Cumhuriyet’in kurumlarını yok etmenin ne kadar yanlış bir politika olduğunu, toplumu etkileyen gelişmeler yaşandıkça daha da iyi anlaşılıyor.

Dünyayı sarsan, ülkemizi de önemli ölçüde etkileyen Covid 19 salgını sırasında, Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü ile yurt düzeyinde aşı üreten diğer laboratuarların kapatılmasının acısını yaşadık, yaşıyoruz.

Bugün ise, ülkemizi yasa boğan orman yangınlarının söndürülmesinde önemli yeri olan Türk Hava Kurumu’nun işlevsiz hale getirilmiş olması bizi kahrediyor.

Benzer örnekleri diğer alanlarda da sıralamak mümkün. Ancak, konumuz orman yangınları olduğundan, bu alanda yaşanan kaos ve izlenecek yol konusuna yer vermek istiyorum.

İktidarın, son orman yangınlarının yayılmasını önleme, bir an önce kontrol altına alarak söndürme ve mağduriyetleri giderme konusunda başlangıçta acze düştüğü ve panik yaşadığı gözleniyor.

Organizasyon ve koordinasyon eksikliği kaos yaşanmasına neden olurken, bölgeye giden Erdoğan’ın otobüsün üzerinden çay torbalarını atması ve konvoyunun trafikte karmaşa yaratması halkın öfkesini daha da körükledi.

BUNDAN SONRA NELER YAPILMALI

Orman yangınları sırasında, ‘hava araçlarıyla yangın söndürmede uçak mı helikopter mi daha etkili?’ sorusunun yanı sıra ‘yangın söndürüldükten o alana fidan mı dikmeli yoksa kozalak tohumlarının yeşermesi için yağmuru mu beklemeli?’ sorusu en çok tartışılan 2 konuyu oluşturuyor.

İktidardaki panik havası azalmaya başladığına ve bazı komşu ülkelerden gelen teknik yardımlar da dahil edilerek yangın söndürme organize edildiğine göre, biz ‘Orman yangınlarından sonra nasıl bir yol izlenmeli?’ sorusuna cevap bulmaya çalışalım.

AĞAÇLANDIRMA YERİNE DOĞAL YÖNTEM

Bu konuda İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay TOLUNAY’ın ilginç görüş ve önerileri var.

Orman yangınlarının ağırlıklı olarak kızılçam ormanlarının bulunduğu Ege ve Akdeniz bölgesinde çıktığını, bu bölgelerde maki bitki örtüsünün de yayılış gösterdiğini belirten Prof. TOLUNAY, şu ilgin bilgiyi veriyor:

Kızılçam ve maki bitki örtüsü yangına uyum sağlamış türlerdir. Başka bir ifadeyle, kızılçam ormanları ve maki bitki örtüsü yangınlardan sonra kolayca yeniden yanan alanlara gelmektedir. Bunun sebebi kızılçam kozalaklarının ve tohumlarının yangında zarar görmemesidir. YANGIN SONRASINDA KOZALAKLARDAKİ TOHUMLAR KÜLÜN İÇİNE DÜŞMEKTEDİR. BU TOHUMLAR YANGINI TAKİP EDEN BAHAR AYINDA ÇİMLENMEKTE VE YANAN ALANA M2’YE ONLARCA FİDAN GELMEKTEDİR. Maki bitki örtüsünün de, gövde ve sürgünleri yansa da kökler yanmamakta, yine bir sonraki baharda 1-1,5 m boyunda sürgün verebilmektedir.

Bu nedenlerle, yanan kızılçam ormanları ve maki bitki örtüsünün yerine ağaçlandırma yapılması yerine SADECE YANAN ALANLARIN KORUMA ALTINA ALINMASI VE BİR SONRAKİ BAHARIN BEKLENMESİ DURUMUNDA FİDAN VE DİĞER ÇALI VE OTSU TÜRLERİN YENİDEN SAHAYA GELMESİ MÜMKÜNDÜR. Yeterince tohum olmayan yerlere ise civardaki yanmamış ormanlardan toplanan tohumlar serpilerek ormanlaştırmaya yardımcı olunmaktadır.”

Ağaçlandırmanın ancak fidan gelmeyen alanlarda düşünülmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Doğanay TOLUNAY, şu uyarılarda bulunuyor:

“Yanan ormanların ağaçlandırmasında yanan ağaçların ve çalıların kökleri sökülmekte toprak işlenmekte otsu türlerin tohumları ve soğanları toprak işleme sırasında yanan alandan uzaklaştırılmaktadır.

Diğer yandan, fidanlıklarda yeterince fidan bulunmaması halinde başka bölgelerden kızılçam ya da diğer türlerin fidanları ağaçlandırmada kullanılmaktadır. Ancak, KIZILÇAM DAHİ OLSA, ÖRNEĞİN ANTALYA’YA İZMİR’DEN KIZILÇAM FİDANLARI GETİRİLSE DAHİ FARKLI İKLİM, TOPRAK GİBİ EKOLOJİK KOŞULLARDA YETİŞMİŞ VE FARKLI GENETİK ÖZELLİKLERE SAHİP FİDANLARIN UZUN ZAMANDA YAŞAYIP YAŞAMAYACAKLARI BELİRSİZ OLMAKTADIR. AYRICA, BU UYGULAMA GENETİK KİRLİLİĞE NEDEN OLABİLMEKTEDİR. YANAN KIZILÇAM ORMANLARI YERİNE BAŞKA TÜRLERİN KULLANILMASI DA BENZER SORUN OLUŞTURMAKTADIR.

Çünkü tür değişikliğine gidilirken en az 80-100 yıl sonrasındaki iklim özellikleri düşünülerek karar alınması gerekmektedir. Ülkemizde 80-100 yıl sonra sıcaklıkların 4-5 derece daha yüksek olacağı ve yağışların azalarak kuraklığın artacağı öngörülmektedir. Ülkemizde kızılçam, maki bitki örtüsü dışındaki türlerin bu koşullara uyum sağlaması oldukça zordur. Bu NEDENLE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ DE GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULARAK YANAN ORMANLARIN HATTA DİĞER ORMANLARIN MÜMKÜN OLDUĞUNCA AĞAÇLANDIRMA YERİNE DOĞAL YOLLARLA GENÇLEŞTİRİLMESİ GEREKMEKTEDİR. Bu uygulama ağaç türlerinin iklim değişikliğine uyumu açısından önemlidir. Çünkü genetik çeşitliliği korunması ormanların iklim değişikliğine uyumundaki en önemli araçtır.

ACIMASIZ RANT ANLAYIŞI

Son olarak, bir başka önemli konuya kısaca değinmek istiyorum.

Türkiye Ormancılar Derneği’nin, Prof. Doğanay Tolunay tarafından Retwetlenen açıklamasını dikkatinize sunuyorum. Açıklama şöyle:

‘Memleket yangın yeriyken Turizm Teşvik Kanunu (değişikliği) Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kanun, (Bu kanun değişiklikliği) kıyılar başta olmak üzere ormanlık alanlardaki yapılaşma tasarrufunu Turizm Bakanlığına bırakıyor. Bu acımasız rant anlayışından acilen vazgeçilmelidir.’

---

(YANGINSIZ) İYİ HAFTALAR

[email protected] com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.