İlah, tapınılan, yüceliği karşısında hayrete düşülen, gönülden bağlanılıp sığınılan, hayranlık uyandıran, çok beğenilen, çok sevilen, güvenilen, zikredilip, muhabbet edilip kulluk yapılan demektir. Cenab-ı Allah’ın, Zariyat suresi 56. Ayeti kerimede,

Ve ben, cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

beyanı, biz Kendisine inanan ve inancı gereği yaşama gayretinde olanlar ve Allah’a inanmanın birinci farzı olan Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet etmesi gerekenler için, ciddi bir uyarıdır. Bu uyarıdaki “Ancak” ibaresinden anlıyoruz ki, insanlar Allah’tan başka ilahlar edinmektedirler.

Bizler, ilah kavramını işittiğimizde, bilinçli ya da cehaletten kaynaklı bilinçsiz olarak yapılan yanlış yönlendirmeler sonucu, günümüzden 1400 yıl öncesine gidip, o dönemde Kâbe’nin içinde bulunan, insanların kendi elleriyle yapıp koydukları, taştan, tahtadan, alçıdan yapılmış heykeller olarak düşünüyoruz. 1400 yıl önce o heykeller Kâbe’den çıkartıldığına göre bugün bizler Kâbe’ye dönüp secde edince ilahlara tapmıyor zannını yaşıyoruz. Bu, yanılgı olduğundan, bu, yönlendirme olduğundan, ömrümüzün Allah’tan gayrılara ilahlık anlamı yükleyerek geçtiğinin, gayrı ilahlara taptığımızın farkında olamıyoruz. Cenab-ı Allah, Yasin suresi 74. Ayeti kerimede,

Yardım edilecekleri ümidiyle Allah’tan başka ilahlar edindiler.

buyurarak bizlerin dikkatini, bu gerçeğe yani yaşamın içinde bilerek ya da bilmeyerek gayrı ilahlar edindiğimiz gerçeğine çekmektedir. Bizler, eşyaya, paraya, makama, güce, şan ve şöhrete ve kendi egomuza yücelik ve değer anlamı yükleyerek, tüm bunların karşısında hayrete düşüyor, seviyor, zikrediyor ve elde etmek için hizmet ediyoruz. Elde etmek için Allah’ın rızası dışında işler içinde olmakta sıkıntı görmüyoruz. Dünyada kalıcı, fani olucu dünyevilikleri düşünüyor, talep ediyoruz. Onlara gönülden bağlanıp onlardan medet umuyor, onlara sığınıyor ve güveniyoruz. Bunlara sahip olanlara hayranlık duyuyor ve örnek alıyor, özeniyor, öyle olmak yani sahibi olmak istiyoruz. Bu anlayış içinde ibadet ediyor oluşumuz, gerçeği değiştirmiyor, perdeliyor. Şimdi, Allah’tan başka olan, Allah’ın varlığı karşısında kendi gücü, iradesi bulunmayan ve kendisi de yaratılmış olanları ilah olarak görmek ve kulluğumuzu onlarda kullanmak şirk değil de nedir? Cenab-ı Allah, Yunus suresi 66. Ayeti kerimde,

Allah’tan başkalarını ilah olarak çağırıp duranların, gerçekte bu ortak koştukları şeylere de uyup bağlandıkları var değildir. Onlar, sadece vehim ve zanlarına uyuyor onlar yalan söylemektedirler.

diyerek bizlere kendi halimizi göstermektedir. Kendisinden başka ilah olmadığını, Cenab-ı Allah Kendisi yani Kendisinden başka, yüceliği karşısında hayrete düşülecek, gönülden bağlanılıp sığınılacak, hayranlık duyulacak, beğenilecek, sevilecek, güvenilecek, zikredilip, muhabbet edilip kulluk yapılacak olmadığını söylerken, bizlerin tümünü ayeti kerimede anlatılan gelip geçici ve kendisi yaratılmış olanlara karşı beslememizden daha büyük gayrı ilah edinmek olamaz. Parayı seviyor oluşumuz, paraya hizmet edişimiz, parası olana özeniyor oluşumuz ve ilahın tanımında zikredilen her özelliği, Allah’tan gayrıya yöneltişimiz Allah’a ortak koşmaktır.

