Zaman tüm yaraları iyileştirmez: Çocukluk çağı travmaları

Travmalar çocuğun fiziksel ve psikolojik sağlığı üzerinde derin etkiler bırakıyor, gelişimini ve gelecekteki yaşam kalitesini şekillendiriyor. Uzmanlar, çocukluk çağı travmalarının önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna işaret ediyor.

"İnsanın anavatanı çocukluğudur" demiş M.S 50 ila 130 yılları arasında yaşamış filozof Epiktetos... Merhum psikolog ve yazar Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu da, Epiktetos'un sözlerine atıfta bulunarak, "Çocukluğunu yaşamamış bir insanın mutlu olması çok zor" der bir konuşmasında. Çocukluk çağı travmaları kişinin geleceğini öylesine şekillendiriyor ki, önemli bir halk sağlığı sorunu olarak kabul ediliyor. Yani ruh sağlığı doktorlarının terapilerde öncelikli olarak çocukluk anıları üzerinde durmaları tesadüf değil... Peki, olumsuz çocukluk deneyimlerinin tedavisi mümkün mü? Klinik Psikolog Prof. Dr. Gülsen Erden ile çocukluğa damga vuran travmaları konuştuk.

Olumsuz çocukluk deneyimlerinin önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiği ve etkilerinin tüm yaşama yayılabileceği açıktır.

Kaynak: TRT / Klinik Psikolog Prof. Dr. Gülsen Erden

Fotograf: Reuters

[Fotograf: Reuters]

Travmanın ilk belirtileri yıllar sonra ortaya çıkabilir

Çevre kirliliği nedeniyle bir zehre maruz kalsak, bunun sağlığımızı nasıl etkileyeceğinden korkarız. Çocukluk travmaları da işte bu zehre benziyor diyor Gülsen Erden, ancak bir farkla diye de ekliyor: Olumsuz deneyimlerin sağlığımızla ne kadar bağlantılı olduğunun farkında değiliz.

Araştırmalar yetişkinlerin en az üçte ikisinin bir ya da daha fazla olumsuz çocukluk deneyimi yaşadığını gösteriyor. Çocukluk travması yaşayanların sayısı ise her geçen gün artıyor. Çocukların yaklaşık yüzde 40'ının en az iki olumsuz olay yaşadığı düşünülüyor. Gülsen Erden, tüm bu kötü deneyimlerin çocuğun gelecek yaşamına, kişiliğine, ruhsal durumuna ve sosyalliğine zarar verdiğini söylüyor. Uzun vadeli sonuçlarınsa bazen olaydan yıllar sonra ortaya çıkabileceğine dikkat çekiyor.

"Çocukluk çağında sayısız olay yaşar ve deneyimleriz. Bunlardan güveni sarsıcı ve incitici olanlar, sağlığı tehdit eden yara izlerine dönüşür ve yetişkinlik yolunda kabukla üstü örtülen, görünmez yaralar olarak derinlerde kalır. Bu deneyimler çeşitli ruhsal sorunların kaynağı olabilir. Bu olaylar sırasında her çocuk acı ve korku yaşar. Temel beyin gelişiminin hızlı gerçekleştiği çocukluk çağında ortaya çıktığı için travmanın gerçekleşmesinden uzun süre sonra bile bireyde gözlenen birçok fiziksel, ruhsal duygusal sağlık sorunu çocukluk travmasıyla ilişkili bulunmaktadır. Travmanın gerçekleştiği zaman diliminde akut sarsıntılar yaşanırken devamında şiddeti aşırıya kadar değişen kronik bir kriz duygusu deneyimlenir. Kronik durumun ne kadar süreceği öngörülemeyen faktörlere bağlıdır."

En sarsıcı travmalar 0-8 yaş arasında mı olur?

İstismar, ihmal, şiddete tanık olmak, zorbalığa uğramak, sevilen birini kaybetmek... Travmatik olay denilince akla bu tür deneyimler gelse de aslında çok daha azı dahi çocuklarda derin yaralar oluşturabiliyor.

"Çocukluk travması fiziksel, duygusal ihmal, istismar, ciddi yaralanma veya hastalıklar, doğal afetler, savaş ya da terör olaylarına bağlı olarak gelişir. Öte yandan çocukların ilgilenmediği, anlamadığı düşünülen ya da çocuklardan saklanabildiği sanılan yaşanıp bittiği düşünen pek çok olay da çocukları derinden etkileyebilmekte. Olumsuz çocukluk deneyimlerinin önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiği ve etkilerinin tüm yaşama yayılabileceği açıktır. ”

Bazı uzmanlar en çok 0-8 yaş arası yaşanan duygusal travmaların geleceği şekillendirdiği üzerinde duruyor. Peki, en etkili travmalarımız bu döneme mi ait? Prof. Erden travmanın her yaşta deneyimlenebileceğini söylüyor. Ancak etkilerin çocuklarda daha sarsıcı olduğunu anlatıyor. Bunun en önemli nedeni de çocuk beyninin kriz yönetebilecek donanımda olmaması... 

