkezindeki kilit ülke konumundadır. Cumhuriyet'imiz yaş alıyor ama asla yaşlanmıyor. İnşallah bu inançla, bu kararlılıkla yüzüncü yılımızı da kucaklamaya, yüzüncü yılımızla buluşmaya hazırlanıyoruz. 'Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır' sözünü sürekli olarak önümüzde bir zor zamanlarda mücadelesi verilmiş azim, kararlılık, inanç meşalesi olarak tutup 'Türkiye Yüzyılı'yla işaret edilen yeni ufuklara doğru yürüyoruz.

"Acı bir kaybımız var. Mevlüde Genç hayatını kaybetti. 29 yıl önce Almanya Solingen'de Genç'in 2 kızı, 2 torunu ve 1 yeğeninin faşist ırkçı katillerin saldırısına uğradı. Barış içinde yaşayalım, kimseyi kışkırtmayalım diye acımı kalbime gömüyorum. Kendisi barışın, uzlaşının sesi olarak bir sembol oldu. Hayatını, son nefesini verinceye kadar bu şekilde geçirdi. Hem Almanya'daki törene hem de Türkiye'deki cenaze törenine AK Parti olarak heyetlerimizle birlikte katılacağız. Kendisine karşı AK Parti olarak son vazifemizi yapmak için de arkadaşlarımız orada bulunacaklar.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz'un, Mevlüde Genç için yayımladığı mesajı son derece değerlidir.   

Şansölye, Türkçe 'Başınız sağ olsun.' diyerek Mevlüde Hanım'ı son yolculuğuna uğurlanmasında onu selamladı. Tabii Mevlüde Hanım'ın son yolculuğuna uğurlanmasında onu selamlamak kadar bu acıya yol açan faşist katilleri ve arkasındaki ekosistemin, siyasi tutumların, siyasi söylemlerin, ayrımcılıkların, İslam düşmanlığından tutun da Türk düşmanlığına kadar bütün bu nefret suçlarının da yargılanması gerekir. Bugün Almanya'daki siyasetçilerin sadece Mevlüde Genç'e rahmet dilemesi, onun ne kadar soylu bir davranış içerisinde olduğunu ifade etmesi tabii ki değerli ama yeterli değil. Eksik kalan bir taraf var. O da bu Türk düşmanlığı, İslam düşmanlığına karşı bu faşist katillerin içinde yaşadığı ve insanları öldürme saikiyle hareket ettiği ekosisteme karşı da güçlü bir tavır almaları gerekiyor. Dolayısıyla bunu daha çok duymak istiyoruz. Aksi takdirde faşist katillerin Türklere, Müslümanlara dönük bu eylemler sadece basit kınamalarla geçiştirilen sıradan vakalar olarak ele alınır ki bu son derece yanlış olur.

TOGG 

Cumhuriyet'in 100'üncü yılına girerken Türkiye'nin ideali olan projelerden birisinin daha hayata geçmesi herkes için sevindirici bir şey oldu. Tabii sevinemeyenler var. Bugün de baktım, çok çirkin bir şekilde eleştiriyorlar. Bunlar, milletin sevinciyle sevinemeyen, milletin derdiyle dertlenemeyen, milletin iyiliğinden mutlu olmayan travmatik tipler. Bu travmanın da herhangi bir tedavisi yok. Yeryüzünde şimdiye kadar bulunamamış. Dolayısıyla onları kendi travmalarıyla baş başa bırakmak gerekiyor.

Rusya'nın "tahıl koridoru" anlaşmasını askıya alması ya da bundan çekilmesinden büyük üzüntü duydu. Arzu ediyoruz ve temenni ediyoruz ki tekrar bu anlaşma işlerlik kazansın. Bu hem bölgenin hem de insanlığın faydasına sonuçlar doğuran son derece kıymetli bir çabadır.

TSK

Dünya genelindeki birtakım kara propaganda merkezlerinin, mekanizmalarını eskisi kadar harekete geçiremiyorlar. Çünkü burada mücadeleyi hem siyasi hem diplomatik hem ideolojik hem fiziki olarak veriyoruz hem de iletişim düzeyinde veriyoruz. Bütün bu alanların senkronize düzeyde ve güçlü istihbarat, güçlü bir terörle mücadeleyle desteklenmesi büyük bir mücadele tablosu ortaya çıkarıyor.

Terör örgütünün bazı çevrelerden aldığı akılla ürettiği kara propagandanın, Türkiye içinde karşılık bulmasının utanç vericidir.  Bunların en önde gelenlerinden bir tanesi, 'Türk Silahlı Kuvvetlerine kimyasal silah kullanıyor' iftirasının atılmasıdır. Bunun yegane kaynağı terör örgütü ama terör örgütünün nasıl bir propaganda ağına sahip olduğunu görmek açısından Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çatısı altında görev yapan birilerinden sivil toplum örgütlerine kadar, bir yerlere kadar bunun birdenbire gündeme sokulmaya çalışıldığını gördük.

Dünyanın herhangi bir ordusuna "Kimyasal silah kullanıyor" denilmesi en ağır suçlamadır.  

Çünkü bu, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Türk Silahlı Kuvvetleri gibi siviller konusunda, tarihi eserler konusunda hassasiyeti çok yüksek olan bir orduya karşı bunu yaptığınız zaman, bu provokasyondur. Asıl burada, bir nefret siyasetinin, terörü meşrulaştırmak, terörü mazur göstermek üzere devreye sokulduğunu görüyorsunuz. Ondan sonra da bunun söylenmesinin herhangi bir şekilde fikir hürriyetiyle ilgisi var mıydı, yok muydu diyerekten temelsiz bir tartışma yapıyorlar.

