Tatil bitti Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni Yasama Yılı’na başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan Anayasa’nın verdiği hakkı kullanarak Yasama Yılı’nı açış konuşması yapmak için Meclis kürsüsüne gelirken CHP’li milletvekilleri ayağa kalkmadı. Gerekçe, Edoğan’ın aynı zamanda AKP Genel Başkanı olması idi. Bu sıfatı nedeniyle olsa gerek CHP’liler kendisine sık sık laf attı. Oysa geçmişte açılış konuşması yapan Cumhurbaşkanlarına ya hiç laf atılmazdı ya da nadiren.
 
***
Son zamanda “eşeğini kaybettirip sonra buldurmanın sevinci” tattırılıyor bize buna ilişkin uygulamaların en yenisinden başlayarak geriye doğru gidelim.
 
Hani, Maliye Bakanı Naci Ağbal, gelecek yıl Motorlu Taşıtlar vergisini yüzde 40 oranında artıracaklarını ve birçok vergi türünün zamlanacağını açıklamıştı ya, yüzü gülüp yüreği kan ağlayarak !
 
Meclisteki Yeni Yasama Yılı Resepsiyonunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakanlar Kurulu’nun bu konuyu yeniden değerlendirmesini isteyerek” herkesi sevindirdi.

Muhalefet partileri, sendikalar, diğer sivil toplum örgütleri, anneler – babalar- öğrenciler yıllarca söyledi, söylendi iktidardakiler kaale almadı. İtiraf, yani özeleştiri Cumhurbaşkanından gelince akan sular durdu.
 
Bakın neler söyledi Cumhurbaşkanı ve 15 yıldır iktidarda olan AKP’nın Genel Başkanı Erdoğan: “YÖK'e iki yeni hedef açıklamak istiyorum. Öğretmen yetiştiren programlarının geliştirilmesi bunlardan ilki. Öğretmen kalitesi meselenin önemli boyutlarından biri. Müfredattan ders kitaplarına, yüksek öğretime geçişe kadar eğitim ve öğretimde çözmemiz gereken pek çok sorun bulunuyor.
Türkiye'de her alanda çok büyük reformalara imza attık. Bu aynı zamanda bir öz eleştiridir. İki alanda arzu ettiğimiz gelişmeyi sağlayamadık. Bunlar eğitim ve öğretimdir. Kültürdür.
Böylesine önemli bir konuda en küçük bir ihmale tahammülümüz olamaz. Ders kitapları konusunda daha fazla şikayet gelmeye başladı. İlgili arkadaşlara, başta Hükümetimiz olmak üzere zaman zaman YÖK Başkanımla bunları paylaşıyorum. Demek ki bunda bir sıkıntı var. Bakanımızla bu meseleyi konuştuk. Gerekli tedbirler alınacak.
Hala öğretmenlerimizi de, öğrencilerimizi de, velilerimizi de memnun eden bir sistem kuramadık. Bir toplumun inşası burada söz konusu. Son düzenlemeye rağmen, müfredat ve ders kitapları konusunda da istediğimiz neticeyi elde edemediğimiz anlaşılıyor.."
 
Cumhurbaşkanının bu tavrı karşısında şaşırıyor, acaba “iyi polis-kötü polis rolü mü oynanıyor” diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz.
 
***
Danıştay’ın yaz saati uygulamasını sürdürecek Bakanlar Kurulu kararının yürütmesini durdurmasına sevinmiştik. Hükümet, yasal düzenleme yaparak Danıştay’ın kararını boşa çıkaracağını açıklayınca hevesimiz kursağımızda kaldı. Anlaşılan o ki hükümet, yaz saati uygulaması sonucu çocuklarımızın sabahın ve akşamın karanlığında okula gidip gelmelerinin yarattığı travma, yaşanan performans düşüklüğü, okul servislerinin kazalarındaki artış başta olmak üzere, yaşanan birçok sorun önemsenmiyor. Onun için varsa yoksa enerji tasarrufundan elde edilecek kazanç. Yaz saati uygulamasını devam ettirmenin perde arkasında tasarruftan başka mevzular olduğu iddia edilse de, uygulamayı savunan Enerji Bakanı ailenin damadı olsa da, anneler-babalar-veliler-öğrenciler Cumhurbaşkanından bir jest bekliyor. Bu konuya da el atnasını, bir sevinç dalgası yaratmasını istiyor.
 
Bekleyelim görelim.
 
***   
 
Milli Eğitimin hali malesef böyle… Bu sisteminin kadınlarımız, özellikle kız çocuklarımıza çarpık eğitim dayatmasının sonuçlarını bundan tam 111 yıl önce yayınlanan Molla Nasreddin Dergisi 1906’da yer alan karikatür ne kadar gerçekçi anlatıyor değil mi ?

Geçen haftaki yazımda, Kuzey Irak’taki referanduma ilişkin Türk vatandaşlarının beklentileri karşısında iktidarın aldığı ve alacağını tedbirler “Bekleyelim görelim” demiştim. Beklemeye devam ediyoruz.
 
Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, yetkililer bu konuda iç ve dış temaslarını sürdürüyor. Kuzey Irak Referandumu öncesi Irak ve İran Genelkurmay Başkanları ayrı ayrı Ankara’ya gelmiş görüşmeler yapmıştı. Şimdi sıra bizim Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’daydı. Akar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İran ziyareti öncesi ön çalışma yapmak üzere Tahran’a gitti.
 
İç temaslara gelince. Şöyle  dedi Erdoğan: "Perşembe günü sadece Sayın Bahçeli ile görüşmem olacak. Ondan sonra da duruma göre Sayın Kılıçdaroğlu'na da davet yapmak suretiyle, onunla ayrıca bu konudaki kanaatlerini alırım. Bu kanaatleri de pekiştirmek suretiyle, bu noktadaki sürecimizi zenginleştirmiş oluruz."

“Bekleyelim görelim.”

İYİ HAFTALAR

remzidilan_48@hotmail.com
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.