2022 Yılının ilk günlerini yaşarken bu yıla ait ilk makalemi de yazıyorum. Aklıma gelen ilk konu, Değerli Hocam İbrahim Okur’un küresel güç odaklarının politikalarını anlatan “Hem Kundakçı Hem İtfaiyeci” başlığındaki eseri.. Aslında bu yazıyı aylar önce kaleme almam gerekirdi ancak ve dürüstçesi dört yüz sayfaya yakın olan bu eseri detaylı incelemeden, hatta satır altlarında ifade edilmek istenenleri dahi net anlamadan yazmak da olmazdı. Bu noktada ‘maalesef zaman fakiriyim’ desem yeridir.

Neyse gelelim konumuza;

“Yazar” ve uluslararası düzeyde “Stratejist” İbrahim Okur Hocamızı, özellikle benim okuyucularım arasında tanıyanların fazla olduğunu biliyorum. Allah sağlıklı uzun ömürler versin, istişari görüşmelerimiz ve sohbetlerimiz esnasında tereddütsüz nefes alabildiğim, anlatmak ya da anlamak adına diyalogdan yorulmadığım, hele ki daha önemlisi onur duyarak “Hocam”, “Üstadım” ya da “Ağbeyim” dediğim sıra dışı insanların başında gelir, sağ olsunlar..

Dostluğumuz benim banka yöneticisi, Onun da ihracatçı müşterim olduğu 1990’lı yıllardan beri devam ediyor. Yeri gelmişken, o devresinde de dürüst, namuslu ve vatanperver bir iş insanı olduğuna dair isabetli kanaatim, hep devam etmiştir.

İstanbul Teknik Üniversitesi’nin yetiştirdiği tecrübeli bir makine mühendisi. Deniz Harp Okulu’nda Öğretmenlik, sonrasında asıl mesleği nedeniyle Irak, Libya ve S. Arabistan gibi Ortadoğu ülkelerinde, tarım alanlarında kapalı sistem sulama, kent içi altyapılar ve yol inşaatı gibi milyarlarca dolarlık devlet yatırımlarına yıllarını vermiş bir mühendislik dehası; keza mesleki işinin ötesinde her nerede ise orada yerleşik sistemi, devlet stratejisini, uluslararası siyaset teknikleri ve sosyo-ekonomik yapılanmayı da dikkatinden kaçırmamış bir strateji uzmanı.. 1985’den itibaren memleketi olan Bursa’ya dönerek, hayatının geri kalanını, bir sosyal sorumluluk düşüncesiyle toplumun aydınlanması yönünden muhtelif çalışmalar ve eserlerine adamış bir düşünce adamı. Tüm bunların ötesinde asil bir aile terbiyesi, üst düzeyde bir matematiksel zekâ ve vatan aşkının bir araya geldiği müstesna bir şahsiyet zenginliği.

Yirmi beşinci eseri diye bildiğim “Hem Kundakçı Hem İtfaiyeci” başlığındaki, (hazırlık sürecinde araştırma ve yoğun emeklerine şahit olduğum) son yayınlanan kitabını doğrusu yeni bitirebildim. Geriye döndüm ve çok önemli gördüğüm bölümlerini yeniden inceledim.

Hemen söyleyeyim; Hocamın önceki çoğu eserinde olduğu gibi yine iddia ediyorum ki sivil- askeri tüm üniversitelerde geçlerimize ‘ders kitabı’ olarak zorunlu kılınması gereken bir tarihi bilgi kaynağı ve isabetli analizler.

Kitabın girişinde, esasından Onun gönlüne işaret eden Yunus Emre’nin “Yerden göğe küp dizseler / Birbirine bend etseler / Aradan birini çekseler / Seyreyle sen gümbürtüyü..” şeklindeki dizeleriyle başlamış okuyucuya hitabeti.

