Global problemlerin doğrudan gündemi belirlediği bir dönemde, geçen yüzyılın ortalarında sadece tankların kayıt altına aldığı sanılan “Macar İhtilali” yeniden gündeme taşındı.
Bu defa Macar İhtilali, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Prof. Dr. Turan Akkoyun tarafından “Müze, İletişim ve Sinema Karşılığı” çerçevesinde ASOS Indeks, İdeal Online, Research Gate, Journal Indeks, ISSN Portal, ESJI, Journal Factor, Cite Factor, Scilit, ERIH PLUS, Open Alex, Crossref gibi uluslararası indeksler tarafından taranan ve “yüksek akademik standartlara sahip, özgün ve nitelikli araştırma makaleleriyle bilim dünyasına katkı sunmayı hedefleyen” JcoSoHis Dergisinde ele alındı.

Prof. Dr. Turan Akkoyun
“XX. yüzyılda kurumsallaşan müzecilik, zamanla sosyal, kültürel, pedagojik ve akademik bir işleve kavuşarak yerel, bölgesel, ulusal ve küresel ölçekte ziyaret merkezlerine dönüşmüştür. Okul dışı öğrenmenin önemli duraklarından olan müzeler, laboratuvar ve kütüphaneler gibi eğitsel bir rol üstlenirken, kentlerin uygarlık anlatılarıyla da iç içe geçer. Müzecilikte yalnızca geçmişten devralınan eserler değil; etkisi süren ve toplumsal hafızayı şekillendiren olayların mekânsal temsilleri de öne çıkar. Bunun çarpıcı örneklerinden biri, Soğuk Savaş’ın çift kutuplu yapısında Doğu Bloku’nun katılaştığı yıllarda patlak veren 1956 Macar hareketini Budapeşte’de sınırlı bir mekânda deneyimsel biçimde anlatan ve 2014’te açılan müzedir.
Dünya kamuoyunun yakından izlediği bu hareketin, Sovyetlerin sahneden çekilmesinden sonra bile ilgi görmesi, hafızanın sürekliliğini düşündürür. Müzenin çeşitli film projeleriyle birlikte merak ve bilgi ihtiyacını görsel olarak karşılaması, kültürel iletişim işlevini görünür kılar.” Özlü akademik çalışmada İlhan Egemen Darendelioğlu, Mehmet Eröz gibi düşünce insanlarına ve Our Revolution (1956); The Journey (1959); Diary for my Father and Mother (1990); Children of Glory (2006); Freedom Dance (2007); Torn from the Flag (2007); Journey Home: A story from the Hungarian Revolution of 1956 (2007); Bern Büyükelçisi (2014) filmlere işaret edilerek şu hususlara vurgu yapılmaktadır.

Fotoğraf: Liszt Enstitüsü (Arşiv)
XX. yüzyılın toplumsal gerçekleri arasında yer alan müzeler ve sinema filmleri, geniş kitlelerin kısa süre içerisinde merak ve bilgi ihtiyaçlarını karşılamaları bakımından dikkat çekici bir benzerlik göstermektedir. Aynı konuya odaklanan farklı projeler, kamuoyunda etki gücünü artırmakta; birbirini tamamlayan yapılarıyla karşılıklı tanınırlığı güçlendirmektedir. Bu durumun somut örneklerinden biri, 1956 Macar İhtilali bağlamında Budapeşte’de sınırlı bir mekânda sergilenen 1956 Memorial & Exhibition Müzesi ile gerek ülke içinde gerekse uluslararası düzeyde üretilip izleyiciyle buluşturulan farklı türdeki sinema filmleridir. Söz konusu iki alan, toplumsal hafızanın korunmasına katkıda bulunurken, aynı zamanda yedinci sanatın estetik ve diyalektik işlevini de pekiştirmektedir.
Kurgulanan sinema filmleri, ihtilali bütüncül bir perspektiften ele almakla birlikte, anne, baba, gençler, yabancılar ve göçmenler gibi bireysel temsiller üzerinden genellemelere yönelerek hedef kitleye mesajlarını iletmektedir.
Öte yandan müze, fotoğrafların yanı sıra tanklar ve bayrak gibi nesneler aracılığıyla canlı bir iletişim kurarken; filmler, mücadele, özlem ve gerilim temaları üzerinden izleyiciyi beyazperdeye bağlamaktadır.
Özgürlük mücadelesi, başlı başına bir halk destanı niteliği taşımakta; müze bu destanı tanklara karşı verilen direnişi somut nesneler üzerinden aktarmakta, sinema ise senaryo, kurgu ve sanatçı yorumları aracılığıyla temsiliyet kazandırmaktadır. Böylece her iki mecra, farklı anlatım biçimlerine rağmen, aynı toplumsal hafızanın yeniden üretimine katkı sunmaktadır.
Bursaarena.com.tr




