Geçen haftaya başlarken yayına giren yazımı, ‘Görünen o ki, önümüzdeki günler birçok olay ve gelişmeye gebe.. diye tamamlamıştım.

Geride bıraktığımız haftada neler oldu neler…

Moskova ve Ankara’da İdlib konusunu görüşmek üzere bir araya gelen, ancak uzlaşmaya varamayan Türk ve Rus heyetleri, 26 Şubat’ta Ankara’da tekrar görüşmelere başlıyordu. 27 Şubat’taki görüşmenin ardından İdlib’de Türk askerlerine saldırı düzenleniyor, 34 asker şehit olurken, yaralanan 32 asker de hastanelerde tedavi altına alınıyordu.

Muhalefet partileri, Meclis’in olağanüstü toplanmasını istiyor, ancak TBMM Başkanı, ‘acil bir durum yok’ diyen AKP’nin önerisini dikkate alarak Meclisin, olağan toplantı günü olan 3 Mart’ta, İdlib konusunda kapalı oturum yapacağını açıklıyordu.

5 Mart’ta yapılması planlanan Makron (Fransa), Merkel (Almanya), Johnson (İngitere), Patin (Rusya) ve Erdoğan (Türkiye) zirvesi, Putin istemeyince suya düşüyor. 5 Mart’ta Erdoğan’ın, Moskova’ya giderek Putin ile bir araya gelmesi kararlaştırılıyordu.

***

34 askerimizin şehit olmasından 2 gün sonra İstanbul’da AKP’li milletvekillerine seslenen Erdoğan’ın, ‘Gezi olaylarıMerkel ile göçmenler için para yardımı pazarlığı ... İHA, SİHA, AKINCI’nın savaşa olumlu katkıları, İnsansız denizaltı yapıyoruz övgüsü… Turizm şahane, Ekonomi fevkalade sözleri ve Şehitler Tepesi söylemleri’ tepki çekiyordu.

İki büyük gücün liderleriyle yaptığı telefon görüşmelerini de anlatan Erdoğan, “Putin’e,bizim önümüzden çekilin, rejimle (Suriye yönetimiyle) baş başa bırakın. Biz gereğini yaparız’ dediğini aktarıyordu.

Erdoğan’ın,Trump diyor ki 'Burada Putin'in ne isteği var?' Ben de 'Kamışlı'da bir petrol olayı var bunların' dedim. 'Orada petrol var mı' dedi. 'Orada petrol var ama Deyrezor kadar yok' dedim" ifadesini kullandıktan sonra gülmesi üzerine, salonda yükselen alkış ve kahkahalar ise kamuoyunun tepkisini zirve yaptırıyordu.

***

Erdoğan'ın aynı konuşmada verdiği, ‘Avrupa’ya gidecek göçmenlere kapıları açıyoruz’ talimatıyla da, İçişleri Bakanının açıklamasına göre 100 bini aşkın kadın, erkek, çocuk Yunanistan ve Bulgaristan sınırına yığılıyordu. Gerek iklim şartları, gerekse İdlib’deki sıkıntılı durum nedeniyle NATO ve Avrupa Birliği’nden destek beklerken başlatılan bu göç hareketi, aşılmaya çalışılan sınır boylarındaki derelerde, tarlalarda, ormanlarda ve tel örgülerde bir insanlık dramı yaşanmasına neden oluyor ve olmaya devam ediyordu.

***

Gelin, 17’inci yıldönümünde 1 Mart Tezkeresi’nin öyküsünü kısaca anımsayalım.

İddia edildiğine göre, Recep Tayyip Erdoğan, daha başbakan olmadan, AKP Genel Başkanı ve Siirt Milletvekili olarak Aralık 2002’de ABD Başkanı Bush’la görüşerek, ‘Irak harekâtını kolaylaştıracağı’nın sözünü vermişti.

6 Şubat 2003 tarihinde TBMM’ye sunulan ve ‘Türkiye’deki askeri üs ve tesislerin yenilenmesi ve geliştirilmesi için ABD teknik personelinin 3 ay Türkiye’de bulundurulması’ öngören Hükümet Tezkeresi TBMM’de AKP milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi.

