AKP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan Binali Yıldırım TBMM Başkanlığı görevinden çekildi ve yerine AKP Tekirdağ Milletvekili Prof. Mustafa Şentop seçildi. Bu seçimin ardından Meclis, 27 Mart Çarşamba gününe kadar ‘Yerel Seçim Tatili’ne başladı.

İstifasıyla herkese rahat bir nefes aldıran Binali bey, gitmesine gitti de, ‘veda konuşması’nda söyleyip, devamını getirmediği bir sözle herkesi merakta bıraktı… Peki neydi o söz ve devamında ne vardı, anlatalım.

***

Cumhuriyet İttifakını oluşturan Siyasi Partilerin lider ve sözcüleri, seçmene, 'İyi düşünün. Bu bir beka seçimi, 31 Mart Yerel Seçiminden sonra artık 5 yıl seçim yok' diye seslenmiyor mu? Muhalefet Partilerinin lider ve sözcüleri de, AKP ve MHP yöneticilerine 'tedirgin olmayın, bu bir yerel seçimdir. Koltuklarınızı koruyacaksınız. Çünkü 31 Mart’tan sonra başka seçim yok’ demiyor mu?

Acaba bu söylenenler doğru mu? Gerçekten 31 Mart Yerel seçiminden sonra 5 yıl boyunca (2023’e kadar) seçim yok mu?

Bunun doğru olmadığını, Binali Yıldırım, TBMM Başkanlığı’ndan istifa ettiği gün verdiği veda yemeğinde ağzından kaçırdı.

Yıldırım, yaptığı konuşmada şöyle dedi:

“ 27. döneme 600 milletvekiliyle başladık. Geçen 7 ayda 4 milletvekilinin bakan olarak görevlendirilmesi nedeniyle üye sayısı 596'ya düştü. CHP Edirne Milletvekili Erdin Bircan'ın vefatıyla bu sayı 595'e indi. Belediye Başkanı adayı olan 20’ye yakın milletvekili var. Bunlardan biri de benim.
1 Nisan'a gelindiğinde mutlaka Meclisin milletvekili sayısında bir değişiklik olacak. Ama nasıl değişiklik olacak? Onu şimdiden söyleyemiyoruz. Sürpriz olsun.."

***

28 Haziran seçiminden sonra oluşan 27. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde İstanbul Milletvekillerinden Berat Albayrak Hazine ve Ticaret, Süleyman Soylu İçişleri, Gaziantep Milletvekili Abdülhamit Gül Adalet ve Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu Dışişleri Bakanlığı’na atanınca TBMM’de 4 üyelik boşalmıştı. (2 İstanbul, 1 Antalya, 1 Gaziantep) CHP Edirne Milletvekili Erdin Bircan'ın vefatıyla da boş üyelik sayısı 5’e çıkmıştı.

Şimdi de, Belediye Başkan adayı olan 18 milletvekili var. (AKP'den 3, CHP'den 5, İYİ Parti'den 2, HDP'den 7 ve bağımsız 1 milletvekili)

Aday olan milletvekillerinin isimleri ve seçim bölgeleri şöyle:

Binali Yıldırım – İstanbul, Hüda Kaya - İstanbul/Bağcılar, Mehmet Özhaseki – Ankara, Mustafa Yavaş – Aydın, Tanju Özcan – Bolu, Erkan Aydın - Bursa/Osmangazi, Mustafa Adıgüzel – Ordu, Ali Öztunç- Kahramanmaraş, Fatma Hürriyet – İzmit, İsmail Ok – Balıkesir, Ali Kenanoğlu – Balıkesir, Dursun Ataş – Kayseri, Erhan Usta – Samsun, Ayhan Bilgen – Kars, Selçuk Mızraklı – Diyarbakır, Bedia Özgökçe Ertan – Van, Hişyar Özsoy – Bingöl, Züleyha Gülüm – Kocaeli.

Bunlardan seçimi kazananlar milletvekilliğinden istifa edecek.

En iyimser tahminle, bu milletvekillerinin tümünün seçimi kazanarak Belediye Başkanı olduğunu varsayarsak, daha önceki bakan atamaları ve bir üyenin ölümü nedeniyle boşalan üye sayısı 23’e çıkacak. Böyle olunca İstanbul’da 4, Balıkesirda 2, Ankara, Aydın, Bursa, Ordu, Kahramanmaraş, İzmit, Kayseri, Samsun, Kars, Diyarbakır, Van, Bingöl ve Kocaeli’de birer milletvekilliği boşalacak.

***

Peki bu boşluk ne zaman doldurulacak?

Anayasanın 78’inci maddesine göre boşalan üye sayısı 30 olsaydı 3 ay içinde ara seçim yapılması zorunlu hale gelecekti. Boş üye sayı 30’un altında olunca, genel seçimin üzerinden 30 (otuz) ay geçmeden ve Genel seçime bir yıl kala ara seçimi yapılamıyor.

Böyle olunca, Anayasa gereğince ancak 2022 yılının ilk 6 ayı içerisinde ara seçim yapılabilecek.

