Hamd, kulun Allah’ın yüceliğini, sonsuz lütuf ve ihsanı karşısında minnet ve şükran duygularını bildirmesi ve yerlerin ve göklerin yaratıcısı olan Allah'ı övmek, meth etmek, yüceltmek ve nimetin Allah’tan geldiğini idrak edip Allah rızası için güzel amellerde bulunmak ve Allah’a, Allah'tan başkasını ortak koşmamak anlamlarına gelir. Nisa suresi, 131. Ayeti kerimede,

Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Andolsun, biz sizden önce kitap verilenlere ve sizlere, “Allah'tan korkup sakının” diye tavsiye ettik. Eğer inkara saparsanız, şüphesiz, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, hamda layık olandır.

buyrulmaktadır. Biz Müslümanlar, hamd kavramını yaşantımızın içinde günde beş vakit kılınan namazlarda Fatiha suresini toplam kırk kere okurken, 2. Ayeti kerimesinde,

Elhamdulillâhi Rabbi’l-âlemîn.

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

derken, “Nasılsın?” sorusuna da “Hamd olsun” diyerek cevap veririz. Allah ile ilişkili ve kulluğun göstergesi olan Hamd kavramını, yaşantımızın içinde kullanmak insan olarak yaratılışımızdan gelmektedir çünkü yaratılan insan, yaratılışının, yaşamının ve yaratanı olan Rabbiyle muhatap olacak özellikte olmasının şükrünü ve ispatını Hamd ederek yapmaktadır. Müslümanlar bu kavramı, ne dediğini bilmeden, kulaktan duyma bir şekilde ezber tekrarı olarak günlük kullanım dili içerisinde yer ettiğinden dolayı da kullanırlar, “Hamd olsun” derken gayba atarak, kendilerinden ötekileştirerek de kullanırlar ama hakiki müminler, hamd ederken sadece dille telaffuz olarak değil kalben Hamd ederler. Bu ise Hamd kavramının anlamında belirgin olan kulluk halidir. Furkan suresi, 58. Ayeti kerimede,

Sen, asla ölmeyen ve daima diri olan Allah’a tevekkül et ve O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından O'nun haberdar olması yeter.

denilerek vurgulanmaktadır. Karnımız acıktığında ya da hastalandığımızda “Yemek yedim, iyileştim” dediğimizde karnımız doyuyor ya da iyileşiyorsak o zaman sadece dille “Hamd olsun” dediğimizde de Ham etmiş olabiliriz! Lakin, doymak için yemek, iyileşmek için doktora gidip verdiği ilaçları kullanmak gerekir. O zaman, Hamd etmiş olmak için de Hamdın haline bürünmek farzdır. Hamd etmek, kulluk ispatı olduğundan kulluğu hak etmeden ben kulum demesi, evlenip çocuk sahibi olmamış bir erkek ya da kadının çocuğu olmadığı halde, “Ben babayım” veya “Ben anneyim” demesi arasında fark yoktur. Erkeğin ve kadının baba ve anne özelliğinde olması başka, çocuk sahibi olup baba ve anne olması başkadır. Kulluk da böyledir. Bizler kulluk özelliğindeyiz çünkü insan olarak yaratıldık ve Müslüman bir ailede dünyaya geldiğimiz için Müslümanlarız ama henüz çocuğumuz yoksa yani gerçek anlamda kalben Hamd etmediysek henüz kul değilizdir!

Hamd, övmek, yüceltmek, şükretmek, zikretmek ve güvenmek anlamlarına gelmektedir. Ayette “Tevekkül et” denilmektedir. Tevekkül, Allah’a güvenmek, “Tesbih etmek” ise Allah’ı zikretmektir. Ayet bizlere Hamd etmenin, kalben ve yaşam içinde uygulama yönüyle yalnız Allah’a güvenerek yalnız Allah’ı zikretmek olduğunu söylemektedir. O zaman kendimize bakalım ve görelim gerçekte Allah’ı Hamd ediyor muyuz yoksa sadece dilde Allah’ı Hamd ederken gerçekte gayrıları Hamd ederek Allah’a ortak koşuyor muyuz?