“Kundakçı” diye tarif edilen kişilerin küresel hedefleri, eylemleri ve entrikalarından bahsedilerek; M.Ö. 500’lü yıllarda yaşamış olan Çinli komutan ve düşünür Sun Tzu’nun, günümüzde dahi etkin ‘Savaş Sanatı’ eserine atıfla, kundaklama yöntem ve stratejilerine değinilmiş; Sun Tzu’nun “Düzeni Kundaklama” başlığında olan son stratejisindeki felsefik bakışla, emsal tarihsel olaylara ve etkin kişilere yer verilmiş.

Dünya siyaset ve ekonomisine dair yıllar öncesi dayanılan öngörülerden, günümüzdeki farklı gelişmelerden, klasik teorisyenlerin hangi noktalarda yanıldıklarından, dünyadaki devletlerarası güç yarışmalarından, dünyaya egemen sayıları belli aileler ve onların sermaye etkinliklerinden bahsedilmiş.

Sıralanan bölümlerinde de İran, Rusya, Zaire (Kongo), Endonezya, Dominik Cumhuriyeti, Şili, Bolivya, Kolombiya, Peru, Çeçenistan, Libya, Suriye gibi ülkelerdeki yakın tarihe dair siyasi ve ekonomik gelişmelerden, siyaset adına öne çıkan liderler ve ‘düzen kundakçıları’ndan örnekler verilerek, nihayet sona doğru “Dengeleri Zorlayan Küresel Güç” başlık bölümüyle ÇİN’e gelindiğini;

MAO’dan başlanılarak Çin’in Afrika ülkelerindeki etkin sömürü faaliyetleri, izlediği emperyalist siyaset, elinin altındaki Doğu Türkistan’dan Afrika’nın en ücra köşelerine kadar uzanarak farklı bir sömürü düzeni geliştirmesine ilişkin geçmiş ve güncel dönemin ustaca uyarlandığını görüyoruz.

Ve son paragrafında Amerika ve Çin gibi iki emperyalist devletin sömürü teknikleriyle ilgili olarak;

“ABD’nin, Dünyanın her yanında ve bilhassa en çirkin örnekleri sergilediği Orta Doğu’da, ‘hem kundakçı hem itfaiyeci’ siyasetiyle, vitrinde dünyayı terörden temizlemek, uygarlaştırmak, yeni dünya düzeni, insanlığın bekası gibi süslü söylemlere yaslanarak, tezgah arkasında sömürgeci emelini gerçekleştirmeye çalışması gibi; Çin de Doğu Türkistan’da, ‘dini fanatizmle mücadele, terör, ayrılıkçı eylemleri önleme’ gibi aklama araçlarını öne sürerek Uygurları toplama kamplarına hapsediyor..” Şeklinde bir stratejik örtüşmenin analiziyle birlikte,

“Neoliberalizm adı altında ‘yoksuldan çalan ve zengine veren’ bir ekonomi düzeni gün geçtikçe pekişiyor. Bu düzen daha ne kadar sürebilir?..”

Diye sorgulayarak, bu kitabın devamının geleceğinin de müjdesini veriyor.

Böylesine geniş kapsamlı bir eseri, dar çerçeveli bir makalede anlatabilmek gerçekten yeterli olmuyor.  Doğru olan, bu eseri alıp, okumak ve çocuklarımıza da armağan edip okumalarını sağlamak.

Tüm okuyucularıma ve dostlarıma önemle tavsiye ediyorum.

..

Esere ulaşmak için;

https://ty.gl/ra2fs558tt

https://www.kitapyurdu.com/yazar/ibrahim-okur/25322.html

..

Değerli Hocama, toplumumuza böyle kalıcı bir aydınlanma kaynağı sundukları için tebrik ve teşekkür ediyorum.

Sağlıcakla Kalın..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali KAYBAL 3 hafta önce

Netice dönüyor dönüyor ve Müslümanların başına bela olarak yağıyor. Kur'an da böyle demiyor mu zaten. " Aklının kullanmayanların başına bela yağdırırım" Müslümanlar akıllarını kullanmadıkça, Kur'ana bağlanmadıkça daha çok belaya müstehak aday olduklarını da bu vesile ile kabullenmiş oluyorlar vesselam

Avatar
Samiye 3 hafta önce

Kıymetli bir eser ve net bir anlatım. Tebrik ederim.