Bu haftaya, yüzyılın en kanlı savaşının yaşandığı Çanakkale Zaferi’nin 104. yıldönümünü kutlayarak başladık.

‘Çanakkale Zaferi’nin tarihteki ve ulusal yaşantımızdaki yeri’ni Emekli Tümgeneral Turhan Olcaytu şöyle vurguluyor:

‘Çanakkale Savaşı, öz yurdunu korumak için şahlanan yaralı bir ulusun, sayı ve maddi açılardan üstünlüğü tartışılmaz olan düşmanlarını yenerek, onları felce uğrattığı bir savaştır. Bu durumuyla dünya harp tarihlerine geçmiş ve Türk tarihine de altın harflerle yazılıp Türk’ün kahramanlık ve şeref abidesi olmuştur.

Bu zaferler, büyük Türk Ulusuna Atatürk gibi dahi bir lider hediye etmiştir. Mustafa Kemal’in Anafartalar’da parlayan yıldızını 18 Mart’ın şafağı aydınlatmış, bu zafer Türk’e, öz benliğini, ulusal kimliğini bulma yolunu göstermiş, Türk bağımsızlık savaşının temelleri ÇANAKKALE’nin sularında ve Conk Bayırı’nda atılmıştır.

18 MART Çanakkale Zaferi, Anafartalar yangınının bir kıvılcımıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün tarihe geçen ilk kahramanlığı 18 MART’ın beşiğinde doğmuş; bu şahsiyet, Sakaryalarda şahlanmış, Dumlupınar’da Türk’ün kaderini değiştirmiş 9 EYLÜL 1922’de Ulusumuzu dünya ulusları arasındaki şerefli mevkiye yükseltecek son zaferi kazanmıştır.’

Gerçek bu iken, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, 15 Mart Cuma günü Ankara’da, Ahmet Hamdi Akseki Camii’nde bizzat irad ettiği Çanakkale Zaferi ve Birlik Ruhu” konulu hutbesinde, Anafartalar Komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adını bir kez bile anmadı.

Ali Erbaş, Unutmayalım ki, millet olarak birlik, beraberlik ve kardeşlik şuurunu diri tuttuğumuz, değerlerimize sahip çıktığımız müddetçe karşı koyamayacağımız hiçbir hain saldırı, kazanamayacağımız hiçbir mücadele, elde edemeyeceğimiz hiçbir zafer yoktur’ tavsiyesinde de bulunuyordu.

Soruyorum, Türk Milletinin ortak değeri olan Atatürk’ün adını, özellikle de, mimarı olduğu Çanakkale Zaferi’ni anlatan bir hutbede anmaktan kaçınılırsa; birlik, beraberlik, kardeşlik mümkün olabilir mi?

***

Yerel seçimi genel seçim havasına sokup, hayat memat meselesi haline getirmek, muhalifleri ‘illet’, ‘zillet’, ‘terörist’ ve benzeri birçok sıfatla yaftalamak, dini söylemleri öne çıkarıp geçmişteki ‘Çorum’, ‘Kahramanmaraş’ ‘Sivas’ yaralarını kaşımak birlik-beraberlik duygularını zedelemiyor mu? Milletin birliğini örselemiyor mu?

http://www.bursaarena.com.tr/images/upload/REMZY.png

31 Mart seçimine çok az bir zaman kaldı. Gelecek haftanın son günü sandık başında olacağız.

Zaman daraldıkça kumpaslarla, iftiralarla, çamur atmalarla, yüksek perdeden atışmalarla, anket furyasıyla ve devlet imkanlarının seçimi kazanmak için tek yanlı kullanılması nedeniyle gerilim giderek tırmanıyor. Bu da sağduyu sahibi herkesi ürkütüyor, endişelendiriyor.

***

Oysa yerel seçimler kimi zaman iktidara kimi zaman da muhalefete yarıyor, kıyamet de kopmuyor. Bunun doğruluğunu kavramak için geçmiş yerel seçimlerin sonuçlarını anımsayalım:

-1955 yılında yapılan yerel seçime CHP katılmadı.

-17 Kasım 1963 tarihinde yapılan yerel seçimde, Adalet Partisi; İzmir dahil 41 ilin Belediye Başkanlıklarını kazandı. Ancak, Ankara ve İstanbul’un da aralarında bulunduğu 24 ilde Belediye Başkanlığını CHP’ye kaptırdı.

