Hanif, şirk ve dalâletten uzak durup tevhid dinine sımsıkı sarılan, arınmış olan anlamına gelmektedir. Yunus Suresi 105. Ayeti kerimede,

Ve yüzünü Hanif olarak dine çevir! Sakın müşriklerden olma!

denilerek zikredilir. Cenab-ı Allah’ın, “Yüzünü Hanif olarak dine çevir” beyanı, Hanif olmadan yani şirkten arınmadan dinin gereklerini yerine getirmenin kendimizi kurtarmış olamayacağını vurgulamaktadır. Peki Hanif olmak yani arınmak ve şirkten kurtulmak için arınmamız gerekenler nelerdir ki bunlardan arınmadan Peygamber ümmeti, Allah’ın mümin kulu olamıyoruz!

Cenab-ı Allah biz insanlara, nelerden arınmamız gerektiğini yüce Kur’an’ı Kerimde bildirmiştir. İnsanların, öncelikle Allah’ı gayba atması yani yaşamın dışına ötekileyip sadece belirli zaman ve mekânlara kayıtlaması, başka bir insanı ve gereksiz yere canlıları öldürmesi, yalan söylemesi, çalması, cimrilik, iftira atmak, kötülük yapmak, zarar vermek, benlik, ego, israf, zina ve fuhuş, alkol, uyuşturucu, para, mal, makam sevdası ve düşkünlüğü, büyücülük, hak yeme, dolandırma ve zulmanî vasıflar olan, gurur, kibir, haset, kin, öfke, nefret, intikam, bağışlamamak, affetmemek gibi Rahmani olmayan tüm özellikler içinde olması Allah tarafından tüm insanlara yasaklanmıştır. Yasaklanan bu haller insanın şirk içinde müşrik olmasının temelini oluşturduğundan, arınmadan dinin gerekleri üzerine olup, namaz kılmak, oruç tutmak, hacı olmak gibi ibadetler kişinin kendisini kandırmasından öteye gitmeyecektir. Bu sebeple Cenab-ı Allah, “Hanif olarak dine yönelin” diye uyarmaktadır çünkü Hanif olmadan yapılan dine ait tüm ibadetler bizlerin zannı üzerine kalmaktadır. Diller değil ama hal yönüyle, “Ya Rabbi, ben Senin istediğin gibi olamadım ama sen benim kendi istediğim gibi oluşumu kulluk olarak kabul et” demektir ve bu Allah’ı kişinin kendi müşriklik haline zorlamasıdır. Kendi zannı üzerine Allah’a inanan ve ibadet edenler bilmelidirler ki, zan aslı olmayan demektir. Bu sebeple, aslı olmayan bir şeyin aslı yerine geçmesi ve kabul görmesi asla mümkün değildir. Yunus suresi 36. Ayeti kerimede,

Onların çoğu zanna uyarlar; gerçekte ise zan, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Allah, yaptıklarını şüphesiz bilir.

denilerek bu gerçek vurgulanır. Anlıyoruz ki, Allah’ın emri üzerine Hanif olmadan yani zandan, vehimden, cehaletten, benlikten, egodan, safsatadan, uydurmalardan, yasaklanmışlardan arınmadan, kendi zanlarımız doğrultusunda inanç taşımak ve ibadet etmek Hak katında geçerli olamıyor, bizleri Allah’ın kulu yapamıyor. İlla ki Hanif olmak öncelikli şarttır. Nahl suresi 123. Ayeti kerimede,

Sonra da sana, “Hanif olarak İbrahim’in milletine uy!” diye vahyettik. O, müşriklerden değildi.

denilerek verilen emir de bu yöndedir. Ayet bizlere, Hanif olmanın müşriklikten kurtulmak olduğunu söylemektedir. Cenab-ı Resulullah Hz. Muhammed Efendimiz, tevhit olan İslam dinini tebliğ edip yaşantısıyla gösterirken, Peygamberimize tâbî olmadan, eski yaşam tarzını değiştirmeden, eski alışkanlıkları üzerine olmaya devam ederek, Allah’ın yasakladığı haller içinde yaşayarak, zulmanî vasıflar içinde kalarak yani Hanif olmadan sadece ibadet etmiş olmaları onları müşriklikten kurtarır mı?

O insanlar müşrik olmaya devam ederken, müşrik halleriyle namaz kılıyor, oruç tutuyor, zekât verip hacı olsalar ve kelime-i şehadeti sadece dille ezber tekrarı olarak yapsalar, ashap olabilirler mi?