EGE

Yunanistan'ın Ege'de işlediği insanlık suçları bitmek bilmiyor. Her türlü uyarıya rağmen bu geri itmelerle insanları ölüme, yaralanmaya ve Akdeniz'in sularında kaybolmaya doğru itmeye devam ediyorlar. Son rakamlara baktığımızda 2020, 2021 ve 2022 yılında, Yunan sahil güvenlik güçlerinin Ege'de 1671 geri itme vakasında, 46 bin göçmeni geri ittiği yani 46 bin kişinin hayatını bile isteye tehlikeye attığı görülmüştür.

Frontex'in ve Yunan sahil güvenliğinin ortaklaşa işlediği suçlar, insanlığa karşı işlenmiş suç kapsamındadır.

TAHIL KORİDORU  

Rusya bu anlaşmayı askıya aldığını ya da bundan çekildiğini ifade ediyor. Bundan büyük üzüntü duyduğumuzu ifade etmek isterim. Savunma Bakanlığımızın açıkladığına göre, İstanbul'daki müşterek koordinasyon merkezindeki Rus personel hala görev yerlerinde duruyor. Arzu ediyoruz ve temenni ediyoruz ki tekrar bu anlaşma işlerlik kazansın. Bu hem bölgenin hem de insanlığın faydasına sonuçlar doğuran son derece kıymetli bir çabadır. Karadeniz tahıl girişimi 9 milyon metrik tondan fazla gıdanın başka insanlara ulaşmasını sağladı. Bu iradenin güçlü tutulmasını, son derece hayati ve hayat kurtaran girişimin canlı olmasını temenni ediyoruz.

Yunanistan'ı şehitliklerimize, tarihi mekanlarımıza, maneviyat merkezlerine ki bu insanlığın ortak mirasıdır, saygılı olmaya davet ediyoruz. Yani Orta Doğu'da DEAŞ'ın yaptığından bunların ne farkı var? Bu tarihi eserleri DEAŞ da bu şekilde yok ediyor, bakıyorsunuz Yunanistan'ın çeşitli yerlerindeki otoriteler aynı tavrı sergiliyor. Yunan hükümetinin bunlara 'dur' demesi gerekiyor. Avrupa'nın ortasında tarihi eser yok etmek gibisinden bir barbarlık asla kabul edilemez.

KILIÇDAROĞLU

Mahkeme basmanın Meclis'i basmaktan bir farkı yok. Bu devletin temel egemenlik alanlarına dönük büyük bir saygısızlıktır. Yani bu milletvekilleri empati yapsınlar, kendileri Meclis kürsüsünde konuşurken birileri tarafından o Meclis'in basıldığını düşünsünler. Böylesine bir tablo nasıl kabul edilemezse o vekillerin orada mahkemeye dönük bu saygısızlığı da kabul edilemez. 

Sayın Kılıçdaroğlu'na hatırlatmak isterim. Bizi ilgilendirmez, İngiltere'ye de gidiyormuş. Seçimler Türkiye'de yapılacak, haberi olsun. Yani seçimler Londra'da, Vaşington'da falan filan yapılmayacak, seçimler Türkiye'de yapılacak. Dolayısıyla siyasetle ilgili hedefleri varsa onu gerçekleştirmenin yeri Türkiye.

TERÖR ÖRGÜTÜ

İsveç Dışişleri Bakanı Madrid'de yapılan üçlü mutabakatı süratle hayata geçireceklerini açıkladı. Açıklamaları tabii ki hayata geçene ve somutlaşana kadar yeterli bulmuyoruz. Çünkü biz Avrupalı dostlarımızdan terör konusunda çok söz, çok yüksek ifadeler, çok çarpıcı köklü ifadeler, çok şık, çok estetik ifadeler duyduk ama netice itibarıyla o ülkelerin sokaklarında terör örgütlerinin eylemleri hepimizin şahit olduğu eylemler, onların televizyonlarında terör örgütünün propagandaları, hepimizin şahit olduğu programlar olarak ortaya çıktı. Hatta yakın zamana kadar terör örgütü ile iltisaklı kişilerin yoğun şekilde Avrupa Parlamentosu'na girip çıktığını da ifade ettik ve buna da itiraz ettik. Dolayısıyla İsveç'in bu açıklamaları iyi ama hayata geçene kadar yeterli değil. Hayata geçmesini bekliyoruz. Mutabakatla ilgili konular hayata geçtikten sonra, gerekli yasal düzenlemeler yapıldıktan sonra zaten bir mesele kalmayacaktır. 

PARTİLERE HAZİNE YARDIMI

Siyasi Partilere Hazine yardımı dünyanın her tarafında demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan siyasi partilerin güçlenmesi ve onların faaliyetlerini rahatça yapabilmeleri, siyaset alanının korunması için üretildi.  

Teröre destek veren veya verilen Hazine yardımını amacı dışında ve anayasal düzene karşı kullanan herhangi bir siyasi parti söz konusu olduğunda buna mahkemelerin karar verecektir.  

Biz zaten bu konudaki siyasi eleştirilerimizi devam ettiriyoruz. Burada Anayasa Mahkemesinin Hazine yardımını kesmekten başka alanlara kadar bir tedbir paketi uygulama yelpazesi vardır. Dolayısıyla bütün bunlar kendi içerisinde mantıklı tutarlı bir şekilde düzenlenmiştir. Tabii ki siyasi faaliyet özgürlüğünü teminat altına alacak donanımlara ihtiyaç vardır, aynı zamanda da bunun amacı dışında kullanılması, örneğin terör gibi birtakım iltisaklı durumlarda kullanılmasında, onu da engelleyecek mekanizmalar, hukukumuzda mevcuttur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.