-2 Haziran 1968 tarihindeki seçimde Adalet Partisi; Ankara, İstanbul ve İzmir’in de aralarında bulunduğu 39 ilin belediye başkanlığı kazandı. Bu yarışta, Türkiye’nin ilk kadın Belediye Başkanı CHP’den seçildi ve Leyla Atakan, İzmit Belediye Başkanı oldu.

-9 Aralık 1973’te yapılan yerel seçimde olay tersine döndü ve Cumhuriyet Halk Partisi; Ankara, İstanbul ve İzmir’in de aralarında bulunduğu 33 ilin belediye başkanlıklarını kazandı.

-11 Aralık 1977 tarihinde gerçekleştirilen yerel seçimde de durum değişmedi. İstanbul, Ankara ve İzmir ile birlikte 42 Belediye Başkanlığı CHP’nin oldu.

-1984 seçiminde ise İstanbul, Ankara ve İzmir ile birlikte 57 ilde Belediye Başkanlığını ANAP kazandı.

-26 Mart 1989 günü yapılan seçimlerin sonunda, SHP, başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere 39 ilin belediye başkanlıklarını elde etti.

-Bu seçimlerden sonra yapılan 1994 ve 1999 yerel seçimlerini İstanbul ve Ankara’da RP ve FP’nin adayları aldı.

-2004 yılından sonraki yerel seçimlerde de AKP’nin adayları bu iki ildeki varlıklarını sürdürdü. (Değerli meslektaşım, üstadım Nahit Duru’dan alıntıdır)

***

Şimdi de, çok sevdiğim güzel ülkemde yaşanan traji-komik olay ve gelişmelerden oluşan bir demet sunarak siz değerli okuyucularımı (her şeye rağmen) gülümsetmek istiyorum.

-Yalnızca ülkemizde Milas bölgesinde çıkarılan Boksit madeninde bulunan "Zultanit", maden ocağı aylardır işletme izni nedeniyle kapalı tutulduğu için elde edilemezken, ülkemizde "Zultanit" minerali olarak satılan tüm ürünlerin sentetik Çin malı olduğu anlaşıldı.

-Milli Piyango çekilişlerinde hile yapıldığına ilişkin videolar ve iddialar ortada dolanırken MP müdürü görevden alınıp yerine, ‘piyangonun dinen haram olduğu’ vaazları veren vaizin oğlu müdür olarak atandı.

-Kadınların çalışması haram diye vaaz veren din adamının kızı terfi ederek müdür yapıldı.

-Çorum'da Hayvanları Koruma Derneği açılışında koyun kesildi.

-Ankara'da kendini peygamber olarak tanıtan 3 kişi vatandaşlardan 2,5 milyon TL topladı.

-Yetkililer, tarihi eserlerin yıkılıp yeniden yapılacağını açıkladı.

-Sivas'ta 700 yıldan eski mermer, plastik olup olmadığının anlaşılması için kırıldı, mermer gerçek çıktı (2005).

-Türkiye'de beyzbol oynanmadığı halde beyzbol sopası satışı patladı. En çok beyzbol sopasını taksici ve dolmuşçular alırken, en çok satılan il Adana oldu.

-Türkiye'de 600 bin yaşayan ölünün emekli maaşlarını çektiği anlaşıldı ve bu konuda geniş çaplı soruşturma başlatıldı.

-Kadıköy'de intihar etmek için çatıya çıkan adamı izleyenler "Atla, Atla" diye tempo tutunca, intihardan vazgeçen genç, izleyenlerin üstüne işedi.

-Uyuşturucu ile Mücadele Derneği Başkanı, Bonzai kullanmak iddiasıyla tutuklandı.

-Bir il valisi, "Coca Cola" protestosu için aynı şirketin ürettiği "Fanta" meşrubatını içerek protestosunu gerçekleştirdi.

-TÜBİTAK tarafından beğenilmeyen öğrenci projesi, yurt dışında bir yarışmada "En İyi Projeler" arasında "Dünya Birincisi" seçildi.

-TÜBİTAK'ta sahte diplomaları araştırmakla görevli birimin başındaki kişinin diplomasının sahte olduğu anlaşıldı.

---

İYİ HAFTALAR

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.