Türkiye Büyük Millet Meclisi, önemli 2 konuyu karara bağladı ve tatile girdi.
Bu kararlardan biri muhalefetin hareket alanını daraltıyor; diğeri milletvekili sayısını 548’den 546’ya indiriyor.
Kararlar ayrıca 2019’da "Başkanlık Sistemi"ne geçilmesinden sonra Meclisin oturtulacağı yeni konumun ön hazırlıklarını da oluşturuyor: Uyum Yasalarının rahatlıkla çıkarılacağı bir ortam ve iki partili bir TBMM..  
 
Usta ozan Musa Eroğlu’nun dizeleri geldi aklıma;
"bu dünyanın direği yok
merhameti, yüreği yok
kılavuzun gereği yok
yolun sonu görünüyor..." 

***

Biraz abartacağım kusura bakmayın sayın okuyucularım; 
Gazeteci-yazar sevgili arkadaşım İsmet Yıldırım’ınkine benzer bir patentle "devamedi-Yorum" geleceğe dönük kuşkularımı aktarmaya..
Çünkü 42 yıllık meslek hayatımın en az 35 yılı geçti o meclisin koridorlarında, 
Komisyonlarında,
Genel Kurul’un Basın Locası’nda...   

***

Bindik bir alamete / gidiyoruz kıyamete / yerel ve genel seçim / seçin bakalım seçin / iki dön baba, dönelim / aynı yere gelelim / çete çeteye çatmış / çete çete içinde / battık buruna kadar / Cafer getir peçete..
 
Bu dizelerin öyküsünü ise saygıdeğer kardeşimiz Sunay Akın’dan dinleyelim:
"..Sarayın eğlence kaynağı olan fasıl takımı çavuşlarından Abdi bey, üçüncü Selim'den sonra  ikinci Mahmut'un da gözüne girmeyi başarmıştır. 1823 yılında İstanbul limanına yanaşan bir gemiden indirilen yükler arasında, bir de zürafa vardır. Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın padişaha armağan olarak gönderdiği zürafa için, Habeş Ahmet Ağa, hazırladığı senaryoyu başlatmak üzere bağırır: 'zürafa müteyemmen ve mübarek bir hayvan olup onu eliyle tutarak bir kere gezdiren müslüman yeryüzünde hiçbir zarar ve ziyan görmez..' 
Sonra da, hayvandan çok korkan Abdi bey eller üstünde zürafanın üstüne oturtulur. Abdi bey'in yalvarmalarından, yakarmalarından korkan zavallı hayvan huysuzlanarak İshakiye Köşkü'ne doğru koşmaya başlar. Bu sırada Abdi bey'in padişaha seslenişi duyulur: 'Ahret hakkını helal eyle efendimiz. İlk menzilimiz ecel beşiğidir. İşte bindim gidiyorum. Elveda....'


Büyük bir olasılıkla, "bindim bir alamete, gidiyorum kıyamete” diyen  Abdi bey olsa da; olan zavallı zürafaya olur.. Küpeli çavuş, padişahı güldürdüğü için ödüllendirilirken, zürafa, gelişinden birkaç ay sonra Afrika toprağının özlemiyle kendisi için bir sirkten farksız olan saray avlusuna uzanır ve bir daha hiç kalkamaz yerinden.. Osmanlı sarayının taşları kardeş kanının yanında, bir zürafanın göz yaşlarıyla da yıkanmıştır böylece...
***

Konuya geçmeden önce son kelamım ise şu olsun: 15 Temmuz’da tepeden yağan bombalar TBMM’yi yıkamadı, biraz hasar verdi.. Belirli bir plan çerçevesinde altına döşenmeye başlanan yasal düzenleme bombaları ise, kökünü kurutacak bence, tez elden tedbir alınmazsa.. 
*** 

Şimdi gelelim asıl mevzuya;
Türkiye Büyük Millet Meclisi, AKP’nin, MHP destekli çalışmasıyla  İçtüzük Değişikliği Teklifi’ni kabul etti. Anayasa Komisyonu’nda olduğu gibi Genel Kurul’daki görüşmelerde de direnen CHP Milletvekileri, 13 saat süren Meclisi terk etmeme eylemi de yaptılar..      


Bütün karşı çıkmalara rağmen kabul edilen değişikliğe göre, muhalefetin engelleme taktikleri önlenecek; görsel eylemde bulunanlara uyarı, hoşa gitmeyen söz söyleyenlere para cezası verilecek..
Ancak, MHP dışındaki muhalefet partilerinin milletvekilleri diyor ki: “Bizi buraya gönderen halkımızın aleyhine olabilecek uygulamaları Meclis gündemine getirmek için ne lazımsa yaparız, uyarı cezası da, para cezası da bizi engelleyemez
***

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1 Ekime kadar sürecek yaz tatiline 2 milletvekili daha eksilerek başladı.
Çünkü, Meclisteki İçtüzük değişikliği görüşmelerinin arasına, yurt dışında bulunan HDP’li Tuğba Hezer Öztürk ve Faysal Sarıyıldız’ın, ‘devamsızlıkları’ nedeniyle milletvekilliklerinin düşürülmesi de sıkıştırıldı.

Buna ilişkin görüşmelerde söz alan HDP Ankara Milletvekili ve Meclis İdare Amiri Sırrı Süreyya Önder’in, yıllardır devamsızlık uygulamasının “adaletten ve eşitlikten uzak bir şekilde yürütüldüğünü” örneklerle anlatması parlamento tarihine geçen önemli bir anekdottu:

"...Ben isim isim saymayı ayıp addediyorum ama kamuoyunun çok yakından bildiği ve asla buraya gelmeyen bir eski Başbakan biliyor musunuz ki devamsızlık cetvelinde ne gözüküyor ? Sadece bir gün gelmemiş, ona da itiraz dilekçesi vermiş 'Hayır, ben o gün oradayım..' diye..
E.. Şimdi insan sormadan edemiyor: Kardeşim, bunun iki yolu var. Yani, biz seni görmedik, Allah da şahit, burada görmedik, bir iki güven oylaması ve Anayasa referandumu meseleleri dışında yoktun. E.. O zaman birisini yalana teşvik etmişsin, bir arkadaş senin yerine pusula vermiş. Bunun başka bir açıklaması var mı ? Yok...
Uygulama birliği sağlanmadığı için bu işlem adil değildir…
Diğer bir mesele de şu: Bu üye sayısının yaklaşık yüzde 12,8'inin bu Meclise resmî olarak devam mecburiyeti yok.
Bunlar kimler ? Mesela benim yok. Aranan ben olsaydım ya da yurt dışına giden ben olsaydım benim için böyle bir müzakere yapılamayacaktı.  Niye ?.. Yoklamadan muaf tutulmuş ? Kim ?.. 25 Başkanlık Divanı üyesi.. Onları ayırdık kenara.. Grup başkan vekilleri yoklamadan muaf.. Meclis başkan vekilleri, komisyon başkanları, partilerin genel merkez yöneticileri, genel başkan yardımcıları orada tüzüğe göre bir değişiklik var.. Velhâsıl bu oranları çarpıp üst üste koyup topladığımızda Meclisin üye tam sayısının yüzde 12,8'ine - o da küsurattan dolayı - tekabül ediyor… Bunları topladığımızda neredeyse meclis üye tamsayısının üçte 1'i devam mecburiyetine tabi değil.. Şimdi, adalet bunun neresinde ?..."


İyi haftalar...



[email protected]
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.