Eğer bu şekilde yapmış olsalardı, namazları zan üzerine kalacağından sadece şeklin taklidi olmaz mıydı?

Oruçları, sadece aç kalmak olmaz mıydı?

Hacları mekân ziyareti, zekâtları para vermek, şehadetleri, söylem tekrarı olmaz mıydı?

Bugün dâhi Hanif olmadan yapılan ibadetler de aynıdır ve yapanlar da müşriktir. İşte Hanif olmak bu kadar önemlidir çünkü imanın önceliğidir, kulluğun öncelidir, mümin olmanın önceliğidir. Cenab-ı Allah insanları, Ahsen özelliğinde, sadece Kendisine kulluk yapsınlar diye yaratmıştır ki kulluk, şirkten, zandan, zulümden arınma sonucu tevhit üzerine gönül eri olmaktır. Gönül eri olan mümin kullar, yaratılma gayesi üzerine insan özellikleriyle yaşamın içinde bulunurlar ve onlar, şehadet üzerine şehadet zevki ve seyri içinde namazı sadece şekilden kurtarmış tevhit üzerine kılarlar, orucu sadece aç kalmaktan kurtarıp tevhit üzerine tutarlar, haccı ziyaret olmaktan kurtarıp tevhit üzerine tavaf ederler, zekâtı para vermekten kurtarıp tevhit üzerine kılarlar ve şehadeti sadece söylemden kurtarıp tevhit üzerine kendilerinde ve her yüzde Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet ederler. İşte bu hakikat üzerine iman sahibi olmak ancak Hanif olmayla mümkündür. Bu gerçeği, Rum suresi 30. Ayeti kerimede,

Yüzünü bir Hanif olarak dine çevir. Allah’ın insanları yarattığı fıtrata. Allah’ın yaratmasında değişiklik yoktur. İşte dosdoğru din budur. Ancak insanların çoğu bilmezler.

denilerek bildirilir. Ayette, insanın yaratılış fıtratı üzerine sadece Allah’a kulluk yapmasının Hanif olmasıyla gerçekleşeceği vurgulanır. Hanif olmak bizi Allah’ın kulu yaptığı için, Hanif olmadan yapılan kulluk Allah’a değil, Allah’ın yerine neyi koyduysak ona olmaktadır çünkü gayrılara kulluk yapıp tapmaktan arınmamışızdır.

Paraya kul olup tapmak, parayı her şeyden çok önemseyip sevmektir. Parayı Allah’ın mekânı olan kalbe alıp, müşriklikten yana egodan yana, zulümden yana kullanmanın sebebidir.

Mal ve mülke kul olup tapmak, malı ve mülkü her şeyden çok önemseyip sevmektir. Mal için yaşamak, malı ve mülkü zulümle elde etmek ve zülüm için kullanmanın sebebidir.

Makama kul olup tapmak, makamı her şeyden çok önemseyip sevmektir. Makamı kendi egomuz için, haksız kazanç için, zulüm aracı yapmak için, kendi menfaatimiz için kullanmanın sebebidir.

Güce kul olup tapmak, gücü her şeyden çok önemseyip sevmektir. Gücü zulümde kullanarak o güçle zalimlik yapmanın, güçsüzü koruyup kollamak yerine daha çok ezmenin sebebidir.

Tüm anlattıklarımız Firavun’un, Nemrut’un, Tâğut’un, Ebû Cehil ve Süfyan’ın yani müşrikliğin yani iblisliğin alametleridir. Hanif olarak arınacağımız tam olarak iblisliktir ki iblis olmak lanetlenmiş olarak huzurdan kovulmaktır, şirk içinde küfür ehli olmaktır. İşte Cenab-ı Allah, Hanif olun, şirkten, küfürden, iblis olmaktan arının, kendinizi kurtarın ki, arınmış olarak yapılan ibadetler tevhit üzerine olur ve Kendi katımda kabul görür. Aksi durumda İblis olarak, müşrik olarak, Firavun, Nemrut, Cehil, Süfyan olarak ibadet etseniz de Katımda hiçbir karşılığı olmaz demektedir.

İslam olup Allah’ın kulu olmayı başarmanın şartı, Allah’tan başka ilah olmadığına, dünyada yaşarken, kendimizde ve her yüzde şehadet edip şehadet üzerine yaşamaktır. Hanif olmak bizi bu şehadete erdireceğinden Hanif olmak şarttır. Hanif olmayanların şehadetinin olması mümkün değildir.


www.ozkangunal.com

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.