Korona virüs salgını sürecinde zorlu günler yaşadık. Milli ve dini bayramlarımızı ilk kez, evlerimizden çıkmayarak kutlamak zorunda kaldık. Bütün bunların ardından, ‘Haziran’da korona yasaklarının azaltılcağı’ sinyallerinin verilmeye başlandığı Mayıs’ın son haftasına geldik.

Biz Cumhurbaşkanlığı internet sitesinde yer verilen ‘COVİT -19 NORMALLEŞME PLANI’ndaki, yaz aylarında olacakları inceleye dururken, Erdoğan asıl bombayı patlattı.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, 24 Mayıs Cumartesi günü partisinin İstanbul İl Teşkilatı’na video konferans yöntemiyle şöyle sesleniyordu:

Sokağa çıkma kısıtlaması günlerinde telefonla ulaşarak, Çarşamba’dan itibaren de bizzat sahaya inerek, milletimize gidecek, kendimizi anlatacak, onun da derdini dinleyeceğiz.."

Örgüte, 29 Mayıs İstanbul'un fethi gibi önemli yıl dönümlerinde parti çalışmalarını en üst seviyelere çıkarma talimatı da veren Erdoğan, şunları kaydediyordu:

27 Mayıs”ta Yaslıada (Yassıada) ' yı, Demokrasi ve Özgürlükler Adası olarak açıyoruz. Dar kapsamlı açılış töreni yapacağız. Ondan sonra, bence teşkilatımız hiç gecikmeden Demokrasi ve Özgürlükler Adasına gitmeli, orada yaptığımız mimari çalışmaları olsun, diğer düzenlemeleri olsun yerinde görmeli ve bunu da tüm İstanbul'a değil, tüm ülkemize, yurtdışında olanlar varsa onlara da anlatmalı.”

***

Erdoğan'ın bu açıklamaları sosyal medyada ‘Erken Seçim Hazırlığı’ olarak yorumlanırken siyasi kulisleri de hareketlendirdi.

Zaten siyaset arenasında bir süredir ‘darbe’ ve ‘erken seçim’ tartışmaları yapılıyordu. Ayrıca Erdoğan, kurmaylarına, milletvekillerinin parti değiştirmesini yasaklayan düzenleme çalışmalarının hızlandırılması talimatı vermişti. Davutoğlu’nun Gelecek Partisi ile Babacan’ın Deva Partis’inin, olası bir erken seçime, katılabilmek için AKP’den ve MHP’den milletvekili transfer etmeleri ya da CHP’nin milletvekili desteği vermesinin önü kesilmeliydi.

Bütün bu gelişmelerin yanında, bazı Kamuoyu Araştırması Şirketlerinin anketleri, Korona virüs salgınıyla mücadelede elde edilen ‘başarılı’(!) sonucun Cumhur İttifakı’nın oy oranını 4-5 puan artırdığını gösteriyordu.

Buna karşın, kimilerine göre korona virüs ile mücadele sürecinde, yasaklar nedeniyle yaşanan mağduriyetler vardı ve hoşnutsuzluklar yayılıyordu. Yürütüle gelen politikalar ve yasaklar nedeniyle ekonomide de sıkıntı yaşanıyordu. Hoşnutsuz kesim sayıca artmadan ve ekonomideki kötü gidişata dur demek için acı reçeteler uygulanmadan önce seçim öne alınıp aradan çıkartılmalıydı.

***

Bütün bunlar gösteriyor ki, yaz aylarında sıcakla birlikte siyasi gündem de iyice ısınacak.

Türkiye İş Bankası’ndaki Atatürk Hisseleri’nin Hazineye devrine ilişkin AKP’nin Yasa Teklifi hazırlığı siyasi ortamı germişti, ancak öyle gözüküyor ki milletvekili transferini engelleme çalışması bunun önüne geçti.

Hafızamızı tazeleyecek olursak, 12 Eylül Askeri Darbe Yönetiminin, Anayasa’nın 84. Maddesiyle transfer yasağı getirdiğini, ancak bu yasağın işlemediğini anımsamış oluruz.

