Olmaz ki, bu kadar felaket de üst üste gelmez ki.

Bu tabii (!) felaketlerden dolayı iktidara bu kadar da vurulmaz ki.

Hem de giderayak…

.

KORONA VİRÜSÜ İKTİDAR MI ÜRETTİ

Önce Korona virüs (Covit – 19) salgını (pandemi) .

Salgın dünyayı kasıp kavuruyordu, Türkiye’yi de…

İlk tedbir: 65 yaş üstü olanlar ve çocuklar içeri, herkes dışarı.

Ayrıca maske, mesafe, hijyen önlemleri ile gece ve hafta sonu yasakları.

Ardından, IBAN numarası verilerek yardım kampanyası başlatılması.

Yasaklar nedeniyle açılamayan işyerlerinin sahip ve çalışanları ile evlerine kapanan sanatçılara çay kaşığıyla yapılan devlet yardımı. Ve daha neler neler, nice mağduriyetler.

Aşı üretimi ise hak getire.

1997 yılına kadar verem, tifo, çiçek ve tetanoz gibi 100’ü aşkın aşı üreten Refik Saydam Hıfzıssıha Enstitüsü ile yurdun çeşitli yerlerindeki benzer laboratuarlar kapatıldığı için ilaç ve aşı konusunda gözler dünyaya çevrildi.

.

ORMANLARI İKTİDAR MI YAKTI

Korona tedbirleri ve aşılama sürerken bu kez orman yangınları Türkiye’ye musallat oldu.

Antalya-Manavgat’tan başlayıp Akdeniz ve Ege Bölgelerine yayılan orman yangınlarını iktidar mı çıkardı? Tabiî ki hayır. Korona gibi yangınları da kucağında buldu.

Alevle yükseldikçe ciğerimiz yanıyordu.

Çünkü; ormanlar yılda 2.1 milyar ton karbon dioksit emiyor, 42 milyon tondan fazla oksijen üretiyor.

İktidar yangınları çıkarmadı ama ya söndürebildi mi?

Daha işin başlangıcında harekete geçilmesi gerekirdi. Ancak, bir de bakıldı ki ne yangın uçağı ne de helikopteri var koskoca Türkiye’nin.

2019’dan bu yana kayyum yönetiminde olan Türk Hava Kurumu’nda (THK), “yangın söndürme uçaklarının pilotları ile teknisyenlerinin işten çıkartıldığı, uçakların ise çürümeye terk edildiği’ ortaya çıktı.

Atatürk’ün, 16 Şubat 1925’te “Türk Tayyare Cemiyeti” adıyla dernek olarak kurdurduğu, 1935’te “Türk Hava Kurumu” adını aldığında,“Nutuk” adlı eserinin basım ve yayın hakkını verdiği, ayrıca 10 bin lira bağış yaptığı bu kurumun AKP iktidarının ilk yıllarındaki (2004 yılı) gelirleri şöyleydi:

Kurban derilerinden 11.9 milyon, fitre-zekât bağışından 5.4 milyon, yardım pulundan 373 bin, kira gelirlerinden 2.3 milyon, işletme kaynaklarından 1.7 milyon TL.

THK, bu gelir kaynakları yok edile edile pilot ve teknisyen maaşlarını ödeyemez, hangardaki uçaklarının bakımını yaptıramaz ve haciz davalarıyla boğuşur hale getirildi.

.

ERDOĞAN THK’NUN (ONURSAL) GENEL BAŞKANI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘THK bir devlet kuruluşu değildir bir dernektir’ diyor. Ancak, THK’nın ‘Onursal Genel Başkanı olduğunu’ ya bilmiyor ya da unutuyor.

Bakın, TÜRK HAVA KURUMU TÜZÜĞÜ’nün 3. maddesinde ne yazıyor:

Madde 3 –

a) Türk Milletinin ve Vatanının kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder ATATÜRK'ün direktifleri doğrultusunda 16 ŞUBAT 1925 tarihinde "Türk Tayyare Cemiyeti" adı altında kurulmuş bulunan Türk Hava Kurumu'nun amacı, büyük Türk Milletinin maddi ve manevi desteğinde, Cumhurbaşkanı ve Hükümetin yüksek himayelerinde, havacılığı Türk Milletine benimsetmek ve sevdirmek üzere ilmi, teknik, turistik ve sportif alanda faaliyet göstermektir.

b) Cumhurbaşkanı Türk Hava Kurumu'nun Onursal Genel Başkanıdır. Gerekli gördüğü takdirde Türk Hava Kurumu'nun Olağan Genel Kuruluna katılarak açılış konuşmasını yapar.

Dışarıdan kiralama ve dost ülkelerin gönüllü desteğiyle sağlanan hava araçları ile karada canhıraş yapılan çalışma sonucu yangınlar kontrol altına alındı, kısmen de söndürüldü.

Bu olayda da IBAN numarası verilip bağış kampanyası açılması ihmal edilmedi.

.

İKTİDAR ‘SEL’DEN BASKIN YEDİ

Bu kadar felaket peş peşe gelir mi Allah aşkına.

Reis ve bakanları, orman yangınlarını geride bırakıp rahat bir nefes almışken bu kez sel felaketi nedeniyle Karadeniz Bölgesindeki 3 ile (Kastamonu, Sinop, Bartın’a) taşınmaya başladı.

Can ve mal kaybı olarak tablo ağırdı.

Tabii ki seli iktidar başlatmamıştı. Ancak bu ağır tabloya katkısı vardı.

Yetersiz alt yapıya ve dere kenarlarında yapılaşmaya göz yumması, HES’lere (Hidro Elektrik Santrelleri) bol bol izin vermesi ile yanlış yerlere orman ürünlerinin depolanmasına ses çıkarmaması nedeniyle bu selden doğrudan baskın yemişti.

Erdoğan, Kastamonu’nun Bozkurt ilçesindeki konuşmasından sonra neyse ki halka çay poşetleri fırlatmadı.

Eskiden CHP ya da DSP’nin hükümet kurarak işbaşına gelmesinin ertesinde doğal afet yaşandığında muhalefet bunu, ‘hükümetin uğursuzluğu’ olarak yorumlardı.

Şimdi ise uğursuzluklar iktidarın başlangıcında değil bitimine yakın yaşanıyor.

Yazık değil mi bu iktidara (!) giderayak önce pandemi, sonra yangın, ardından sel.

Aman bir de deprem deme, ‘ağzından yel alsın’, o da yeni iktidara kalsın..

---

İYİ HAFTALAR

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.