Geçen haftaki yazımın başlığı ‘Siyasette Ağustos Böceği Söylemleri’ idi. Bu başlıkla, ‘yaz süresince bol bol konuşup elle tutulur hiçbir iş yapılmadığını’ anlatmak istiyordum.

Millet İttifakını parçalamak için Meral Akşener’e ‘evine dön’ çağrısı yaparak, parti kurdukları için Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ı linç etmeye çalışırken, CHP’yi tökezletmek için ‘Muharrem İnce parti kurmakta haklıdır’ diyerek havanda su dövmeye devam edildi yaz boyu.

SİSTEM AYNI SİSTEM

Temel askerliğini denizaltı eri olarak yapmış. Terhis olup köyüne dönünce arkadaşları ile kahvede sohbete başlamış. Dursun dayanamayıp sormuş:

- Ula uşağum haçan pu torpido denizaltından çıkarkene içeri nasil olupta su girmiyo?

Temel kendinden emin bir şekilde yanıtlamış:

- Haçan sen denizin içinde yellenince içeriye su giriyürmü?

Dursun: Yoo

Temel: Tamam işte uşağum ‘sistem ayni sitem’ daa...

Bu fıkrayı ‘sistem aynı sistem’ cümlesine vurgu yapmak için naklettim. Şöyle ki;

9. Cumhurbaşkanı rahmetli Süleyman Demirel, 1976 yılında Başbakanken, Hora adındaki sismik araştırma gemisinin Ege’de, ‘Türkiye’nin karasuları dışında da araştırma yapacağını’ söyleyerek ve yaz boyunca her gün Hora ile ilgili açıklamalar yaparak Yunanistan hükümet yetkililerine saç yoldurmuştu. (O arada arka arkaya gelen zamlar ise konuşulmaz olmuştu.)

Bu yaz ise (2020) Cumhurbaşkanı Erdoğan, Oruç Reis Gemisi’ne, Antalya’nın Kaş ilçesi ile karşısında bulunan Meis Adası arasındaki bölgede sismik araştırma yaptırarak Yunan yetkililerine saç yoldurtuyor. (arada ise, ekonomideki kötü gidişatı, yüzde 90’ı iktidarı destekleyen basın ve medya görmezden geliyor, muhalif basın ise alçak sesle dile getiriyor. Çünkü korku dağları sarmış durumda)

DİYANET BÜTÇESİNDEN AKTARMA YAPILMALI

Korona virüsü’yle mücadele konusunda sağlık ordusu elle tutulur çok şey yaptı. Ancak yazla tatili döneminde gevşeyen tedbirler işleri zora sokarken, yeni eğitim-öğretim yılına hazırlık olarak senaryo üretmekten öte bir şey yapılmadı. (Derslik sayısını artırmak, okul binalarında iç düzenleme kapsamında tadilat yapmak, okulların bahçelerine prefabrik derslikler kurmak gibi.)

12 Ağustos 2020 Çarşamba günü, Bilim Kurulu toplantısından sonra açıklama yapan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, "31 Ağustos 2020 tarihinde okulları uzaktan eğitimle açıyoruz. 21 Eylül'de Bilim Kurulu tarafından tavsiye edilen sınıflarda, aşamalı ve seyreltilmiş şekilde yüz yüze eğitime başlanacak. Dileyen özel okullar 17 Ağustos itibarıyla uzaktan eğitim araçlarıyla eğitim faaliyetlerine başlayabilecek" dedi.

Belli ki okullarda fiziki hazırlıklar yapılamamıştı. Çünkü 2020 bütçesinden Milli Eğitim Bakanlığı’na ayrılan ödenek sınırlıydı.