Aday olan milletvekillerinin tümü veya bir bölümü Belediye Başkanlığını kazanır ve TBMM Üye sayısında önemli bir boşluk oluşursa, bunu doldurmak için iki buçuk yıl beklemek bana olası görünmüyor. Kanaatime göre, Cumhur İttifakı yerel seçimden başarılı çıkarsa, muhalefeti ikna edip geçici bir anayasa değişikliğiyle ara seçimi öne alabilir. Cumhur İttifakı yerel seçimde başarısızolursa bu kez muhalefet ara seçim için bastıracak.

***

Erdoğan ve Bahçeli yerel seçimin bir ‘Beka Seçimi’ olduğunu biteviye vurguluyor. Muhalefet ise, ülkemizin bir beka sorunu bulunmadığını, yerel seçime böyle bir anlam yüklemenin doğru olmadığını’ belirtiyor.

Peki nedir bu ‘Beka’ sorunu

Yıllarca Türk Tarih Kurumu’nun başkanlığını yapan, bir dönem de milletvekili olarak Mecliste bulunan Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu bu konuda açtı ağzını, yumdu gözünü!

Son günlerde bir 'BEKA SORUNU' sözüdür gidiyor.

Gerçekten Türkiye'nin bir beka sorunu var mıdır?

Yazacaklarıma göre siz karar verin.

Bir ülkenin veya Milletin bekası tehlikeye nasıl girer, birlikte değerlendirelim.

  1- Şayet millî değerler ayaklar altına alınır, Ülkenin kurucuları kötülenir veya aşağılanırsa,

  2- Ülkeyi var eden millet, kimliksizleştirilir, adı söylenmez ve o millet tepkisiz kalırsa,

 3- Stratejik kuruluşlarınız, yani tank-palet, fabrika, enerji, telekominikasyon, banka, yol-köprü gibi ulaşım, iletişim ve finans kurumlarınız yabancılara satılırsa,

  4- Eğitim kurumlarınız kaliteli eğitim veremez hale gelirse,

  5- Tarımda ve hayvancılıkta dışarıya bağımlı hale gelirseniz,

  6- İthalat artar, carî açık yükselir, buna rağmen üretim yerine tüketim piyasaları sararsa,

  7- Kendi yetersizliklerini görmeyip, yanlışlarını dış güçlere yükleyen bir yönetim başa geçerse,

  8- Liyakatsiz yöneticiler iş başındaysa,

  9- Okumayan ve aklını kullanmayan bir topluma sahipseniz,

10- Din siyasete âlet edilirse,

11- Bilim insanları doğru bildiklerini söyleyemeyecek kadar korkaksa,

12- İsraf had safhaya ulaşmışsa,

13- Yöneticiler, ülke ve millet yerine koltukları için her türlü yalan-dolana başvuruyorsa,

14- Gerçek bilim adamları yerine bilim adamı kisvesine bürünmüş kişilere itibar ediliyorsa,

15- Toplum bir kısım kimseleri kutsallaştırıyorsa,

KESİNLİKLE O ÜLKEDE BEKA SORUNU vardır ve geleceği tehlike altındadır.

Unutmayalım.

Bütün bunlar toplumun kendi içinden çıkar ve her toplum lâyık olduğu şekilde yönetilir..”

***

Zaman zaman kendime kızıyorum, ‘bu yaşa geldim hala bir kitap yazamadım’ diye. Bu konuda hazırlıklarım var da, galiba biraz ağır davranıyorum. Gecikme konusunda ise dünyanın önemli isimlerinin neleri hangi yaşta yaptığına ilişkin haberleri okuyarak teselli buluyorum.

İşte o isimler ve neyi hangi yaşta yaptıkları:

"Tolstoy bisiklet sürmeyi öğrendiğinde 67 yaşındaydı.

Bugün Tolstoy'un bisikleti diye bir kavram var.

'Ve hiçbir şey için geç değildir' anlamına geliyor...

Kristof Kolomb Amerika'yı keşfe çıktığı ilk yolculuğunda 50 yaşını çoktan aşmış durumdaydı...

Pasteur kuduz aşısını bulduğunda 60 yaşındaydı...

Mimar Sinan, Süleymaniye camiini bitirdiğinde 70 yaşını geçmişti.

Selimiye camiini tamamladığında ise 86 olmuştu.

Galileo, ayın günlük ve aylık çizimlerini yaparken 73 yaşındaydı...

Charlie Chaplin, 76 yaşında film yönetmenliği yaparak hala işinin başındaydı...

Goethe, en büyük eseri Faust'u ölümünden bir yıl önce, yani 82 yaşında bitirmişti. 83 yaşında öldü...

Gençlik hayatın belli bir çağı ile ilgili değildir.

İnsan, kendine olan güveni derecesinde genç,

Şüphesi derecesinde yaşlıdır.

Cesareti derecesinde genç, korkuları derecesinde yaşlıdır.

Ümitleri derecesinde genç, ümitsizliği derecesinde yaşlıdır.

Hiç kimse fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz.

İnsanları ihtiyarlatan ideallerinin gömülmesi, hedeflerinin olmamasıdır.

Seneler cildi buruşturabilir.

Fakat heyecanların, ideallerin teslim edilmesi adeta ruhu buruşturur.

İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar, halbuki hedeflerine götüren yolu yürümedikçe yaşlanırlar.

İnsan ihtiyar olmaya karar verdiği gün ihtiyardır.

Güzelliği görme yeteneğini kaybetmeyen asla yaşlanmaz." (Alıntıdır)

---

İYİ HAFTALAR

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.