Ramazan, kelime olarak çok sıcak anlamına geldiği gibi Hicri takvime göre dokuzuncu ayın adıdır. Ramazan ayının dinimiz olan İslam inancında büyük bir önemi ve kutsî değeri vardır. Çünkü Kur'an-ı Kerim bu ayda indirilmeye başlanmış ve yine bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen Kadir gecesi bu ay içindedir. Ayrıca İslam inancının şartlarından birisi olan oruç ibadeti de bu ayda tutulur. Bu nedenlerle Ramazan ayı, Müslümanlar için kutsaldır ve 'on bir ayın sultanı' denilmiştir. Cenab-ı Resulullah efendimiz,

Recep ayı Allah’ın,

Şaban ayı benim,

Ramazan ayı ise ümmetimindir

buyurmuştur. Ümmet olmak, var olan ve inkârı mümkün olmayan bir kutsî değerin şekil ve kıyafet yönüyle taklitçisi olmak değil, o değerin değerleriyle güzelleşip yaşıyor olmaktır. Doktor olmak için tıp eğitimi almak ve yanında yapılması gerekenleri yapıp hak etmek yerine, bir doktorun beyaz önlüğünü giyip doktor taklidi yapmak bizi doktor yapmaz; sadece doktorculuk oynamış oluruz ki ümmet olmak için de aynısı geçerlidir. Ümmet olmakla ümmetçilik oynamak farklı şeylerdir. Ümmet, Cenab-ı Resulullah efendimizin, ilmiyle ilim sahibi olmak, irfaniyetiyle kemâlat bulmak, edebiyle edepli, ahlakıyla ahlaklı olmak sonucu tevhit eri olmanın adıdır. O peygamber, tevhit eri olduğundan Kendisinde bulunan erliği tebliğ etti ve adına "İslam" denildi. Bu sebeple, Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet edip bu şehadetle birlikte huzuru Hak’ta yaşamanın adıdır ümmet! Şehadeti olmayan zihniyetin kolay olan taklidi seçip, yaşamını şirk içinde sürdürürken tevhide ait değerlerin de taklitçisi olması onu ümmet yapmaz, ümmetçilik oynamış olur. İşte Peygamber efendimizin, “Ramazan ayı ümmetimin ayıdır” demesi, içinde Kur’an, İman, Oruç ve Kadir gecesinin bulunmasıyla, ümmetliğin ancak bunlarla hak edileceğine işarettir. Kur’an’ı Kerimin Kadir suresi 1-5 ayetlerinde Cenab-ı Allah,

Biz onu Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh, her iş için iner dururlar. O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar.

demektedir. Şimdi, Kur’an Ramazan ayında indirilmiş, Oruç bu ayda tutulur, Kadir gecesi yine bu ayda gerçekleşirden ne anlamalıyız?

Kur’an, sadece ne denildiği anlaşılmadan okundukça sevap kazanılan bir kitap değildir. Kur’an insanın dünya yaşamında şehadet içinde yaşamasının rehberidir. Yüce Kur’an’da Cenab-ı Allah’ın beyan ettiği gibi yaşamak gerekir. Beyanı okuyup sevap kazandım zannetmek ama denileni yapmadan kendi nefs-i emmaremize göre yaşamak bize sevap değil günah kazandırır. Sevap, okuduğunu anlayıp denileni yapınca elde edilen şehadettir. Reçeteyi okuyup iyileşmek, reçetede yazan ilacı alıp kullanmakla mümkündür.

Oruç, sadece midenin yemek ve içeceklerden uzak tutulması değildir. Oruç, tıpkı mide gibi, emanetçisi olduğumuz tüm vasıfların dünyalıklardan uzak tutulmasıdır ki sadece Allah rızası için yapılırsa Hak katında makbuldür. Gözü gayrı ilah görmekten uzak tut, kulağı gayrı ilah işitmekten uzak tut, dili gayrı ilah zikretmekten uzak tut, kalbi gayrı ilah fikretmekten uzak tut ki tuttuğun oruç olsun. Kendimizi, mide orucunda sınırlı ve sabit bırakarak ibadet ederken şirk ettiğimizin farkında olmayışımızdan kurtarmalıyız.

