Bizim gibi ileri yaşlardaki insanlar, devletine ve milletine iyi  hizmetler vermiş değerleri, dostları, arkadaşları peşpeşe  kaybetmenin acı ve hüznünü çokça yaşıyor. 

Gençliğimizde doğum günü, yaş günü, nişan ve nikah, mezuniyet, terhis gibi sevinçli haberleri alır, düğünlere,  balolara ve kutlama törenlerine filan katılırdık. Şimdi ise hastanelerde, cenaze törenlerinde, mezarlıklarda, mevlitlerde yapıyoruz son görevlerimizi. 

Her fani elbette birgün ölümü  tadacak. Onun için doğum nasıl normalse hayatlarda, ölüm de öyle… Öyle ama, acısı da yüreklerimizi dağlıyor, sevenlere  gözyaşlarını seller gibi akıtıyor işte.. 

Bir Kemal Baytaş ağabeyimiz vardı.

1927 yılında Elazığ’ın  Ağın kazasında doğmuş, zor imkanlar içinde okumuş ,Ziraat Fakültesini başarıyla bitirmiş genç ve istikbal vadeden bir  mühendisti. Göreve başladığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü,  Onu ihtisas yapmak üzere Amerika’ya göndermiş, dönüşünde  tüm Ankara’lıların gözbebeği olan Çubuk Barajı’nın  müdürlüğüne tayin etmişti. Bu genç müdür, geceli gündüzlü  çalışarak hem Ankara’nın suyunu sağlayan barajı mükemmel  bir şekilde yönetmiş, hem de orayı Başkentlilerin mesire alanı  haline getirmişti. 

O dönemde hafta sonları Çubuk Barajına  gitmek, açık havada ve parklarda, çiçekler arasında gezinmek  ve ailece piknik yapmak, herkesin hayalini süslerdi. İşte o  genç mühendis,  Ankaralılara yaşattığı bu muhteşem mekanı  yaratması, o güzelim park ve bahçeleri, havuzları yapması, o  görsel güzelliklerin mimarı olması nedeniyle, DSİ Genel  Müdürü merhum Süleyman Demirel’in büyük sevgi ve takdirini kazanmıştı. 

Demirel siyasete atılıp, seçimlerde iyi oy alıp, koalisyon  hükümetine ortak olunca, o genç ve başarılı mühendis Kemal 

Baytaş’ı, Turizm Bakanlığına tayin ederek, ülkemize turizm alanında büyük hizmetler yapmasını sağlamıştır.  

Baytaş, dönemin çok başarılı merhum Turizm Bakanı Barlas Küntay ve Müsteşar Mukadder Sezgin’le birlikte, Ege ve Akdeniz’in planlamasında ve bugünkü değeri kazanmasında  çok önemli rol ve görevler üstlenmişti. Bugün eğer Ege ve  Akdeniz’deki muhteşem otel ve tatil köyleriyle, ülkenin  arkeolojik ve kültür varlıklarıyla övünüyorsak, bunda Kemal  Baytaş’ın payı büyüktür. Kemal ağabeyi ben ve Güneri  Civaoğlu ilk tanıyan ve yaptıklarını hayranlıkla izleyip  destekleyen ilk dostlarıydık. Kemal Baytaş sadece iyi bir  bürokrat, sadece geniş vizyonlu bir yönetici değil, sanat ve  kültüre de çok değer veren ve katkılarda bulunan çok  kıymetli bir insandı. Örneğin bunca görevleri arasında Ankara  Sanatseverler Derneği Genel Sekreterliğini de yıllarca  başarıyla sürdürmüş, pek çok sanatsal etkinliğin altına imzasını atmıştır.  

Çok güçlü ve lider bir kişiliğe sahip Kemal Baytaş’ın yaptıklarını ve ülkemize kazandırdıklarını anlatmaya sayfalar yetmez. Gelin bu müthiş başarıların özetlerine bir göz  atalım. 

Kemal Baytaş Turizm ve Kültür Müsteşarlığı  dönemlerinde, özellikle Akdeniz’in fiziki planlaması ve teşvik  tedbirleriyle, bölgede müthiş güçlü ve verimli bir potansiyelin  yaratılmasında büyük mesai harcamış, emek vermiştir. Hatırlarım, bu planların hazırlanması için TBMM’nin  karşısında bir apartman kiralanmış ve içinde 100’den fazla  mimar görevlendirilerek, yıllarca bölgelerin fiziki planları  çizilmiştir. Yine müsteşarlığı döneminde Baytaş, Devlet Halk  Dansları topluluğunu kurmuş, bu topluluğa dünyanın çok  önemli merkezlerinde konserler verdirmiş, Türkiye’nin  tanıtımının başarıyla yapılmasını sağlamıştır. Günümüzün  Anadolu Ateşi topluluğu, rahmetli Baytaş’ın Halk Dansları  Topluluğu’ndan esinlenerek yola çıkmıştır. 