İlah kavramını Allah ile birlikte, Allah’ın varlığı olarak ele aldığımızda karşımıza, var olan, başkasına ihtiyacı bulunmayan, ebedî hayatla diri olan, yaratan, öldürüp dirilten, rızık veren, bütün varlıkları kuşatan, esirgeyen ve bağışlayan anlamı çıkar. Bu anlama göre yaratılmış olan her şey Allah’ın ilah oluşuyla yaratması olup, varlıkları kendiliğinden olmayanların devamlılıkları da kendiliğinden olamaz. Varlık, Allah’ın varlığıyla var olan sonradanlıktır ve sonluk taşır. İnsanın, tek taraflı sadece dünyevilikler için yaşaması, gayrı ilahlar edinerek onlara tapmasıdır. Tapmak, ilah olarak tanımak kulluk etmek, büyük bir aşkla bağlanıp tutku ile sevmek demektir. Şimdi bizler yaşamın içinde güç, ilim, irade sahibi olarak gördüklerimizi kabul ederek onlara güveniyor ve sığınıyor, onlardan yardım istiyorsak, Allah’tan başka, varlığı Allah’tan olacak şekilde Allah’ın yaratmış olduğu, kendi varlığı bulunmayan ve dünyalık olanları seviyor muyuz?

Parayı, altını, değerli madenleri ve bunlara sahip olanları seviyoruz, makamı, gücü seviyoruz, şan ve şöhreti seviyoruz, kendi egomuzu yüceltip seviyoruz, egomuz için yaşıyoruz. Zikrimiz, muhabbetimiz, hizmetimiz hep bunlara. Bunlara sahip olanlara saygı duyuyor değer veriyoruz. İşte bu yaptığımız tam olarak, Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah’ı yedek ilah yaparken, dünyalıkları asıl ilah olarak görmektir. Aklımız yetersiz kalırsa, malımız yetersiz kalırsa, paramız yetersiz kalırsa, gücümüz, ailemiz, arkadaşlarımız yetersiz kalırsa en son çare olarak Allah aklımıza geliyorsa, bilmeliyiz ki Allah’tan önce gelenler bizim asıl ilah olarak taptıklarımızdır. Oysa Nahl suresi 51. Ayeti kerimede,

Allah, “İki ilâh edinmeyin. O, ancak bir ilahtır. Onun için benden, yalnız benden korkun” buyurdu.

denilerek, Allah’tan gayrı ilahlar edindiğimize dikkat çekilmektedir. Tüm bunların yanında insanlar, Allah adına kararlar alıp hüküm vermektedirler. Bunu, kendilerince din adına şartlar türetip dini şekillendirerek, dinde kurallar koyarak ve bunları insanlara zorlayarak yaparlar. İşte bu da kendini ilah ilan etmek olmaktadır. Şura suresi 21. Ayeti kerimede,

Yoksa onların Allah’ın izin vermediği şeyleri o fasit dinlerinden kendilerine şeriat çıkarıp yapan ortaklar mı var?

denilerek bu gerçek vurgulanır. Fasit, hükmünü yitirmiş, yanlış, bozulmuş, içi batılla dolmuş demektir. Kendisince dinde yeri olmayan, sonradan uydurulup türetilmiş ve insanları zora sokan, sıkıntıya sokan, insanların dinini yaşamasına engel olanlar da kendilerini ilah edinmiş olduklarından gayrı ilaha tapmış olurlar ki en tehlikelisi de budur. Cenab-ı Allah, Bakara suresi 256. Ayeti kerimde,

Dinde zorlama yoktur. Doğruluk sapıklıktan tamamen ayrılmıştır. Kim Tağut'u inkâr edip Allah'a iman ederse en sağlam kulpa yapışmış olur. Onun kopması söz konusu değildir. Allah duyandır, bilendir.

buyurmaktadır. Allah’a inanan ve peygamberine iman edenlerin, peygambere, kılık, kıyafet yönüyle değil, zihnen, tevhit yönüyle, yaşam tarzı olarak benzemeleri farzdır. Ali İmran suresi 159. Ayeti kerimde,

Allah´ın rahmetinden dolayı, sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onlara mağfiret dile, iş hakkında onlara danış, fakat karar verdin mi Allah´a güven, doğrusu Allah güvenenleri sever

denilerek bu hakikate dikkat çekilir. Bizler, yaşamın içinde edindiğimiz gayrı ilahlardan, onlara yönelttiğimiz kulluk özelliklerini alıp Allah’a yönelterek Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet etmedikçe Allah’ın kulu olamayız, rızasına eremeyiz, Kendisine ortaklar koşanlardan olarak ömrü tüketip huzuruna gitmiş oluruz. Gayrı ilahları olup bunda ısrarcı olanlar ise asla şehadet ehli olamayacaklardır.

www.ozkangunal.com

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.