Ah ‘Can Pulak’ abim, canım abim. Gerçekten inandın mı?

Sence ‘Nasıl oldu da, devlet sistemimizi tepetaklak eden bir yönetim, çok kısa sürede, hepsi de reform niteliği taşıyan çağdaş değişiklikleri’ gündeme getirdi?

Sahiden,

- Ceza ve infaz konuları Avrupa çerçevesine oturtulacak’ mı?

- Hakim ve savcılara coğrafi teminat verilecekmi?

- Kıdeme, tecrübeye, geçmiş hizmetlere göre tayin yapılacak’ mı?

- ‘Artık, parti idareciliğinden ve üyeliğinden hakim ve savcı olunamayacak’ mı?

- Şimdiye kadar olanlar için bir çare düşünülecek’ mi?

- Makul sürede yargılamaya önem verilerek ne zaman görüşüleceği bilinmeyen pek çok dosyalar, hemen ele alınıp sonuçlandırılacak’ mı?

- 'Tutuklamada somut delile dayanma sistemi geçekten getirilecek' mi?

- 'Kaçma ihtimali olmayanlar gece yarısı evleri basılıp yaka paça götürülmeyecek' mi?

- Düşünce, fikir, siyaset ve basın suçlarına daha ılımlı yaklaşılacak?’ mı?

- 'İdarenin tüm müracaatlara 30 gün içinde cevap verme mecburiyeti olacak' mı?

BU DA BİR BAŞKA DAMAT

Kendisi Kamu Denetçiliği Kurumu Başkanı, damadı Adalet Bakanı olan bir sistemde, ‘idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı mağdur olan vatandaşın şikayetinin haklı bulunup düzeltilmesi istendiğinde’ bunun ilgili kamu kuruluşları tarafından yerine getirildiğini hiç duydun mu?

Ah be ‘Can’ abim, canım abim,

Levent Yüksel’in dediği gibi ‘Geç bunları, anam babam geç bunları’

ANKARA’NIN SİYASİ RÜZGARINI HATIRLA

Ankara’nın siyasi rüzgârı Marmaris’inkine, Bodrum’unkine benzemez.

Hoş sen daha iyi bilirsin.

Sana ‘Sen’ diyorum, çünkü meslekte ben senin ‘çömez’indim, seni çok sevdiğimden öyle diyorum.

Sen, Yalova’daki villasının bahçesinde her yıl dostlarına resepsiyon veren Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’e, ‘basına yasak getirdiği’ için ‘siz davet etmeseniz de biz görüntü almasını ve haberini yapmasını biliriz’ diye rest çektiğinde, biz çömezlerin ilahı olmuştun. (Nitekim o yıl, o resepsiyon, komşu evlerin balkonları ve teraslarına konuşlanan gazeteciler tarafından görüntülenmiş ve gazetelerde çarşaf çarşaf haberler yapılmıştı)

Bir zamanlar Sen Türkiye Büyük Millet Meclisi koridorlarından geçerken bir hareketlilik yaşanırdı. Milletvekilleri ve senatörler selam verir halini-hatırını sorardı.

Rahmetli Rafet Genç, Uğur Mumcu, Orhan Duru, Emel Aktuğ, Bekir Coşkun, Nahit Duru, Bülent Eşkinat, kulakları çınlasın Engin Karadeniz, Ercan San, Bülent Denli, Süleyman Coşkun, Nuri Çolakoğlu’, İsmet Solak, Nazmi Bilgin, Ayberk Temel, Selman Erdoğdu, Arap Metin, Füsun ve Nevin kardeşlerimiz basın koridorlarına ve siyasi parti kulislerine mesleki kişilikleriyle anlam katardı.

ANILAR ANILAR ŞİMDİ GÖZÜMDE CANLANDILAR

O günlerin bugünkü SÖZCÜ gibi en çok okunan gazetesi GÜNAYDIN’ın bir manşet haberi nedeniyle doğu ve güneydoğulu milletvekilleri çok sinirlenmişti. Onlardan biri, Günaydın’ın Ankara Temsilcisi olan Sana Meclisin giriş kapısında tokat atmış, yer yerinden oynamıştı.

Ertesi gün, Adalet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Necmettin Cevheri, düzenlediği basın toplantısında, saldırının sorulması üzerine, ‘Söz konusu haber, (yöntemini tasvip etmesek de) tekzip edilmiştir’ demişti.

Ama o milletvekili, Genel Başkanı Süleyman Demirel’den paparayı yemişti.

ANARŞİ ORTAMINDA HAKKANİYETLİ SEÇİM ÇALIŞMASI

Bütün bunlar bir yana, 70’li yıllarda sokaklarda anarşi, TBMM’de gerilim varken, Mecliste Grubu bulunan ve temsil edilen tüm Siyasi Partilerin temsilcilerinden oluşan komisyonun seçim yasasında yapılacak değişiklikleri büyük bir olgunluk içinde görüşüp, hakkaniyet kurallarına uygun sonuçlandırmalarını unutamıyorum.

Ey ‘Can’ abim, canım abim.

Sence günümüzün siyasetçileri, Seçim ve Siyasi Partiler Yasalarında yapacakları düzenlemelerin hazırlığına muhalefet partilerini de ortak edecekler mi? Hiç sanmam. Kapalı kapıların arkasında keser gibi kendilerine yontarak hazırlayacakları değişiklikleri Meclis Genel Kuruluna dayatarak yasalaştıracakları kuşkusu var bende.

Yeni anayasayı referanduma götürmek için gerekli olan 23 milletvekilini ikna etme (!) çabalarına tanık olunca, İnsan Hakları Eylem Planı’nın da Türk vatandaşı için değil, sanki ABD Başkanı Biden ve Avrupa Birliği ülkelerinin yöneticileri için hazırlanmış gibi geliyor bana.

İnsan Hakları Eylem Planı’ndaki ilke ve uygulamaların hayata geçirileceğine ben şahsen inanmıyorum.

Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır’ denilir ya…

Bütün bunlar, beğenmediğimiz 1982 Anayasası’nda zaten var.

Peki bugüne kadar uygulandı mı? Hayır…

İşte, çekilen acılar bundan kaynaklanıyor.

A benim ‘Can’ abim, canım abim, sorunu yaratanlar onun çözücüsü olamaz.

Saygılarımla.

---

İYİ HAFTALAR

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Emin varol gazeteci 1 ay önce

Harika bir yazı eline sağlık