Nahçıvan Türk kapısıdır.”

Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz, gamı (üzüntüsü, kederi), bizim gamımız (üzüntümüz, kederimiz) dır.

Bu sözler Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’e ait.

O'nunsonsuzluğa uğurlanmasının 82. yılı olan 2020’nin 10 Kasım’ının ilk saatlerinde Azerbaycan, Rusya ve Ermenistan arasında imzalanan ‘Dağlık Karabağ Anlaşması’nda, ‘Azerbaycan'ın batı illeri ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasındaki ulaşım koridorunun açılmasının’ da yer alması Atatürk’ün özlemlerinden birini hayata geçirmenin ilk adımını oluşturuyor.

Konuyu Başkent Üniversitesi’nin yayın organı olan Bütün Dünya Dergisi’nin Kasım ayı (2020) sayısındaki yazısında değerlendiren Avukat Erdem AKYÜZ, özetle şöyle diyor:

‘Nahçıvan; Atatürk’ün diplomatik çalışmaları sonucu, Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünde, Azerbaycan’a bağlı bir Özerk Cumhuriyet olarak kurulmuştur. Ancak, dört bir tarafı İran ve Ermenistan ile çevrili olup, Azerbaycan ve Türkiye ile sınırı ve bağlantısı olmayan bir ülke konumunda idi.

Atatürk, her zamanki dehası, geleceği görüş ve öngörüsü ile; Nahçıvan’ı, Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine açılan bir geçiş kapısı olarak görmüştür. Atatürk tarafından alınan bir toprak parçası ile Nahçıvan ve Türkiye arasında bağlantı ve sınır kapısı kurulmuştur.

Savaş zamanında askeri dehası ile savaşarak toprak kazanan Atatürk; barış zamanında, ulusal alanda ve uluslararası alanda devlet işlerini yönetme, ikna ve uzlaşma yolundaki dehası ile barışçıl yoldan da toprak kazanmıştır.

Bunu takip edecek olan ikinci adım, Nahçıvan ile Azerbaycan’ın bağlantısını sağlayarak, Türkiye’nin Azerbaycan ve diğer kardeş Türk Cumhuriyetleri ile bağlantısını sağlamak olacaktı ve Atatürk’ün kafasında olan plan kesinlikle budur. Bütün bu adımları atan ve satın aldığı toprak parçasıyla Nahçıvan’la Türkiye arasında fiziki bağlantı kuran Atatürk, bir şekilde Nahçıvan ve Azerbaycan arasında bir yol kurarak, Türkiye Cumhuriyetini, diğer Türk Devletleri ile komşu yapacak ve bir birliktelik sağlayacaktı.

Nahçıvan ile Türkiye arasında Atatürk’ün sağladığı bu bağlantının ne kadar önemli olduğunu ilerleyen günler göstermiştir. Sovyetler Birliği’nin dağılım sürecine girmesini fırsat bilen Ermeniler, Nahçıvan’a saldırmış ve ele geçirmeye çalışmışlardır. Atatürk’ün aldığı toprak ve sağladığı sınırdan Türkiye’nin yaptığı ilaç, para ve diğer maddi yardımlar sonucu Nahçıvan saldırıdan kurtulmuş ve Nahçıvanlı kardeşlerimiz “Çok kötü durumdaydık, hayatımızı Atatürk’ün 60 sene önce aldığı toprağa borçluyuz” demişlerdir.

Yaşadığımız günlerde, Azerbaycan’ın elde ettiği askeri başarıların temelinde de Atatürk’ün eli ve eseri vardır.

Atatürk gibi bir öndere sahip olmanın gururu ve mutluluğu yanında, onun ilke ve ideallerine sahip çıkmak, çizdiği yol ve çizgide yürümek, geleceğe güvenle bakmamızı sağlayacaktır.’

HAYDAR ALİYEV VE NAHÇİVAN

Azerbaycan’ın bugünkü Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in babası Haydar Aliyev’le, Nahçıvan Meclis Başkanı olduğu sırada tanışma şansım oldu.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB) dağılmaya yüz tutmuş, Kızıl Ordu Bakü'de katliam başlatmış. Yaşananları kabullenemeyen Haydar Aliyev, Koskoca SSCB’nin ikinci adamlığını bırakıp doğduğu NahçIvan’a gelmiş. Ablasının evinde kalan ve Azerbaycan ile Nahçıvan’ın geleceğine ilişkin kafa yoran Aliyev, Azatlık Meydanını hınca hınç doldurarak baskı yapan halkın isteğine uyarak, Âli Meclis Başkanlığı koltuğuna oturmuş. Azerbaycan sınırı Ermeni işgali altında olan, İran sınırı çok aktif işlemeyen Nahçıvan zor günler yaşıyor. Hemen kolları sıvayan Aliyev, stratejiler geliştirerek Hasret köprüsünün açılmasını sağlamış. İlk Milli orduyu kurmuş. Nahçivan’ı dünya ile entegre ederek kalkınmasına ışık tutmuş. Elbette bu süreçte Türkiye’nin katkısı da büyük olmuş.

NAHÇİVAN’DA 10 GÜN KALDIM

Aliyev, Ermeni'lerin saldırdığı Sederek bölgesinde yaşanan savaşı yönetmeye çalışırken, basın dünyasının ve dünya kamuoyunun dikkatini Karabağ’a yöneltiyordu.

Bu çerçevede, 1990’lı yılların başında, Türkiye’den talepte bulununca Ankara ve İstanbul’dan kalabalık bir gazeteci grubu olarak Nahçivan’a gittik.

Ben Anadolu Ajansı’nı temsilen, Foto Muhabiri arkadaşım Caner’in kullandığı araçla Iğdır’ın Aralık ilçesinden Nahçıvan’a geçtik ve çatışmaları izledik. Türkiye’den gelen gazetecileri her sabah makamında kabul eden Haydar Aliyev, gelişmelerle ilgili bizi bilgilendiriyordu. Ayrıca benden, kayıplar listesini vererek, bunu Türkiye’de yayınlatıp bulunmalarına yardımcı olmamı rica etmişti.

Nahçıvan’da 10 gün kaldık. Bu süre içinde kısa süreli bir ateşkes ilan edilerek, cephede ölenlerin cesetlerinin taraflarca teslim alınması sağlandı. Nahçıvan ile Ermenistan arasındaki dağdan toplanan şehit cesetlerinin durumu acıları kat be kat artırmıştı. Şehitler için düzenlenen cenaze töreninde de bu nedenle acı ve göz yaşı vardı.

Hepsi cana yakın olan insanlarıyla dostluklar kurduk, bazı aileler bizi evlerinde ağırladı, ben de Ankara’ya geldiklerinde onlara karşılık verme imkanı buldum.

O yokluk ve yoksunluk günlerine göre günümüzde biraz daha iyi duruma gelen Nahçıvan’ı Azerbaycan’a bağlayan ‘Ulaşım Koridoru’nun açılmasının, imzalanan anlaşmayla teminat altına alınmasının beni çok hem de pek çok sevindirdiğini belirtmeden geçemeyeceğim. Ayrıca, Karabağ’ın kurtuluşunun sevincini de siz okuyucularımla paylaşmanın gururunu taşıdığımı vurgulamak istiyorum.

---

BÜYÜK ÖNDER ATATÜRK’E ŞÜKRANLARIMLA

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.