Oysa Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2020 Yılı Bütçesi, 2019’a göre yüzde 34 oranında artırılıyor ve 11.5 milyar liraya çıkarılarak MİT bütçesini 5’e, yatırımcı bakanlıkların bütçesini de 4’e katlıyordu. Böylece diyanet, bütçe büyüklüğüne göre yapılan sıralamada, 16 bakanlıktan sekizinin bütçesini geride bırakıyordu. Bütçe büyüklüğüne rağmen ek ödenek talebiyle de dikkat çeken Diyanet İşleri Başkanlığı'na 2020, 2021 ve 2022 yılları için yaklaşık 37 milyar TL ek ödenek ayrılıyordu.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bütçesi ise 2020 yılı için 125 milyar 397 milyon TL olarak belirleniyordu. Ancak bu miktarın, sigorta giderleriyle birlikte yüzde 84’ü personel giderlerine ayrılıyordu. Bütçeden eğitim yatırımlarına ayrılan pay her yıl düşürülerek yüzde 4,65’e kadar (5 milyar 830 milyon TL’ye) indirilmişti. Böyle olunca. Diyanetin bütçesi milli eğitim yatımlarının neredeyse 2 katına denk geliyordu.

Bakan Selçuk, TBMM’deki bütçe görüşmeleri sırasında, 2020 yılının, ‘Öğrenci barınma sorunlarının en aza indirilmesine, güvenli eğitim ortamlarının sağlanmasına, dezavantajlı kesimlerin eğitimden azami derecede faydalanmasına, eğitimin her kademesinde niteliğin artırılmasına, tekli eğitime geçilmesine, okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılmasına, mesleki ve teknik eğitim atölye ve laboratuvarlarının modernizasyonuna, rehberlik hizmetlerinin yaygınlaştırılmasına, tasarım ve beceri atölyelerinin kurulmasına, öğretmenlerin mesleki gelişimlerinin desteklenmesine yönelik’ hamle ve yatırım yılı olacağını söylüyordu. Bütün bunlar söylemde kaldı ne yazık ki.

PANDEMİ KOŞULLARINDA EĞİTİM

Eğitim Sen 2 bin 239 kişinin katılımıyla ‘Pandemi Koşullarında Eğitim’ başlıklı bir araştırma yaptırdı.

Eğitim sisteminin, okulların ve eğitim emekçilerinin pandemi koşullarında eğitime ne kadar hazır olduğunun görülebilmesini amaçlayan araştırma sonuçları özetle şöyle:

Katılımcıların çok büyük bir bölümü (yüzde 96,4), Kovid-19 salgını sürerken eğitim-öğretimin başlatılması halinde, kendi sağlığının ve ailesinin sağlığının tehdit altında olacağını düşünüyor.

Araştırmaya katılan eğitim emekçileri, kalabalık sınıf sorunu, okullardaki fiziki altyapı ve donanım eksiklikleri sürerken fiziki mesafe ve diğer tedbirlerin hayata geçirilmesinin mümkün olmadığını görüşünde.

Ankete katılan eğitimcilerin tamamına yakını pandemi döneminde eğitime ayrılan bütçenin ve okulların ihtiyacı olan ödeneklerin arttırılması gerektiğini ifade ediyor. Eğitimde yaşanan personel (öğretmen, yardımcı hizmetli vb.) yetersizliği vurgusunu da yapıyor.

Pandeminin devam ettiği koşullarda eğitim öğretime başlamanın, 18 milyon öğrenci ve 1 milyonu aşkın eğitim emekçisinin salgının potansiyel hedefi haline getirilmesi anlamına geldiği de belirtiliyor.

Sağlık Sen yöneticileri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, eğitim iş kolunda örgütlü sendikalarla acilen bir araya gelerek, süreci, Sağlık Bakanlığı, sendikalar ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) gibi meslek örgütleriyle koordineli bir şekilde yönetmesini öneriyor.

Bütün bunların sonucu olarak, (başkanına lüks otomobil alan, bahçesine ekilecek bitkilerin tamamı ithal edilecek saray yavrusu yaptıran) Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesinin hiç olmazsa bir bölümünün, ‘Pandemi sürecinde eğitime destek’ amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı’na aktarılması ‘hayırlara vesile’ olmaz mı?

--

İYİ HAFTALAR

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.