Yüksek Seçim Kurulu, listeler üzerindeki işlemlerini tamamladı ve Kesin Aday Listeleri Seçim Kurullarınca ilan edildi.

Seçim Takvimine göre, bu hafta İl Seçim Kurulları birleşik oy pusulalarının basımını başlatacak ve pusulalar pey der pey İlçe Seçim Kurullarına teslim edilecek. Ayrıca, Sandık kurullarının oluşumuna ilişkin işlemler de hafta içinde tamamlanacak. 9 Mart Cumartesi günü ise, İlçe Seçim Kurulları miting alanlarını belirleyerek, siyasi partiler ve bağımsız adaylara duyuracak.

***

Görüldüğü gibi, oy kullanacağımız 31 Mart 2019 Pazar gününe adım adım yaklaşıyoruz.

Listeler kesinleştiğine göre artık Siyasi Partilerde adaylarla ilgili iç tartışmaların son bulması ve 31 Mart’ta kilitlenilmesi partililerin ve seçmenin en büyük beklentisi.

Bundan sonraki süreçte iki ittifakta toplanan Siyasi Partiler arasındaki karşılıklı atışmaların dozunun artacağı tahmin ediliyor. Ancak, liderlerin ve adayların birbirlerine kara çalmaları ve tartışma seviyesini düşürmeleri sonucu seçim ortamın gerginleşeceği endişesi tedirginlik yaratıyor.

Erdoğan ile Bahçeli’nin ‘Millet İttifakı’na ‘zillet ittifakı’ demeleri ve neredeyse bu ittifakı hain ilan etmeleri Cumhur İttifakı'nın adaylarına ilham kaynağı olmuşa benziyor. Örneğin AKP’nin Ankara Büyükşehir Başkan Adayı Mehmet Özhaseki, CHP’nin Ankara’yı kazanması halinde PKK ve DHKP-C gibi örgütlerin, “Sana destek verdik artık sen de bizi gör” diyeceğini, CHP adayının belediyeye almayı düşündüğü 20 bin kişinin içinde bu örgütlerin elemanlarının da olacağını iddia ediyor.

Bir başka aday, CHP’li belediyelere yönelik, “Nerede bu devlete ve bayrağa savaş açmış; Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Nazım Hikmet, nerede dinle diyanetle problemi olan insan varsa onların isimlerini belirli merkezlere verdiniz” diyebiliyor.

AKP’ye oy vereceklere Cennetin belgesinin verileceğini ima eden siyasetçiler ile millet ittifakına bir nevi küfür name yazan sözde din alimleri de cabası…

***

Tabi, ‘Millet ittifakı adayları Cumhur İttifakı adaylarına hiçbir şey söylemiyor’ demek istemiyorum. Onların da açıklamaları var. Ancak, hiçbir eleştiri ve söylem ‘ihanet’ ile suçlanmak kadar yaralayıcı olamaz diye düşünüyorum. Bu nedenle, Millet İttifakı ortak adayları ile CHP ve İyi Parti’nin adayları ‘ihanet’le suçlandıkları için onları mağdur olarak görüyorum.

***

1970’li yıllarda Demirel, seçim gezilerinde Ecevit’in aleyhinde “Ona 5 kaz teslim et 3’ünü kaybeder gelir” diye propoganda yapardı. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aynı sözlari Kılıçdaroğlu için kullanması biraz bayat kaçmıyor mu? Erdoğan’a konuşma metni taslağı yazan danışman ya da danışmanlar yeni bir şey bulamıyor mu? Ayrıca, birçok ilde, kuruluş tarihi çok daha eski olan üniversiteri, havaalanlarını, tesisleri ‘biz kurduk’ denilerek komik hale gelinmesi de danışmanların marifet değil mi?

***

Bunlar arasında bir de, İsmet İnönü’nün, ‘Atatürk’ün fotoğrafını sildirerek kağıt paranın üzerine kendi fotoğrafını koydurduğu’ iddiası var. Halbuki bu olayın bir zorunluluktan kaynaklandığını bilen çok sayıda insan var. Bilenlere bir kez daha hatırlatmak, bilmeyenlerin ise öğrenmesini sağlamak amacıyla olayın öyküsünü kısaca anlatalım:

O yıllarda ülkemizde para ve pul basacak matbaamız yoktu. Para ve pullarımızı İngiltere (Londra'da) büyük tesisleri bulunan Thomas De La Rue basıyordu. 1940 yılında İsmet İnönü hükümeti tarafından aynı yere 100 (İkibuçuk Türk Lirası) ve 50 kuruşluk olarak 20 milyon liralık banknot bastırıldı. Basılan banknotlar Londra'dan New York Shine adlı gemiyle Türkiye'ye gönderilmek üzere yola çıkarıldı. Gemi 2 hafta süren yolculuktan sonra yakıt almak için Yunanistan'ın Pire limanına uğradı. Tarih 16 Nisan 1941 idi. Alman uçakları Pire limanına saldırarak Türkiye' ye para getiren New York Shine gemisini batırdı. Gemideki Türk paraları denize saçıldı ve Yunanlılar tarafından toplandı. O dönem 20 milyon lira çok büyük paraydı, bu parayla Türkiye ekonomisi idare ediliyordu.

Bu olay üzerine İnönü paraların Yunanlılar tarafından kullanılmasını önlemek amacıyla Atatürk resimli tüm banknot paraları tedavülden kaldırmak zorunda kaldı. Yeniden para bastırılması gerekmekteydi. Bu kez paranın üzerine, farklılık olması için İnönü’nün fotoğrafı konulmuştu.
Halkta infial olmaması için bu olay saklandı. Yıllar sonra bu paralar da tedavülden kaldırılarak yeniden Atatürk resimli paralar bastırıldı.
(Alıntıdır)

***

Yerel Seçim propoganda sürecinde liderlerin ve adayların açıklamalarından söz ettik de, ya eylemleri… Örneğin Erdoğan’ın mitinglerde çay ve pazar torbası dağıtması… Hoş son günlerde bu faaliyet azaldı yanılmıyorsam. Acaba, Türk Hukuk Kurumu’nun ‘böyle bir faaliyet yasalara aykırıdır’ diye açıklama yapmasının rolü oldu mu bunda?

Türk Hukuk Kurumu açıklamasında, Yüksek Seçim Kurulu’nun, ‘propaganda serbestliği ile ilgili olarak uyulması gereken usul ve esaslar’a ilişkin 1119 sayılı kararı anımsatılarak şu uyarı yapılmıştı:

"Söz konusu usul ve esasların 1/F maddesinde, 'seçime katılan siyasi partilerin ve adayların, kendilerini tanıtıcı nitelikte broşür, el ilanları, parti bayrağı, poster, afiş veya ses ve görüntü içeren CD, DVD gibi her türlü yayın dışında herhangi bir hediye ve eşantiyon dağıtmalarının yasak olduğu" belirtilmiştir. Yüksek Seçim Kurulu’nun anılan kararında vurgulanan husus, 298 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen 57. maddesinde yer alan hükmün tekrarı niteliğindedir. Yasa hükmü ve YSK kararı herhangi bir yoruma gerek bırakmayacak kadar açıktır.

Yasa ile konulan propaganda yasakları, seçimlerin eşit-adil rekabet koşullarında yapılması içindir. Hukuk Devletinde demokrasi kurallarına, yasalara saygı ve uyum öncelikle yönetenlerden beklenir.."

---

İYİ HAFTALAR

[email protected] com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.