"Güvenlik duygusunu zedeleyen, insanları dünyayı hatta en yakınlarını güvenilmez olarak algılamasına neden olan her travmatik deneyim hangi yaş olursa olsun, çocukluk çağından yetişkinliğe derin izler ve etkiler taşır. Yaşamın ilk yılları güven duygumuzun, kişiliğimizin ve kimliğimizin belirlendiği yıllardır. Okul öncesi dönemde bağlanma geçekleşir. Bir çocuk güven içinde yaslanabileceği sağlıklı ve gereksinimlerini zamanında ve olması gerektiği gibi karşılayan anne baba ya da bakım verenle sağlıklı bağ kurar ve güvenli bağlanma gelişir.

Güvenli bağlanma güvenli ve sağlıklı ayrılmalar için de bir öncüdür. İlkokul çağına doğru çocuk kimliğini, kim olduğunu benimser. Sosyal hayat yolculuğuna bağımsız adımlarla girebilir. Bu aşamalarda ya da okul çağında çocuğun sağlıklı gelişimini ketleyecek, durduracak bir travmatik yaşantı geleceğe taşınabilecek ve ergenlikte ya da yetişkinlik çağında çeşitli ruhsal, duygusal sorunlara yol açacaktır. Özellikle bağlanma ya da kimlik özümseme aşamalarındaki travmalar gelecek yaşantılar açısından daha ağır travmalar olarak kabul edilebilir. Ancak travmanın nasıl nerede kimlerle yaşandığı, nasıl yaklaşıldığı ve süresi ile tekrarlılığı da çocuğun yaşı kadar önem taşımaktadır."

Fotoğraf: Getty

[Fotoğraf: Getty]

Travma yaşayan çocuk nasıl anlaşılır?

Olumsuz çocukluk deneyimleri fiziksel ve duygusal etkiler bırakabiliyor. Gülsel Erden, "Ne travmaların tam bir listesini vermek ne de hasarı tam olarak ölçmek pek mümkün değil" diyor. Gözlemlenebilecek olası belirtileri ise şöyle sıralıyor:

Uyku ve yeme düzeninde bozulma, geri çekilme, yalnızlaşma, kabuslar, davranışsal sorunlar, yoğun kaygı ve korku gibi belirtilerin yanı sıra okul terk oranları, düşük benlik saygısı, değişen stres tepkileri, artan intihar oranları gözlenmekte. Travmatik çocukluk yaşantıları sonrasında yetişkinlikte madde bağımlılığı (sigara, içki, uyuşturucu vb.), kalp hastalığı, nedeni belirlenemeyen kronik sağlık sorunları depresyon, anksiyete ve çok çeşitli tehlikeli ve sağlıksız davranış örüntüleri gözlenme riski artar.

Çocuktur unutur, hatırlamaz ya da oyun sanır, daha da kötüsü hayal gücü geniş, uyduruyor gibi travmatik yaşantıyı önemsememe, hafife alma ya da örtbas etme girişimleri çocuğa en az travmatik yaşantı kadar zarar verecektir.

Travma yaşamış birine nasıl destek olunur?

Zaman tüm yaraları iyileştirmiyor... Bu yaraları iyileştirmek için çoğu zaman destek almak da gerekiyor. "Travma yaşamış bir çocuğa destek olmak için öncelikle yaşadıklarını konuşabilmesi adına fırsat sunmak, onu dinlemek ve duygularını anlamasına yardımcı olmak lazım" diyor Gülsen Erden.

"Doğal afetler ya da insan eliyle gerçekleştirilen travmalar sonrasında çocukların acısını, korkularını, kaygısını ya da bedensel tepkilerini böyle bir olaydan sonra ortaya çıkması mümkün tepkiler olarak normalleştirmek, çocuğun kendisini, yalnız, çaresiz ve garip görmesini önlemek gerekir.

Fiziksel belirtilerin hafifletilmesi geleneksel tedavilerle mümkündür ancak kalıcı iyileşme psikoterapi gerektirir. Bir terapiste başvurmak, sağlıklı ve üretken bir geleceği geri kazanma yolunda büyük bir adımdır. Travmatik çocukluk olaylarına gereken önem verilmelidir. Çocuktur unutur, hatırlamaz ya da oyun sanır, daha da kötüsü hayal gücü geniş uyduruyor gibi travmatik yaşantıyı önemsememe, hafife alma ya da örtbas etme girişimleri çocuğa en az travmatik yaşantı kadar zarar verecektir. Nerede herhangi bir travmaya maruz kalan bir çocuk varsa, hızla yardım alması sağlanmalıdır. Aynı şey, bugün kendilerini etkileyen olumsuz çocukluk olaylarından kurtulmaya çalışan yetişkinler için de geçerlidir."

Peki, günümüzde travma odaklı ne tür tedaviler uygulanıyor? Gülsel Erden şöyle anlatıyor:

Bunlar arasında Bilişsel-Davranışçı Terapi (BDT), Oyun Terapisi, Göz Hareketi Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR) veya Travma Odaklı Bilişsel-Davranışçı Terapi (TF-BDT) dikkati çeker. Her yaklaşımın kendine özgü yararları ve yöntemleri vardır; dolayısıyla bunları anlamak, bilinçli karar vermek önemlidir. Oyun terapisi, sanat terapisi ve travma odaklı terapi onları gelecekteki zorluklarla baş etme, travmayı tetikleyenler veya hatırlatıcılarla baş etme ve yeni ortamlara uyum sağlama konusunda güçlendirir.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.