Kur’an, Cenab-ı Allah’ın, Cenab-ı Resulullah Hz. Muhammed Efendimizin dilinden insanlığa tebliğ edilmiş ve insanların son kurtuluş vesilesi olan kutsî kitaptır. Halk arasında 6666 adet ayetten oluştuğu söylenen, 6236 adet ayetin bir araya geldiği bir kitaptır. Kur’an, Cenab-ı Allah’ın insanlığı tenezzül ederek muhatap almasıyla bizzat kendi sözlerinden oluşan, insanın nasıl Allah’ın kulu olacağını yaşamın kendisiyle yaşamın içinde gösteren kitaptır.

Yazımızın başlığına bakarak, “Bir tane Kur’an var, nasıl hangi Kur’an?” diye birden fazla Kur’an olduğu yönlendirmesi yapıldığı anlaşılmasın! Evet, 1 adet Kur’an’ı Kerim var lakin bu Kur’an’ın kendi gerçekliğinde 1 adet ve değişmez, değiştirilemez gerçekliktir. Kur’an 1 adettir ama insanların onu algılaması farklıdır. Evet, Kur’an 1adet ama algılarda çok fazla Kur’an vardır!

  • Okunmayan, duvarda asılı duran Kur’an.
  • Sevap kazanmak amacıyla ne denildiği bilinmeden Arapça ezber tekrarı yapılan Kur’an.
  • Sadece ibadet emri olan Kur’an.
  • Elde tutulan, akla ve kalbe alınmayan Kur’an.
  • Falcılık ve büyücülükte kullanılan Kur’an.
  • İnkarcıların inkarlarına dayanak yaptıkları Kur’an.
  • İnsanın nasıl insan ve kul olacağını tarif eden Kur’an.
  • Yaşamın düzenini sağlayan Kur’an.
  • Okunan, anlaşılan ve uygulanan Kur’an.

gibi bizlerin O’na ne derece değer verip yakınlaştığımıza göre değişen bir sürü Kur’an vardır! Cenab-ı Allah, Kur’an’ı Kerim için,

Şu indirilmiş Kur`an, mübarek ve feyizli bir kitaptır ki elleri önündekini tasdik edicidir. Tâ ki onunla Mekke halkını ve bütün çevresindeki insanları korkutsun. Ahirete iman edenler, namazlarına gereği üzere devam ettikleri gibi, Kur`an`a da inanırlar. (Enam, 92) Onlar, hâlâ Kur`an`ın Allah kelâmı olduğunu ve manasını düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah`tan başkası tarafından olsaydı, muhakkak ki içinde birbirini tutmayan birçok söz ve ifadeler bulurlardı. (Nisâ, 82) O Kur`an, insanları Hakk`a ulaştırır; helâl ile haramda ve din hükümlerinde hakkı bâtıldan ayırır. (Bakara, 185) Kur’an’ı Kerim doğru yol gösterici, müminlere derecelerle kurtuluşu müjdeleyicidir. (Bakara, 97) Bu Kur`an, akıl sâhiplerinin, ayetlerini iyice düşünüp anlamaları ve ders almaları için, sana indirdiğimiz saadet kaynağı bir kitaptır. (Sad, 29)

buyurmaktadır. İnsanlar, zamanla oluşan yanlış algılar sebebiyle, Kur’an’a, Allah’ın istediği gibi değer vermeyi bırakıp kendilerine fayda sağlayıp, “Kul” olmayı başarabilecekleri halinden uzaklaşarak, yine kendilerine zulmeder hale dönüşmüşlerdir. Kur’an’ın evde bulunmasıyla evi ve ev halkını kötülüklere karşı koruyacağı düşüncesi hâkim olmuştur. Her evde bir Kur’an muhakkak bulunur hatta dantelli kılıfların içinde yüksek bir yere asılıdır ama sadece o kadar. Peygamberin zahiren doğduğu ve yaşadığı coğrafyanın dili Arapça olduğu için Arap diliyle indiğinden dolayı Kur’an’ın değil Arapçanın kutsal sayılmaya başlanmasıyla Arapça ezber yapılan ve her tekrarda sevap kazanılan, ama Allah’ın işitilmediği kitap haline gelmiştir. Cenab-ı Allah, tüm yaşamın ve insanın, Rahmanî sıfatlar içinde zulmaniyetten uzak durması, adaletli, dürüst ve ahlaklı olması gerektiğini bildirdiği halde insanlar, Kur’an’ı sadece namaz kıl emri, oruç tut emri, hacca git emri, kurban kes emri gibi belirli ayetlerle sınırlamışlar, diğer hükümleri göz ardı etmişler. Ellerine Kur’an’ı alıp insanların gözlerini, akıllarını, boyayıp Kur’an’a uygun düşmeyen hale ve söylemlerine örtü yapmışlar. İçinden seçilen ayetleri süslü ve mistik cümlelerle birleştirip, falcılık ve büyücülük gibi gerçek dışı uygulamalarda kullanarak aslında Kur’an’ın güvenilirliğini kullanıp kendilerine güven hissi oluşturarak sahtekarlık yapmaya başlamışlar. Bazıları ise içeriği araştırılmadan, sorgulanmadan, işaret ettiği yere bakmadan, kendi akıllarınca yorumlayıp, tezatlar çıkartarak uydurulmuş bir kitap havası yaratmışlar. Oysa Kur’an, insanların, toplumların, devletlerin düzenini, gelişimini, huzurunu, refahını tanımlayıp yolunu gösteren Hak kelamadır ve bunu da emri ve yasaklarıyla helal ve haramları tanımlayarak gerçekleştiren, bütünlüğüyle değer verilmesi gerekendir.

