Hidayet, doğru olan hak yol, Hak katında geçerli tek din olan İslâmiyet anlamlarına gelirken, yol gösterme anlamına da gelmektedir. Bu anlamlarla baktığımızda hidayet, Allah’a ulaşılan yol olurken, hidayete ermek, iman olarak zikredilen Allah’a ulaşmış olmaktır. Bakara suresi 120. Ayeti kerimede,

Onların dinine uymadıkça ne Yahudiler senden razı olurlar ne Nasraniler. De ki, “Ancak Allah'ın hidayet yolu, doğru yoldur.” Bilgi sahibi olduktan sonra da onların nefsani dileklerine uyarsan sana Allah'tan başka ne bir dost vardır artık ne bir yardımcı.

denilerek, ancak Allah’ın hidayetinin doğru yol olduğu vurgulanır. Bu sebeple bizlerin, Allah’ın razı olduğu kullarından olmamız için edilen hidayete uymak, üzerimize düşen farzdır. Bu hidayet bizlere, Cenab-ı Allah’ın, Cenab-ı Resulullah ve O’nun kutlu Ehlibeyti tarafından edilmiştir.

Allah, Resulünü, hidayet ve hak din olan İslamiyet’le gönderdi. İslam dinini, diğer dinler üzerine üstün kıldı. Peygamber olduğuna şahit olarak Allah yeter. 48-28 Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir. 5-67 Ey Resulüm de ki; “Cebrail’e düşman olan, Allah’a düşmandır” Çünkü o, Kur’an’ı, Allah’ın izniyle, kendinden önce gelen kitapları doğrulayıcı, bir hidayet ve müminler için müjdeci olarak senin kalbine indirmiştir. 2-97 İhtilaflı şeyleri insanlara açıklayasın ve iman eden bir kavme de hidayet ve rahmet olsun diye bu Kitabı sana indirdik. 16-64

Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın dediler. De ki, “Şüphesiz hidayet, Allah'ın hidayetidir. Birine, size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü böyle söylüyorsunuz?” De ki, “Lütuf Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” 3-73 Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki, “Ben, bana uyanlarla birlikte kendimi Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere de ki, “Siz de İslâm'ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm'a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kullarını hakkıyla görendir. 3-20 De ki, “Sizin, Allah'tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben sizin arzularınıza uymam. Uyarsam o takdirde sapmış olurum, hidayete erenlerden olmam.” 6-56

Allah, dilediğine hidayet verir, dilediğini dalalette bırakır. 14-4 Allah, dilediğini doğru yola hidayet eder, iletir. 2-213 Bu, insanlar için bir açıklama, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet ve bir öğüttür. 3-138 Dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğine de hidayet eder. 35-8 Altlarından ırmaklar akan cennet ehli, “Allah'a hamd olsun ki, bizi, hidayeti ile buna kavuşturdu. Eğer Allah’u Teâlâ bize hidayet vermeseydi kendiliğimizden bu yolu bulamazdık” derler. 7-43 Biz, hidayeti dinleyince, Ona iman ettik. 72-13 İşte onlar, Allah'ın hidayet verdiği kimselerdir. 39-18 Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini hidayete erdirir. 64-11 Hidayet ancak Allah’ın hidayetidir. 2-120 Hidayeti kabul edenlerin hidayetlerini artırmış, onlara kötülükten sakınma çarelerini ilham etmiştir. 47-17 İman edip salih ameller işleyenleri, Rableri, imanları sebebiyle altlarından ırmaklar akan nimeti bol Cennetlere hidayet eder. 10-9 Onların hepsini emrimizle hidayeti gösterecek imamlar kıldık, kendilerine hayırlı işler yapmayı, namazı doğru kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet eden kimselerdi. 21-73 Onları hidayete erdirir. 47-5 Rabbimiz, her şeye bir özellik veren, sonra da hidayet edendir. 20-50

Allah, zulmedenlere hidayet etmez. 5-51 Allah’a kavuşmayı inkâr edip de hidayetten uzak kalanlar, elbette en büyük ziyana uğramış olacaklardır. 10-45 Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap! Eğer Allah dileseydi elbette onları hidayet üzere toplardı. O halde sakın cahillerden olma. 6-35 Hevâ ve hevesini kendine ilâh edinen, Allah'ın kendi ilmi dâhilinde saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne perde çektiği kimseyi görüyor musun? Şimdi onu Allah'tan başka kim hidayete erdirebilir? Hala düşünmez misiniz? 45-23 Kim, kendisine hidayet besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, Müminlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir. 4-115 Onlar hidayet yerine dalaleti satın alanlardır. 2-175 Onlara de ki; “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesata uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihattan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin.” Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez. 9-24 İşte onların ilimden erişebilecekleri budur. Şüphesiz, Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir; O, hidayette olanı da iyi bilir. 53-30

Bizler, kendilerine Allah tarafından Peygamber, Kur’an ve İslam ve Ehlibeyt sunularak hidayet edilenler! Kendimize yapılan hidayeti nefsanî çıkarlarımız için görmezden gelip reddedersek yine kendimize zulmetmiş, kötülük yapmış oluruz. Cenab-ı Allah’ın, Kur’an da üzerimize farz kıldığı, öncelikle insanlığa ait tüm ortak değerler ve İslam’ın nimeti olan tevhit, bizlere hidayet edilmesidir. Cenab-ı Allah’ın, rahmanî vasıflar olarak tanımlanan insanlığa ait ortak değer üzerine olmamızı, önce kendimize sonra tüm insanlığa karşı zulmaniyetten uzak durmamız gerektiğini emretmesi, bizlere hidayet etmesidir. Bizlere, Kendisine ulaştıracak olan tevhidi sunması ve Kendisine ulaşılacak yolları açık tutması hidayet etmesidir. Bizleri, canlı mahluk olmak yerine Kendisine ait vasıflarla insan olarak yaratması hidayet etmesidir. Bizleri hangi gaye için yarattığını bildirmesi ve bu gaye olan kulluğa davet ederken kulluğun ne olduğunu tarif etmesi hidayet etmesidir. Kendisinin razı olduğu kulların, Kendisinden başka ilah olmadığına dünyada yaşarken kendimizde ve her yüzde şehadet edenler olduğunu bildirip bizlere bu şehadeti farz kılması ve yolunu göstermesi hidayet etmesidir.

Kendisine hidayet edilen, Allah’a inanan ve kulluğunun bilincinde Allah’a ulaşacağı yola girip emmareden uzaklaşanlardır hidayeti reddetmeyip kabul edenler ve onlardır Allah’ın hidayetiyle Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet edenler! Şehadeti olmayanlar henüz hidayete yönelmemiş, hidayeti kabul etmemiş, hidayeti reddetmiş olanlardır ki sonu son pişmanlık yoludur.

www.ozkangunal.com

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.