Haftaya Ali Babacan’ın partisinin kuruluş dilekçesinin İçişleri Bakanlığı’na verilmesi ve Erdoğan’ın Brüksel ziyaretiyle başlıyoruz derken, Rus Devlet Televizyonu’nun ‘tek yanlı’ bir haberi aniden öne çıktı.

Rus devlet televizyonu Rossiya 1, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bakanların, Rusya ziyareti sırasında Putin'in kapısında 2 dakika bekletildiği anların görüntülerini kronometre (sayaç) eşliğinde yayınlıyordu.

Televizyonun Kremlin özel muhabiri Pavel Zarubin, zirvenin ayrıntılarını anlatırken, bekleme olayını şöyle naklediyordu:

Bu salonda herhangi bir yabancı heyet fazla bekletilmiyor. Türk Heyeti, Putin’in görüşmeye hazır diye sinyal bekliyordu. Türk heyeti için bu zaman dilimi beklenmedik şekilde uzatılmıştı. Erdoğan susuyor, bir noktaya bakarak, tekrar gözlerini başka yere çeviriyor. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, saatine bakıyor ve daha sonra etrafına, salona bakıyor. Savunma Bakanı da kravatını düzeltiyor. Ve Erdoğan bir adım ileri atıyor, diğerleri de çaktırmadan aynı şeyi yapıyor. Erdoğan’ın yardımcıları, paltosunu düzeltiyor ki kırışmasın.

Görüntülerde Erdoğan’ın yorulduğu ve kapının yanındaki kanepeye oturduğu gözleniyor. 2 dakika sonra, verilen sinyalin ardından Erdoğan ve heyeti içeri

giriyor

Ancak, madalyonun öteki yüzünde ise, (sosyal medyada yer alan) Putin’in içerde Türk heyetini bekleme görüntüsü vardı. Bu 2 dakikalık beklemenin nedeninin, kameraların yerleştirilmesi ve basının yerini alması hazırlıklarına imkan sağlamak olduğu belirtiliyor.

Madalyonun iki tarafındakileri böylece yansıtırken, bunun son derece kötü bir organizasyon olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim. Kremlin yetkilileri, basının hazırlık yapmasına süre tanırken, Erdoğan ve beraberindeki heyeti bir başka odada ya da salonda ağırlayabilir, bu görüntülerin çekilmesini de önleyebilirdi.

Sosyal medyada, ‘Putin’in önemli özelliklerinden birinin yabancı liderleri bekletmek olduğu’ öne sürülerek, hangi lideri ne kadar beklettiğine ilişkin istatistik tabloları da yayınlanıyor.

İktidarın, muhalefetin ve vatandaşın ortak görüşü: ‘Rus devlet televizyonunun, önceden planlayarak böyle bir haberi hazırlayıp, yayınlamasının kasıtlı ve kabul edilemez olduğu’…

Sayısı azımsanmayacak bir kesimin tepkisi ise, ‘Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamının dünyanın birçok ülkesindeki temsil ve ilişkilerde hiç bu hallere düşürülmemişti. Üzülüyoruz, içimiz acıyor’ yönünde.

***

Cumhurbaşkanlığı makamı parti genel başkanlığıyla birlikte yürütülürse, lider, hangi sözü parti başkanı, hangi sözü devletin başı olarak söylediğini ayırt etmezse sorun da bitmez, kavga da.

Erdoğan, AKP Grup toplantısında Genel Başkan olarak verdi veriştirdi, CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç da aynı üslupla cevap verdi. Böyle olunca Meclis Genel Kurulu’nda kavga çıktı, Özkoç linç edilmek istendi.

Yetmezmiş gibi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Özkoç hakkında, Cumhurbaşkanına hakaretten dokunulmazlık fezlekesi hazırladı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç hakkındaki üç fezleke jet hızıyla TBMM Başkanlığı’na ulaştırılırken, Erdoğan da, Rusya dönüşü uçakta işareti verdi. Erdoğan, “Gerek avukatım olsun gerek yargı olsun bu şahıs ile ilgili davaları açtılar. Yani dokunulmazlığının kaldırılmasına varıncaya kadar bu süreci takip edecekler” dedi.

