Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘aileden başlayarak top yekun eğitim-öğretim reformu gerekiyor’ açıklaması, İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’ın İyi Parti’nin orta yerinde patlattığı ‘İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu FETÖCÜ’dür’ bombası, KKTC’de Ersin Tatar’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin başlattığı Türk mallarına boykotun giderek yayılması, yargıdaki olumsuz gelişmeler ve Azerbaycan Ordusu’nun Karabağ’daki başarısının bazı batı ülkelerini tedirgin etmesi gündemin önde gelen maddelerini oluşturuyor.

ERDOĞAN’IN SÖZLERİ VE YAPILMASI GEREKENLER

Ben bu başlıklardan sadece Erdoğan’ın açıklamasını değerlendirmek istiyorum.

Ne diyor Cumhurbaşkanı Erdoğan?

“Samimi bir muhasebeyle geçtiğimiz 18 yılda her alanda, tarihi eserlere ve hizmetlere imza attığımızı ama eğitim ve öğretimde, kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadığımızı düşünüyorum…Önümüzdeki dönemde önceliğimiz aileden başlayarak çocuklarımızı hakkıyla yetiştirmek şarttır. Bu değişim sıradan müfredat tadilatından ziyade top yekun eğitim-öğretim reformu gerektirir. Tek ihtiyacımız olan değerlerini iyi bilen, kültürüne, tarihine sahip çıkan insanlar yetiştirmektir”

Erdoğan’ın bu sözleri, ‘AKP, Z Kuşağı’nı kazanmak için 2002 yılında üzerinden çıkarttığı Milli Görüş Gömleği’ni, yeniden giymek istiyor' diye yorumlandı.

Benim merak ettiğim ise şu: O gömleği başından bu yana Sadet Partisi (SP) giymiyor mu? AKP, bu gömleği SP’nin sırtından çıkartıp alamayacağına göre benzerini mi diktirecek?

‘Top yekun eğitim-öğretim reformu’na gelince…

Reformun hazırlanmasında yararlanacakları ümidiyle, Erdoğan’a ve AKP’ye aşağıdaki yasal düzenlemeleri öneriyorum:

“ANAYASA

Din ve vicdan hürriyeti MADDE 24- Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir. Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır. Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.

Ailenin korunması ve çocuk hakları MADDE 41- Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar…Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.

Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi MADDE 42- Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz. İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır. Özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar, Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak, kanunla düzenlenir. Devlet, maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır…

MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU

Genel amaçlar Madde 2 – Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini, 1.Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek; 2. Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek; 3. İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak;

AKP’nin hatta MHP ile birlikte Cumhur İttifakı’nın yukarıdaki Anayasa maddelerini değiştirecek gücü yok. O halde AKP, reformu hazırlarken bu Anayasa hükümlerine uymak zorunda.

Gerçek bu iken, Anayasa ve Anayasa Mahkemesi tartışmalarını körüklemek boşa kürek çekmekten başka bir şey değil.

Ne diyor Meral Akşener:

“Anayasa Mahkemesini tartışacağımıza, gelin, halktan gizlenen Covid-19 vakalarını, uzaktan eğitim sürecindeki beceriksizliği, tableti veya bilgisayarı olmadığı için mağdur olan öğrencilerimizi, Türkiye’nin dış politikadaki yalnızlığını ve düştüğü zor durumu, şiddet gören, öldürülen kadınlarımızı; tacize, tecavüze uğrayan çocuklarımızı, 8 liraya dayanan doları, işsiz gençlerimizi ve geçinemeyen insanlarımızı, anayasal kurumları nasıl güçlendireceğimizi, 83 milyon vatandaşımızın, yeniden adalete güvenmesini nasıl sağlayacağımızı tartışalım.

Ama siz bunları tartışmayı istemezsiniz. Çünkü, bunları tartışmak işinize gelmez. Sizin derdiniz, memleketin dertlerini çözmek değil. Sizin derdiniz Anayasa Mahkemesi’yle de değil. Sizin derdiniz, bizatihi hukukun kendisiyle. Yoksa, kendi atadığınız üyelerden kurulu bir yüce mahkemeden, hala mutsuz ve huzursuz olmanızı nasıl açıklayacağız?”

---

İYİ HAFTALAR

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.