Emirlerin bazılarını işimize geldiği gibi uygulayıp, işimize gelmeyeni göz ardı ederek ancak kendimizi kandırmış oluruz. Allah’ı işitmeden yabancı bir dil üzerinden ezber tekrarı yaparak kendimizi imandan uzaklaştırmış oluruz. Evde bir süs eşyası gibi tutarak kulluğa yabancılarız. Kur’an’ın güvenilirliği arkasına saklanıp zalimlik yaparak kendimizi kendi elimizle azaba atmış oluruz. Gerçeği sorgulamadan ideolojik yaklaşımla Kur’an’dan uzaklaşmayla kurtuluşu reddetmiş oluruz.

Hastalığımızın teşhisini koyan bir doktorun, iyileşmemiz için yapılması gerekenleri ve ilaçların isimlerini tıp diliyle yazdığı reçeteyi alıp ezberlemek ama reçetede yazılanı yapmadan, ilacı kullanmadan iyileşmeyi beklemek ne derece doğru olur? Bu şekilde yapmak, doktoru inkâr ve kendimize zulüm değil midir?

Cenab-ı Allah bizlere, kendimize zulümden kurtulup, iman üzerine huzur ve mutluluk içinde sürdürülen yaşamı tarif etmiştir. Neyi yapıp yapmayacağımızı, yapar ya da yapmazsak sonumuzun ne olacağını bildirmiştir. Adaletin uygulanması, yaşamın, insan, toplum ve devlet olarak Kendisinin esmaları üzerine olunması gerektiğini, ancak bu şekilde zahir batın kurtuluşa erileceğini bildirmişken, aksi yönde bir anlayış ve uygulamalar içinde sürdürülen yaşam, ömrün ve Kur’an’ın zayi edilmesidir! Haramlar olsun, yasaklar olsun tümü bizlerin rahatı, huzuru içindir eminliğinde, Kur’an’ın bütünlüğüne, uygulayarak değer vermeyle kendimize en büyük iyiliği yapmış oluruz.

Okumalıyız, araştırmalı hatta sorgulamalıyız ki Allah’ın yazılı olan hitabını işitebilelim. İşittiğimizle, adaletle, dürüstlükle, ahlakla, tüm rahmanî vasıflar içinde yaşayalım ve Allah’ın tarif ettiği iman dolu kulluk yolunda ömrümüzü yaşayıp tamamlayalım. Ölüm gerçekliği tartışmaya açılmayacak kadar haktır. İşte Kur’an, Cenab-ı Allah’ın Sad suresi 29. Ayeti kerimede,

Bu Kur`an, akıl sâhiplerinin, ayetlerini iyice düşünüp anlamaları ve ders almaları için, sana indirdiğimiz saadet kaynağı bir kitaptır

buyurarak istediği gibi tekliğiyle elde, akılda ve kalpte olunca İslam mensubu, peygamber ümmeti, Allah’ın razı olduğu mümin kul olabiliriz. Cenab-ı Allah bizlerden Kendisine kulluk şartı olarak, kendimizde ve her yüzde dünyada yaşarken Kendisinden başka ilah olmadığına şehadet ve bu şehadetle sürdürülen yaşam istemektedir. Kur’an’ı birleyip Allah’ın istediği gibi değer verenler bu şehadete ulaşırlar. Şehadeti olanlar gerçekte Kur’an’a sahip ve okuyanlardır, henüz şehadeti olmayanların Kur’an’a verdiği değer kendi algıları kadardır.

 

www.ozkangunal.com

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.