Özkoç’un yargılanması için dokunulmazlığının kaldırılmasına iktidar ve destekçilerinin oylarıyla karar verildiği taktirde Meclisteki kavga nedeniyle zaten gergin olan siyaset iyice sertleşecek.

***

Erdoğan ve partisinin bilerek ya da bilmeyerek gerginliği körüklemesinin Türkiye’nin iç ve dış siyaseti açısından birçok nedeni var. Kanaatime göre, bu nedenlerden biri de Ali Babacan’ın partisini resmen kurması.

Ali Babacan’ın partisi nihayet kuruluş dilekçesini İçişleri Bakanlığı’na verdi.

Partinin 90 kişilik kurucular kurulunda, AKP’den ayrılan eski bakanlar Sadullah Ergin, Nihat Ergün, Selma Aliye Kavaf yer alıyor. Parti, AKP’den ayrılan bağımsız milletvekili Mustafa Yeneroğlu’nun listede yer almasıyla, TBMM’de de temsil edilmiş olacak. Listede, çok sayıda eski eski AKP’li vekil, akademisyen, hukukçu yer alıyor. Yazar Gülay Göktürk, ülkücü gelenekten gelen Ramiz Ongun, eski Mazlum Der Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı gecenin en kritik isimlerinden eski Korgeneral Mehmet Şanver, KAGİDER’in kurucularından, oyuncu Yılmaz Erdoğan’ın eski eşi Sanem Oktar gibi isimler de listede yer alan isimler arasında.. Kurucular kurulu listesindeki 90 isimden 27’sinin kadın, 16’sı genç. Kadın ve genç sayısı listenin yüzde 50’sini oluşturuyor. İsmi "Demokrasi ve Atılım Partisi" olan kuruluşun kısaltılmış adı "DEVA" olarak belirlendi.

***

DEVA Partisinin 90 kurucusundan sadece 27’sinin kadın olması, diğer partilerde ve iş hayatında da benzer durumların gözlenmesi kadınların önde gelen yakınmalarından biri değil mi?

Bu ve ‘cinayet’, ‘şiddet’, ‘ayrımcılık’ gibi birçok nedenle kadınlar sokaklarda seslerini duyurmaya çalışmıyor mu?

CHP İstanbul Milletvekili ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu'nun 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ne ilişkin hazırladığı raporda, Türkiye'de kadın cinayeti, erkek şiddeti ve cinsel tacizin her geçen yıl artarak devam ettiğinin altı çizilerek, AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılında Türkiye'de öldürülen kadın sayısı 66 iken 2019'da en az 474 kadın, 2020 Ocak ayında 27, Şubat ayında ise 22’ye ulaştığı belirtiliyor.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) Kadın İş Cinayetleri Raporu'na göre de, 2013 - 2019 yılları arasında en az 817 kadın işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. 817 kadın işçinin 148’ini çifti, 48'ini esnaf, 621’ini ücretli çalışan (işçi ve memur) kadınlar oluşturuyor. Yaşamını yitiren kadınların 54’ü mülteci/göçmen olarak kayda geçerken, kadınların yüzde 98’inin ise sendikasız olduğu kaydediliyor.

Kadın, Barış ve Güvenlik Endeksi araştırmasına göre ise, kadınlar için yaşam kalitesinin en yüksek olduğu 167 ülke arasında Türkiye 114. sırada. Dünya Ekonomik Forumu'nun hazırladığı 2020 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği raporunda ise Türkiye 153 ülke arasında 130. sırada yer alıyor.

***

Gazeteci arkadaşlarımız Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Hülya Kılınç, Aydın Keser, Ferhat Çelik ve Murat Ağırel’in, yaptıkları haberler nedeniyle tutuklanmaları da bir başka gerginliği beraberinde getiriyor.

Mart ayının dert ayı olmaması ve erken gelen baharın hayırlar getirmesi dileğiyle.

------

İYİ HAFTALAR

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.