1980 yılında emekli Amiral Işık Biren’in, Turizm Tanıtma  Vakfı kurmamız yolundaki talebini daha ileriye taşıyan Kemal ağabeyimiz, Vakfı (Türk Tanıtma Vakfı) adıyla hayata  geçirmiş, burada da çok önemli tanıtım hamleleri ve projeleri  yapmıştır. Nitekim vakıf gösteri ve sanat topluluğunu da  kurarak, dünya etrafında 1,5 milyon kilometre katedip, 5 kıtadaki 37 ülkede konser, gösteri ve sanatsal etkinliği  gerçekleştirmiştir. Baytaş’ın yaptırdığı plaklar, bastırdığı  kitaplar yurt dışında (kendi dalında en başarılı yapıtlar) ödüllerini almış, tüm bu çalışma ve etkinlikler nedeniyle  kendisi 70’i aşkın ödül, plaket ve takdirname ile taltif  edilmiştir.

1984 yılında Turizm Bakanlığından kendi isteğiyle  emekliye ayrılan Baytaş, Türkiye-Rusya ve Türkiye-Çin Dostluk  derneklerini kurmuş, yıllarca başkanlıklarını  sürdürmüş, uluslararası dostluğa katkıları nedeniyle kendisine  Çin Hak Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu, Tataristan Özerk  Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından “üstün hizmet  ve onur madalyaları” verilmiştir. Ayrıca Çin Halk Cumhuriyet’i  tarafından Baytaş’a “Dostluk ve Halk Büyükelçisi”  ünvanı da  tevdi edilmiştir. 

Durun daha bitmedi.. Ankara Gazi ve Dumlupınar  Üniversiteleri ona “Fahri Doktora” ünvanı verdi, törenle  cübbelerini giydirdi. 2007 yılında Atatürk Kültür, Dil ve Tarih  Yüksek Kurumu tarafından gelecek kuşaklara öncü ve örnek  olmuş, topluma ışık tutmuş kişiler kapsamında Prof. İhsan  Doğramacı, Muazzez Çığ, Halil İnalcık ile birlikte Baytaş’a  “Sema Yıldızı” ödülü verildi. TÜRYAK Vakfı ve Hacettepe  Üniversitesi tarafından, meslek hayatında ulusal ve uluslararası düzeyde başarılı sosyal ve kültürel faaliyetleriyle  topluma örnek ve öncü olmaları gerekçesiyle, Süleyman  Demirel- Kamran İnan- Hayrettin Karaca- Yıldız Kenter ve Türkan Saylan’la birlikte Baytaş, “Örnek Kıdemli Vatandaş” ödülüne  layık görüldü. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ona “Tanıtım iletişim Büyük Ödülü”nü verdi. Akdeniz Gazeteciler Derneği ise  Baytaş’ı “Yılın Adamı” seçti. 

Son nefesine kadar kalbi devleti ve milleti için çarpan  büyük vatansever, Atatürkçü, demokrat kişiliğiyle Kemal Baytaş, uzun yıllar gazetelerde ve özellikle SÖZCÜ’de de  makaleler yazdı, Türkiye’ye sürekli hizmetini kalemiyle de  sürdürdü. Fenerbahçemizin bir dönem Başkan Vekilliğini de  yapan Kemal ağabeyimiz, tüm varlığını ve servetini de “Kemal  Baytaş Vakfı” na bağışlayarak, hedeflerinin ve ülkenin iyiliğine  odaklanmış üstün gayretlerinin yaşamasını, istikbal vadeden gençlerimizin eğitilmesini, korunup kollanmasını da düşündü.  

55 yıllık çok değerli bir dostunu, ağabeyini, bir Türkiye sevdalısı ve gerçek milliyetçisini kaybetmiş olan bu satırların  yazarı, Kemal Baytaş’ı gözyaşları içinde uğurlarken, Ona  Allah’tan sürekli rahmetler diliyorum. Mekanı cennet  olsun, ışıklar içinde uyusun. 

Kendisine bu ülkenin kıymet bilen  bir evladı olarak tüm yaptıkları için teşekkür ediyorum. 

Ailesinin, tüm sevenlerinin, sevdiklerinin, yakınlarının başı sağolsun. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.