Bir insan, günde beş vakit “Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” desin, her sorulduğunda “Hamd olsun” desin ama kalbinde Allah sevgisi yoksa, Allah gayıpta kalan ve son çare olansa, güvendiği parası, aklı, malı, ailesi, arkadaşlarıysa, sevdiği dünyada kalacak olan dünyalıklarsa, zikri ve muhabbeti gayrılar, hizmeti kendi benliği ve egosunaysa, Allah’ın rızası olmayan her türlü işin ve söylemin içindeyse, nefs-i emmaresinin kölesiyse, zulmanî vasıflar kendisinde bulunuyor ve bu vasıflara göre yaşıyorsa, görevini, makamını, işini kendi menfaatleri için kullanıyor, haksız kazanç elde ediyor, gasp ediyor, dolandırıyor, çalıyorsa, yetim hakkı yiyorsa bilmelidir ki o Allah’a ortak koşan müşriktir ve gerçekte Hamd etmediği için Allah’ın kulu değil paranın, makamın, gücün kuludur. Oysa Cenab-ı Allah, Hicr suresi, 98. Ayeti kerimesinde,

Sen Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol.

diyerek, güvenilecek, zikredilecek, sevilecek olanın sadece Kendisi olduğunu söylemektedir. Bu âlemde ne var ki onu Allah yaratmamış olsun ve varlığı Allah’ın elinde bulunmasın? İşte bu sebeple, varlığı Allah’ın elinde bulunan, kendiliği olarak kendisi var olamayıp varlığını devam ettiremeyen bir nesne veya insanın Allah’a ortak yani Allah ile aynı kudrete, iradeye sahip olması ve Allah’ın yaratması dışında kendi yaratması olması mümkün müdür? Bizlerin bu hakikate cahil oluşundan dolayı O’na ortaklar koşması yani Allah’ı değil de başka bir şeyi Hamd edişimiz ve değer verişimiz zannımızdan kaynaklı şirk edişimizdir. Nahl suresi, 75. Ayeti kerimede,

Allah, Kendisine ortak koştuğunuz ilahlar konusunda, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının mülkünde olan ile tarafımızdan kendisine güzel bir rızık verdiğimiz, böylelikle ondan gizli ve açık infak eden kimseyi örnek olarak gösterdi; bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah'ındır; fakat onların çoğu bilmezler.

denilerek bu gerçek anlatılır. Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsusken yani sadece Allah Hamd edilebilecekken kulluğumuzu dünyada kalacak olanlara, bizim gibi fanilere yapmak ne kadar doğrudur? Allah bizlere, hayatiyet vermiş, ilim irade, kudret vermiş. Görme, işitme, kelâm vermiş. Akıl, sağlık ve ihtiyaçlarımızın karşılığını vermişken bizlerin şükrümüzün veren Allah’a değil de yine Allah’ın yarattıklarına olması ama bu arada asıl kulluğu yerine getirmeden, kendi yaptıklarımıza kulluk diyerek içinde şirkimizle bulunduğumuz ibadetleri yerine getiriyor oluşumuz ne kadar acı ve tezat! Secde suresi, 15. Ayeti kerimede,

Bizim ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman, hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayanlar iman eder.

denilmesi de bizlere içinde bulunduğumuz acı durumu göstermektedir. Allah’ı Hamd etmeyenler, hamdını gayrılara yaparak gayrıların kulu olanlar Allah’ın ayetlerine de iman etmemiş olmaktadırlar çünkü insan Hamd ettiğinin sözlerine değer verip sözleriyle amel eder.

Hamd etmek, Allah’tan başkasına ilahlık anlamı yüklemeden, Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet etme halidir. Yalnız Allah’a Hamd edenler, Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet edenlerdir. Şehadeti olmayanın Hamdı da yoktur.

www.ozkangunal.com

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.