Ardından, AKP hükümeti, 25 Şubat 2003’te, ‘Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Yabancı Ülkelere Gönderilmesi ve Yabancı Silahlı Kuvvetlerin Türkiye’de Bulunması İçin Hükümete Yetki Verilmesi’ne İlişkin tezkereyi TBMM Başkanlığına sundu.

Tezkere, 60 bin kişilik ABD askeri kuvveti ile 255 uçak ve 65 helikopterin Türkiye topraklarında konuşlanarak peyderpey Irak’a saldırmak için cephe oluşturmasını öngörüyordu.

AKP yönetiminin verdiği sözlere inanan ABD, tezkere daha Meclis Genel Kurulu’nda oylanmamışken, 522 zırhlı aracı İskenderun’daki limana indirdi, Mersin’den Diyarbakır’a kadar olan alanda, depolar kiraladı ve kullanacağı tesislerin inşasına başladı.

Bu ABD baskını Türk Halkını kuşkulandırmış ve ürkütmüştü. 1 Mart’ta, TBMM Genel Kurulu’nun kapalı oturumunda oylanan tezkereye 264 kabul oyu çıkınca alkışlamaya başlayan AKP’lilerin, Anayasa ve içtüzüğün ilgili maddelerini akıllarından geçirmedikleri anlaşılıyordu. CHP grup yöneticileri, anayasanın söz konusu hükmünü hatırlatarak tezkerenin kabul edilmediğini söyledi.

Birleşimi yöneten Meclis Başkanı Bülent Arınç, bunun üzerine toplantıya ara vererek, AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz ve CHP Grup Başkanvekili Mustafa Özyürek’le toplantı yaptı.Toplantı sonucunda, CHP’nin itirazı yerinde bulunarak, tezkerenin yeterli olumlu oyu alamadığı, bu nedenle ‘kabul edilmediği’ açıklandı.

Dışarıya sızan bilgilere göre, 365 milletvekilinden yaklaşık 90’ı tezkereye red oyu vermişti. (bunlarının 5’inin, tezkerenin altında imzası bulunan bakan olduğu söyleniyordu. Ayrıca, 177 CHP’li ve 8 bağımsız milletvekili de red oyu kullanmıştı.

Dönemin CHP Grup Başkanvekili Mustafa Özyürek, Cumhuriyet’te yayınlanan yazısında, partisinin tezkereye hangi açılardan karşı çıktığını şöyle açıklıyordu:

Irak’ta kitle imha silahı olduğu ve bu silahları imha etmek için harekât düzenlenmesi gerektiği iddia ediliyordu. Bu silahları imha etmek için ABD ve destekçileri Irak halkını kitlesel olarak imha etmeyi göze alıyor.

CHP’ye göre hukuki meşruiyeti olmayan harekâtın, siyasi haklılığı da vicdani haklılığı da yoktu.

AKP topraklarımızı ABD’ye açma karşılığında 90 milyon dolarlık ekonomik yardım talebiyle yola çıktı, 4 m Tezkerenin kabul edilmesini isteyen AKP’li yöneticiler, bazı askerler ve gazeteciler, tezkere kabul edilseydi Türkiye, silahlı kuvvetleriyle Irak’ta olacaktı, PKK ile mücadele edecektik, iddialarını ortaya attı. Recep Tayyip Erdoğan, “Tezkere geçmiş olsaydı, su anda Kuzey Irak’ta olurduk ve Kuzey Irak’ta verilen kararlara ortak olurduk” demişti.

Oysa, ABD’nin Irak’ı işgali Türkiye’nin asla ortak olmayı istemeyeceği, korkunç bir insanlık dramına yol açtı. Nitekim, 1.5 milyon sivil öldü, müzeler soyulup, talan edildi.

1 Mart tezkeresi kabul edilseydi bu günlerde bile ülkemizin bir bölümü ABD’nin işgali altında olacaktı. Amerika geçmişte asker bulundurduğu hiçbir ülkeyi bütünüyle terk etmemiştir. Japonya’dan İran’a, Suriye’ye pek çok örneği ortada.

Recep Tayyip Erdoğan’ın izlediği politikalar göstermiştir ki, büyük devletlere yaranmak için Türkiye’yi bataklığa sokmaktan çekinilmemiştir.”

---

İYİ HAFTALAR

remzidilan_48 hotmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.