Ateş çemberi içindeyiz.
Dizi film seyreder gibi seyrediyoruz çatışmaları. Endişeyle izliyoruz füzeleri, kritik yerlerde patlayan bombaları, düşen uçakları. Operasyonları, ölümleri, yıkılan ve harap olan yerleri, kaçışan insanları… Harp bu, inatlaşmalar, güç gösterileri, tehlike gözlemleri çatışmaya sürüklüyor bazı ülkeleri. Bazıları da taraf olmamalarına rağmen sopayı yiyorlar. ABD-İran harbinde Birleşik Arap Emirliği, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Ürdün, Lübnan, Umman, Erbil iyice hırpalanmadı mı? Buralarda Amerikan üsleri var diye, İran attı füzeleri, bastı bombaları… Bu durumda araya girmek de çok tehlikeli. Biz meraklıyızdır arabuluculuğa. Aman karışmayalım bu işe, uzak duralım ateşten.
Bilmeyenler için biraz bilgi vereyim. Dar ve uzun bir ülke İsrail. 470 km uzunluğa sahip olup, en geniş bölgesi 135 km. Toplam yüzölçümü 27 bin kilometrekare, nüfusu 10 milyon civarında. Bu haliyle dünyaya meydan okuyor, Ortadoğu’da huzur bırakmıyor. Dünyanın en büyük ekonomi sıralamasında 29.yüksek teknoloji, endüstriyel üretim, uçak ve savunma ürünleri ile ilaç sektörü milli gelirini oluşturuyor. Bu arada elmas kesme ve parlatma merkezlerinden biri olduğu da unutulmamalı. Ehhh bir de Amerika arkasında olunca, kabadayılığına (kükreyen aslan)adını veriyor işte.
İsrail dünyanın en güçlü 15.ordusuna sahip. Bu orduya yılda 25 milyar dolar harcıyorlar. 200’e yakın uçağı,100’den fazla helikopteri, çok sayıda insansız hava aracı var. Türk Yahudilerinin büyük çoğunluğu (300 bin kişi) İsrail’de yaşıyor. Türkiye’de yaşayan Yahudi sayısı ise 14 bin civarında. Ortadoğu’nun en güçlü ordusuna biz sahibiz. Arkadan İran, sonra Mısır, 4.olarak da İsrail geliyor. Bir önemli noktaya daha dikkatinizi çekeyim. Amerikan sermayesinin ve yönetiminin arkasında hep Yahudiler var. Böyle olunca İsrail gücüne güç katıp duruyor.
İran’a gelince, onu yabana atmamak lazım. 87 milyonluk çok etnikli nüfusuyla dünyanın 18. büyük ülkesi. Yüzölçümü 1.648.195 kilometrekare. Bizim iki mislimizden de büyük. 534 bin aktif,400 bin yedek askeri,600’ü aşkın uçağı,200’den fazla helikopteri, çok sayıda İHA ve SİHA’sı ile çok güçlü ve çok miktarda füzeleri var. Nükleer silahlara da sahip olduğu söyleniyor. Amerika ile İsrail zaten bu iddiayla saldırmadı mı İran’a? Saldırı nedenlerini, şiddet ve genişleme ihtimallerini, harbin ne kadar süreceğini biz uzmanlara bırakalım. Tüm kanallarda bilen de, bilmeyen de konuşuyor. Dikkat ettim askerlerden çok, çeşitli Üniversitelerin akademisyenleri kehanette bulunuyor, tahliller yapıyorlar.
Televizyonlardan izlediğimiz ve uzmanlardan dinlediğimiz kadarıyla, Amerika saldırıyı sürdürecek. Trump İsrail’in gazına mı geldi, yoksa Büyük Ortadoğu Projesinin düğmesine mi bastı bilemeyiz ama, Kongrenin onayını almadan harbe girdiği için başı belada. Amerika’nın çeşitli yerlerinde harp ve Trump ile İsrail aleyhtarı gösteriler yapılıyor. Amerikalılar evlatlarının Ortadoğu batağında telef olmasına şiddetle karşılar.3 Kasım’da yani 8 ay sonra Amerika’da seçim var. Bu seçimde Trump’ın işi çok zor. Demokratlar seçimi farklı kazanacaklarını söylüyorlar ki, öyle olursa Trump siyaset sahnesine bir daha dönmemek üzere veda eder.
Şimdi gelelim, harbin bizi etkileyip etkilemeyeceği konusuna. Ülkemizin sokaktaki insanı bunu sorup duruyor. Kime rastladıysam, selamdan önce bu soruyla giriyor lafa. Önce şunu söylemeliyim.30 milyondan fazla Türk’ün yaşadığı İran’dan bize zarar gelmez. Biz NATO üyesiyiz, savaşın ateşini bize sıçratırsa tüm NATO ülkelerini karşısına almış olur. Bu harpte biz hava sahamızı, Adana’daki İncirlik Üssü ile Malatya Kürecik radar tesislerini Amerika’ya kullandırmadık. Ülkemizdeki tüm tesisler, egemenlik ve kontrolümüz altındadır. Böyle olunca ateşin bize sıçrama ihtimali ortadan kalkmış demektir. Peki harbin bize hiç etkisi olmaz mı yani? Olmaz olur mu..?
Ekonomik açıdan zaten zor durumdayız. Tüm çabalarımıza rağmen enflasyonu durduramıyoruz. Bu durumda petrol, enerji ve geçim sıkıntısı çekeriz. Harbin ağır faturası iyice belimizi büker. Harp daha uzarsa, Allah korusun gıda bulma güçlüğü de çekeriz. Yiyeceğimizin çoğunu dışarıdan ithal ediyoruz çünkü. Onun için dikkatli ve tedbirli davranmalıyız. İktidarla muhalefetin ağız dalaşını, siyasi çekişmeleri biryana bırakıp, şu önemli dönemde birlik ve beraberlik içinde hareket etmeleri şart. İçerdeki gerginliği sona erdirmeliyiz. İftar yemeklerini siyasi rekabet alanı haline getirmemeliyiz. Milletin moralini sağlam ve güçlü tutmalıyız. Milletçe birbirimize kenetlenmeliyiz. Kimlik ve statü arayışlarının, terörsüz Türkiye gayretlerinin yerine (harpsiz Türkiye) noktasına odaklanmalıyız.




