Ne zaman bir ölüm haberi alsak,

Tanısak da tanımasak da,

Yakınımız olsa da uzakta dursa da,

Söylediğimiz bir cümle var; “Mekânı cennet olsun”

Öldüğümüz zaman musalla taşına konulduğumuz zaman imam efendi sorar;

“Ey Müslümanlar bu mevtayı nasıl bilirsiniz”

Yaşantısını yakından biliyorsak elbette “İyi bilirdik” diyeceğiz.

Tanımıyorsak!

Suskunluk başlar bir müddet.

Ya ben adamı tanımıyorum ki ne diyeyim. En iyisi “Allah taksiratını affetsin”

Hakkınızı helal eder misiniz, diye sorduğunda da,

Herkesin “Helal olsun” demesini beklersiniz.

Kırıkkale’li ünlü bir iş adamı öldüğü zaman, Kırıkkale Nur Camii’nin teneşirine konulduğu zaman bu soruyu sorduğunda, cemaatin arasından bir kişi bağırarak ;

“Ben hakkımı helal etmiyorum” diye bas bas bağırmıştı.

İşin en kötüsü bu kişi aynı karından düşmüş onun kardeşiydi..

Yaradan “Karşıma kul hakkı ile gelmeyin” derken iki kardeş bu hakları görüşmemiş miydi ?

Sahi biz bu insanları biliyor muyuz?

Önümüze her gelene “Mekânı cennet olsun” demek ne kadar doğru?

Bizim onun için cennet istediğimiz kimse acaba kendisi cenneti istemiş miydi?

Onun hazırlığını yapmış mıydı?

Öyle ya, insan dünyada bile gitmek istediği yere valizini hazırlayıp, biletini alıp öyle gitmiyor mu?

İnsan İstanbul’a İzmir’e, hatta Paris’e, Berlin’e gitmek için biletini önceden alırken, acaba cennet biletini almış mıydı? Biz adamı gitmek istemediği bir yere mi gönderiyoruz yoksa?

Basından öğrendiğimiz kadarıyla;

Ünlü senarist ve oyuncu Meral Okay ölünce cesedinin yakılıp küllerinin 3 ayrı yerde denize savrulmasını vasiyet ettiğini söylemiş.

20. yüzyılın en önemli sopranolarından biri olarak kabul edilen ünlü opera sanatçısı Leylâ Gencer cesedinin yakılmasını istemiş,

Yıldız Kenter de ölünce cesedinin yakılmasını isteyen ünlü isimlerden biriydi.

Bu insanlar görüntü itibariyle musalla taşına konulduğu zaman ne diyeceksiniz?

İyi birer insan olabilirler.

Ancak Kur’an’da cennete gitmenin şartları bellidir.

İman edip iyi davranışlarda bulunanlara, içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele!” (Bakara:25)

İman edip, yararlı iş yapanlara gelince, onlar cennetliktir. Onlar orada devamlı kalırlar.” (Bakara:82)

İnanmakla ilgili diğer bir sureyi celilede ;

İnanıp, güzel işler yapan ve Rablerine gönülden boyun eğenlere gelince, işte onlar cennet ehlidir.” (Hud:23)

Yaradan öncelikle “İman Etme” şartını arıyor. Ondan sonra cennetin yolu açılıyor.

İman edip dosdoğru yaşamayan insanlar için cennet yoktur.

Dosdoğru yaşamayan insanlar nasıl olacak derseniz;

Bedir harbinde peygamberle savaşan ve bu savaşta ölen bir Sahabi cehennemde görülüyor.

Zira Beyt-ül Mal’dan bir hırka çaldığı için yerini cehennemde hazırlamış oluyor.

Peygamberin yanında savaşta ölen bir sahabi cennete giremiyorsa, biz kim oluyoruz ki insanları cennete koyabiliyoruz?

Yarandan’a inanıp hakkıyla kul olmaktan öte yolumuz yok..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Dr Ayşe 2 hafta önce

Sayın Yazar, faysbookta herkes vefat paylaşımı görünce tanısın tanımasın mekanı cennet olsun diyor. Bu lafzı da çerez gibi dağıtıyorlar. Dediğiniz gibi bunlar hep hikaye demekki. Dikkatle okudum, teşekkürler.

Misafir Avatar
Ali Kaybal 2 hafta önce @Dr Ayşe

İlginize ve dikkatinize ben teşekkür ediyorum

Beğenmedim! (0)