1983 yılında Anavatan Partisi (ANAP), Halkçı Parti (HP) ve Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP) dışındaki siyasi partileri seçime sokmayan askeri yönetim, siyaset alanını kendine göre dizayn etmek istiyordu.

Ancak, 1983’teki Milletvekili Genel Seçimi’nin ardından demokrasiye dönüldükten sonra siyaset doğal mecrasına akmaya başladı. Bu nedenle, HP yerine SODEP, SHP ve ardından CHP’nin, Milliyetçi Çalışma Partisi’nin ardından MHP’nin, Refah Partisi yerine Fazilet Partisi’nin, Adalet Partisi’nin yerine de Doğru Yol Partisi’nin yapılandırılması aşamalarında kurulan ve ömürleri kısa süren Hülle Partileri kullanıldı.

1982 Anayasası'nın 84. maddesinde, "Partisinden istifa ederek bir başka partiye giren milletvekillerinin üyeliğinin TBMM üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile düşürüleceği ve bir sonraki seçimde, istifa tarihinde mevcut herhangi bir partinin genel merkez organlarınca aday gösterilemeyeceği" yazıyordu.

Hülle Partileri, milletvekillerinin bu yasağı aşmak için buldukları alternatif bir formüldü. Bu yöntemle milletvekilleri, istifa ettikten sonra yeni bir parti kuruyor, bu yeni (hülle) parti, girilmek istenen siyasi partiye katılma kararı alıyordu. Böylece milletvekilleri, 84. maddeyi ihlal etmeden parti değiştirmiş oluyordu.

Bu şekilde 22 Hülle Partisi kuruldu ve kimi 3 gün, kimi ise en fazla 20 gün sonra diğer partilerle birleşerek kapandı. (Bu partilere Hülle adı verilmesi, boşandığı eşine tekrar dönmek isteyen kadının bir günlüğüne de olsa bir başka erkekle nikahlandırılmak, yani HÜLLE yapmak zorunda kalması uygulamasından kaynaklanıyordu)

***

1970’li yıllarda milletvekilleri ve senatörlerin parti değiştirmesinin para, makam ve mevki karşılığı yapıldığı ağırlıklı olarak iddia ediliyordu. Zaten 1982 Anayasası’na da söz konusu yasak bu parti değiştirmelere tepki olarak konulmuştu.

Ancak, demin anlattığım gibi, bu yasak işlemedi ve 1995 yılında Anayasadan çıkartıldı.

Günümüzde ise bu yasağı yeniden Anayasaya koyma olanağı yok. Zira, Cumhur İttifakını oluşturan AKP, MHP ve diğer küçük partilere mensup milletvekillerinin toplam sayısı Anayasada değişiklik yapmak için yeterli değil. Bu nedenle, milletvekillerine parti değiştirme yasağı kanunla getirilmek isteniyor.

Yürürlükteki Anayasa’da; milletvekilliğinden istifa, TBMM üyeliğinin düşürülmesi, dokunulmazlık, üyelikle bağdaşmayan işler, siyasi haklar ve benzeri konular ayrıntılı olarak düzenlenip teminat altına alınmışken, parti değiştireceklere kanunla verilecek ceza ne kadar hukuki olacak? Anayasa Mahkemesi bu düzenlemeye ne diyecek?

Ha, ‘gerek idari gerekse anayasal yargı işini geciktiririm’, yani ‘açılacak iptal davalarının olası bir erken seçime kadar sonuçlandırılmasını önlerim’, ‘bu şekilde, yeni kurulan partiler seçime giremez’ diye düşünülüyorsa o ayrı mesele.

Bence böyle yapanların başına bu kez ‘hülle’ yerine, seçmenin sandıktan fırlatacağı ‘gülle’ gelir. Kazanmak için çeşitli oyunlar kurmak yerine dürüstçe çalışana ise başarı ‘gül’le gelir.

O nedenle: "germeyelim, kırmayalım, dökmeyelim, 'korkunun ecele faydası olmadığıgerçeğini unutmayarak, iç siyasi gelişmeleri doğal akışına bırakalım ve milletin vereceği karara selam duralım" derim.

İYİ HAFTALAR

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.