Günümüze kadar süper güç devletler olarak görülen başta Çin, İngiltere, Amerika, Almanya ve hatta İran ve Fransa gibi ülkeler Koronavirüs karşısında ciddi ekonomik ve sosyal sarsıntılar içerisine girdiler. Küçücük bir virüsün dahi üstesinden gelemeyecekleri gün be gün ortaya çıkıyor, sanki feryad ediyorlar. Bir koruma maskesi sorunlarını dahi çözemeyecek trajik görüntüler veriyorlar. Ve bizler de evimizde kuzu kuzu seyrediyoruz. Ve düşünüyoruz da tabii ki "yahu bu süper güçler dediklerimizi gözümüzde çok büyütmüşüz; "süper" değil "sünger" gibi, "yumuşakça" gibilermiş.."

Virüsün getirdiği bu zor şartlar her gün daha da ağırlaşıyor ve o koskoca devletlerin, duran üretim bantlarıyla birlikte ithalat ve ihracatları da adeta can çekişiyor.

Dünya basınını izlerken dikkatimi bir konu çekti ki, doğrusu yazmaya değer gibi gördüm. Konu, devletler böylesine can çekişirken ortaya çıkan "Uluslararası Para Fonu" (IMF) temsilcileri ve bu kuruluşa yapılan devlet başvuruları.

Ekim 2019 ayında bu Fon’un yeni başkanlığına Bulgar Ekonomist Kristalina Georgieva seçilmişti.

Bu şık hanım yönetici, aynı zamanda IMF tarihinin gelmiş geçmiş EN ŞANSLI BAŞKANI.. Zira postacı onun kapısını da bir kez çaldı; fakat O hemen ayağa kalktı ve kısmetine sarıldı; “Koronavirüs Salgını ve can çekişen ekonomiler" 

Bir Fon yöneticisi için böyle ballı kaymak bulunur mu.. Umarım ne demek istediğimi anlatabiliyorum. Biraz daha somut örneklerle yaklaşayım;

Georgieva geçen ay, Covid-19 salgınının küresel ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerine karşı 1 trilyon dolarlık kaynağı kullandırmaya hazır olduklarını açıklamıştı. IMF'in internet sitesinden, "IMF olarak, 1 trilyon dolarlık kredilendirme potansiyelimizi üyelerimiz için hazır bekletiyoruz" diyordu.

IMF'in 189 üye ülkesine destek olarak uluslararası işbirliğinin değerini ortaya koyabileceklerinden bahsederek, "Küresel ekonomiyi istikrara kavuşturup, yeniden sağlıklı günlerine ancak paylaşım, koordinasyon ve işbirliği döndürebilir" diye ekliyordu.

Ömrünün büyük kısmı yerel ve uluslararası finans dünyasının içinde geçen biri olarak ben garip de, bu güzel finansmancının sahip olduğu imkanları ve şartları kıskandım mı ne? Oh.. Ne güzel ya; bir yanda 1 trilyon büyüklükte yönetilecek bir fon kaynağı, diğer yanda kredi desteği için ağlaşan / hatta inleyen devletler..

Bu IMF konusunu arada bir izlerken, şaşırtıcı bir ülke çıktı karşıma ve haber değerliliğini yüksek görerek, Bursa Arena’nın haber merkezi menüsüne dahil ettim.

“IMF Dünya Sahnesinde öne çıktı; İran, Koronavirüsle mücadele için IMF'den 5 Milyar Dolar borç istedi..”

İran resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığı bilgilerle;

“..İran Merkez Bankası, İran'ın korona ile mücadele için Uluslararası Para Fonu İMF'den 5 milyar dolarlık kredi talebinde bulunduğunu ve bu taleplerinin devam ettiğini duyurdu.." Şeklinde, İran Merkez Bankası Halkla İlişkiler Dairesi tarafından yapılan açıklamaya ana manşetten yer vermiş olduk.

Yani İran gibi radikal İslamcı bir ülke dahi IMF’in can simidine (!) sarılmış, medet umuyor.

Şimdi gelelim konunun özüne;

Bu Koronavirüs salgınıyla ilgili bin bir türlü kehanetler, şehir efsaneleri üretildi. İnsanlar hem olayın kökeni, hem de boyutları ve sonuçları hakkında adeta şaşkın ördeğe çevrildi.

Merhum Prof. Dr. Mahir Kaynak Hoca geliyor aklıma. Artık klişeleşmiş olan bir cümlesinde diyordu ki; “Bir olay olduğu zaman çok kısa mantıkla düşüneceksiniz. Bu olay kimin işine yarar?.. Kimin işine yaradığını bilirseniz, kimin yaptığını aynı adreste bulabilirsiniz..”

Derdimiz bu Koronavirüsü kimin başlattığı falan değil. Şahsen merak ettiğim, bu kadar insan canları ve ekonomik çöküntüleri hedef alan bu virüs / ya da olası arkasındaki başka etkenlerin sonuçlarında, “kimler en karlı çıkanlar” olacak.. Yani bu işten yararlananlar / semizlenenler kimler olacak?.. Bunu bilirsek zaten tüm o kirli çarşaflar ortaya dökülecektir.  

Bu Koronavirüs eğer bir “Proje” ise (ki öyle görünüyor); Bana göre hiçbir stratejik proje temelinde 5 – 6 ayrı önemli yarar sağlamadıkça devreye konulmuyor. O halde, Koronavirüs’ün temel amaçlarından birisi de "IMF gibi kuruluşlar eliyle, ekonomisi çöken devletlere ve kuruluşlarına rahat ve yüksek montantlı paralar satmaktır..” diye düşünürsem, günah mı işlerim acaba?

Bir gerçek var ki  IMF'in önüne, tarihinin en büyük pastası getirildi. Bu virüsle mücadele esnasında yapacağı bir altın vuruşla, o pastayı keyifle yiyecek gibi görünüyor. Yukarıdaki fotoğrafa baksanıza, Fonun Başkanı tüm devletleri kucaklayacak ve hatta sarılıp öpecek gibi açmış kollarını.. Umarım Türkiye, yaratılan kaos ortamında IMF'in bu cilveli gelişine aldanmaz; iç sorunlarını kendi iç kaynaklarıyla, yani bir "Milli Mücadele"yle aşar gider. O potansiyel ve kudreti de mevcuttur zaten.

6 Temel amaç dersek ve kalan beş adedini de sırasıyla analiz edip toplumla paylaşmazsak, kuzular gibi melemeyi hak ettik demektir.

Siz yine de en iyisi Evde Kalın;

Ve Sağlıcakla Kalın..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Necdet Alper 12 ay önce

Süper güçler yine çok büyük güçler de bu sefer karşılarına düşünmediği, akletmediği bir olay çıktı. Uzun etmeyelim buna şimdilerde Covid-19 diyorlar. Yarın başka bir şeye olur; h,kmetinden sual olunmazonun.