İnsanı yaşamayan devlet tarihte yok olmaya mahkûmdur.

Bunu Osmanlının kuruluşunda Şeyh Edebali tespit ederek Osman Gazi’ye nasihat eylemiştir.

Günümüzde bu tenbihatın tam tersine hareketleri görmekteyiz.

Kendi insanına verebildiklerinin en düşüğünü vermek,

Alabildiklerinin en yükseğini alma dönemi başlamış.

1 dolar 1 litre benzin seviyesine gelmiş.

Ekmek fiyatları bütün yurtta yüzde yüzün üzerinde artışlara başlamış.

Taşın vergilerinde iki misli uygulamalarına geçilmiş.

Akaryakıtta otomatik fiyat ayarlamalarına tam gaz devam edilecek.

Elektrik zaten hiç hız kesmedi.

Doğal gaz verilen süreyi tamamladıktan sonra verilenler tekrar geri alınacak.

Bu sistemle,

Bu akılla,

Alınan hiçbir önlem işe yaramayacaktır.

Zira getirilen insanların hepsi göstermelik,

Neticede yine reisin dedikleri yapılıp onlar uygulamaya sokulacaktır.

Hiçbir sözleri güven vermeyecek.

İşte en müşahhas uygulamaları;

Başrollerde yine TÜİK.

ENAG’a göre haziran ayı tüketici fiyatları % 8,54. Tüik’e göre ise 3,92

Memur ve emeklilere yapılacak zam da % 19,77.

Müslüman olduğunu söyleyenler garibin gurabanın üç beş kuruşuna göz dikmiş.

Enflasyonu düşük göstererek kul hakkı yemeye devam ediyorlar.

Memur ve emeklileri enflasyona ezdirmeyeceğiz sözü daha açıklanmadan havada kaldı.

Merkez bankasında faiz artışına gidilmesi dövizi ve enflasyonu iyice azdırdı.

Enflasyonu tek haneye indireceğiz sözü yine boşa çıkacak gibi.

Merkez bankası başkanı dövizi baskılamak için döviz satışı yapılmayacak diyor,

Ama aynı gün 1 milyar dolar satılıyor. Bunlar kimlerin cebine aktarılıyor.

Adalet bakanı “Geç gelen adalet, adalet değildir” diyor. Ama hala içeride seçilmiş bir milletvekili parmaklıkların arkasında yatıyor.

En çok kullandıkları da “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın

Bu şartlarda insan nasıl yaşasın?

Karnı doymayan insan namazını bile kılacak durumda değil.

Hep söylemleri kullandılar.

Ama hiçbir zaman eyleme geçmediler.

Söylemleri kullanırken hep kandırmak üzere sarf ettiler.

Hiçbir zaman hakikati göstermediler.

Diyeceksiniz ki, Biz onu doğru biliyorduk. Kavun değil ki koklayasın.

Daha başka sorulardan kurtulmak için de adamın kalbindekini nerede bilelim diyebilirsiniz.

Yaradan demiyor mu;

Kalplerde olanı yalnız ben bilirim

İyi de Yaradan akıl vermiş. Akla dayalı olarak da;

Aklınızı kullanmayacak mısınız

Hiç düşünmüyor musunuz

Hiç muhakeme etmiyor musunuz” diyerek bizleri sürekli ikaz etmiştir.

Kalpleri Allah biliyorsa biz nereden bilelim.

Evet kalpte olanı Allah biliyor.

Ama kulum bilsin diye de ölçüler koymuş.

Eğer kişinin yaptığı iş ile söylediği söz aynı noktada ise bu kalbinin doğruluğunu gösterir.

Eğer kişinin yaptığı iş ile söylediği söz ters düşüyorsa bu samimi olmadığını gösterir.

Eylemi ile söylemi birbirini tutmayan insana güvenilmez.

Eskiler bunun için “Kıçıbaşı ayrı oynuyor” derler. Ve bu tür insanlara da hiç güvenmezlerdi.

Her halde bu kadarını ayırt edebilecek kadar bir akla sahipsinizdir.

Müslüman okumuyor, araştırmıyor, körü körüne itaat ediyor.

Kendi haklarından bile bihaber. Binmiş bir alamete gidiyor kıyamete.

Bir hadiste belirtildiği üzere insanın üç temel dokunulmaz hakkı vardır.

Hayat hakkı, mülkiyet hakkı ve mânevî kişilik (Müslim, "Birr", 32; Ebû Dâvûd, "Edeb", 35).

Siz TÜİK ile enflasyonu aşağı çekmekle insanların Hayat hakkını elinden alıyorsunuz.

İnsanı yaşamayan devlet nasıl ayakta kalacak.

Siz insanı yaşatmayacaksanız o zaman sizin gayeniz ne?

Sizin imanının ne inancınız ne?

Eğer Müslüman olduğunuzu söylüyorsanız Kur’anın emirlerine uymak zorundasınız.

Maide suresi 8. Ayette Yaradan emrediyor;

Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvâya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır

Eğer Allah bu işlerden haberdar olduğunu söylüyorsa bir gün de bunun hesabını soracaktır.

Hesap gününe hazırlıklı olun.

Plağın bir de öbür yanı var.

Bunların yalanlarına inanıp bunların peşinden giden Müslüman!

Ülke sürüngenlerin ülkesine döndü adeta.

Dünya yoksulluk sıralamasında ilk onun içine girmişiz. Bununla övünebilirsiniz.

Bunu sana Yaradan vermedi, sen kendin istiyorsun. Dolayısıyla da buna müstehaksın.

Yaradan “kul kendini değiştirmediği sürece ben onu değiştirmem” buyuruyor.

Önce sen kendini değiştir. Düşünce pisliğinden bir arın. Yalana inanmaktan kaçın bakalım.

Ama artık bu işte çooook geç kaldın. Bir Sümer atasözü şöyle der:

Çobanın kaval sesine kanıp yaylaya gittiğini zanneden koyunlar mezbahaya gittiklerini hiçbir zaman öğrenemediler

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.