Kadir gecesi, herhangi bir akşamın isminin Kadir olması ve o gecede kalıp diğer her geceyi nefsin gecesi yapmakla kayıtlı değildir. Kadir gecesi, insanın kendisindeki kutsiyete ermesi sonucu kendisinden Rabbinin kadrini bilmesi anlamındadır ki bunu başaran insan şehadete ermiş olduğundan artık onun her gecesi Kadir gecesi olur. Kadir gecesi, bizlerin Allah’tan başka ilah olmayışına şehadet edecek olan ve bizi diğer mahlûklardan ayırıp üstün kılan insanî değerlerimizi dünyaya bağlı kılmaktan kurtarıp, dünyada bulaşanlardan arındırma sonucu insanlığımızı dünya için değil Rabbimiz için kullanmaya erdiğimiz gecedir. Buna aslımıza dönüş denir. Aslına dönmeyen insan hala mahlûklukda kalmaya devam ettiğinden henüz o kişi kadir gecesine ermemiştir. Kadrine erenlerin ve erilmesi gerektiğinin işaret edildiği sembol olan dünya gecelerinden bir geceye ermiş olur ki; bunu zaten o istememiş, içinde bulunduğu ve bağlı olduğu zaman dilimi onu mecbur kılmıştır.

İşte ümmet olmak da, mecburiyet değil gönül işidir ki; Ramazan gönül oluşturma olarak simgelenmiştir.

Cenab-ı Resulullah efendimiz, kutsî hadisinde

Nefsine arif olan ancak Rabbine arif olur

buyurmaktadır. Ramazan, nefsimize Arifliğimize engel olan şirk bulaşmış bilgi, şirk bulaşmış görme, işitme ve fikretme özelliklerimizden, şirki arındırma ayıdır. Bu ise, ruhumuza idrakimiz yani anlayacağımız şekilde Kur’an okunması sonucu anladığımızı yaparak, oruç denilen halktan Hakk’a yücelmeyle, kendi kadrimize erme sonucu tevhit eri olabilmekle mümkündür. Ramazan’ı Ramazan yapan içinde taşıdığı değerlerdir ve bizler bu değerlerle güzelleşmeden Ramazan’ı idrak etmiş olamayız. Ramazan’ı idrak edip yaşayan bir insan, şehadete ermiş olandır. Onun gördüğü, işittiği, fikrettiği Allah’tan başka ilah olmayışıdır. İşte Peygamber efendimiz bu gerçeği önce yaşayan sonra da yaşadığını tebliğ edip Kendisine tâbi olanlardan aynısını yapmalarını isteyendi. Bu sebeple ümmet bunu başarmış olandır.

Yemek yiyor gibi yapıp ağzımızın içinde hiçbir şey yokken çiğneme şeklini yerine getirsek, yemek yemiş ve karnımız doymuş olur mu?

Bu soruya verilecek cevap, inanç için de geçerlidir. “Tabii ki olmaz, olur mu hiç öyle şey, siz neyin kafasını yaşıyorsunuz" şeklinde hem de yüksek sesle cevap verenler, inancın şeklî taklidinde kalıp inanç budur diye bağıranlardır. Ramazan, Allah’ın bize verdiği sorgulama, araştırma, keşfetme özelliklerimizi sadece eşyadan yana kullanmaktan alıp inançtan ve doğrudan yana kullanamaya başlamamızın ayıdır. Cenab-ı Allah, talip olanları, Ramazan’ı yaşama sonucu Kendisinden başka ilah olmadığı gerçeğine şehadet etmişlerden eylesin.

[email protected]

http://www.emekyayinevi.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.