150

4 Ocak 2026 Pazar günü bebek katili PKK terör örgütünün başı Abdullah Öcalan’a özgürlük için Diyarbakır’da miting düzenlenmesi kararı alınmıştı. Yapılması düşünülen bu miting, kamuoyuna 17 Aralık 2025 tarihinde Diyarbakır’da DEM Parti eş genel başkanı Tuncer Bakırhan, Demokratik Bölgeler Partisi eş genel başkanı Keskin Bayındır, Diyarbakır Büyükşehir Belediye eş başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, DEM Partili milletvekilleri ve belediye eş başkanlarının katıldıkları bir basın toplantısıyla duyurulmuştu. Bu konuda açıklama yapan MHP genel başkanı Devlet Bahçeli ise “kanaatimce DEM Parti’nin 4 Ocak 2026’da düzenleyeceği mitingin hiçbir mahsurlu yanı yoktur” demişti.

4 Ocak Pazar günü Diyarbakır’da yapılması planlanan ‘Umut ve Özgürlük’ mitinginin iptal edilmesi için 26 Aralık 2025 tarihinde avukatlar İsmail Sami Çakmak, İsmail Çevik, Selçik Ulusoy, Ömer Faruk Eminağaoğlu ile öğretmen Seyfeddin Çelik ve akademisyen Suay Karaman Cumhurbaşkanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Diyarbakır Valiliği nezdinde girişimde bulundular. Çünkü PKK halen bir terör örgütüdür ve Öcalan da halen bu terör örgütünün yöneticisi olduğu için, bu miting; terör örgütü propagandası yapmak, suç ve suçluyu övmek, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik, yasalara uymamaya tahrik, suç için anlaşma suçlarını oluşturmaktadır. Üstelik konusu suç oluşturan, suç işlenmesi konusunda açık ve yakın tehlike bulunan, kamu düzenini bozucu mitingler, hak kullanımı değil yasaklanma nedenidir.

Yapılan başvurular sonuç vermiş; kamu düzenini, toplumsal barışı ve cumhuriyetimizin temel değerlerini tehdit eden bu girişim engellenmiştir. Böylece bireysel duyarlılıkların ve hukuki kararlılığın neleri başarabileceği bir kez daha kanıtlanmıştır. Devletimizin yetkili kurumlarının, siyasi partilerin, Türkiye Barolar Birliği’nin, demokratik kitle örgütlerinin sessiz kaldıkları için yapamadığını yine Türk Milleti yaptı ve tepkiler üzerine PKK terör örgütü ile siyasi uzantılarının yapacakları miting ertelendi.

Ancak mitingin iptal edilmesine gerekçe olarak hava şartları gösterilmiştir. 4 Ocak Pazar günü Diyarbakır’da hava -3 derece oldu. Bir gün önce 3 Ocak Cumartesi günü CHP, Çankırı’da miting yaparken hava -2 derece olmuştu. Yani Diyarbakır mitinginin hava şartları nedeniyle iptal edildiği gerçeği yansıtmamaktadır. Yöneticiler, iptal için verilen dilekçelerdeki gerekçeleri okuyunca, ne yaptıklarının farkına varmışlardır. Üstelik hava şartları da önceden biliniyordu.

Ulusumuzun bütünlüğünden yana tüm siyasi parti örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin, sendikaların, meslek odalarının laik ve demokratik cumhuriyetimize, hukuka, ulusal birliğe ve toplumsal barışa açık tehdit oluşturan her girişime karşı anında, kararlılıkla ve birlikte hareket etmesi gerekmektedir. Zamanında bu kararlı örgütlenmeler yapılabilseydi ‘terörsüz Türkiye’ adlı ayrıştırıcı ‘ihanet komisyonu’ kurulamaz, cumhuriyetimizin kurucu değerleri tartışmaya açılamaz, ülkemizin önüne sürülmek istenen çok tehlikeli siyasal senaryolar gündeme gelemezdi. Çünkü örgütlü toplumların önünde hiçbir gücün duramayacağı bilinmektedir.

PKK terör örgütüne başta ABD olmak üzere bazı batılı devletler sürekli destek vermişlerdir. ABD Savunma Bakanlığı’nın, 2026 mali yılı bütçesinde PKK/YPG terör örgütüne 130 milyar dolarlık destek talep etmesi karşısında halen ‘terörsüz Türkiye’ masalına sarılanlar, sessizliklerini korumaktadır. Şimdi utanmadan elli binden fazla insanımızın ölümünden sorumlu bir terörist, aklanmak istenmektedir. ABD’nin güdümündeki PKK terör örgütünün ve bağlantılarının gerçek yüzünün topluma anlatılarak, BOP adı verilen işgal planına son vermenin zamanı çoktan gelmiştir. Bunun için hepimize büyük görev ve sorumluluk düşmektedir. ABD’nin sömürmek istediği ülkelerde terör örgütlerini besleyerek, enerji kaynakları ile doğal zenginliklerini ele geçirmek için sözde demokrasi götürdüğü bilinmektedir.

Emperyalist bir devlet olan ABD’nin, 3 Ocak Cumartesi günü Venezuela’ya yaptığı hava saldırısı sonrasında Venezuela devlet başkanı ve eşi kaçırılarak ABD'ne götürülmüştür. ABD başkanı ise yaptığı açıklamada “artık Venezüella’yı kendilerinin yöneteceği” söylemiyle Venezuela’nın petrol ve doğal kaynaklarına el koyacaklarını bildirmiştir. ABD’nin bu haydutluğu sık sık yaptığına tüm dünya tanıklık etmektedir. Şimdi sırada İran ve Türkiye bulunmaktadır.

Venezuela’nın önceki Devlet Başkanı Hugo Chávez’in (1954-2013) şu sözleri kulaklarımıza küpe olmalıdır: “Yeni ve ne kadar büyük olursa olsun her türlü zorluk karşısında tüm yurtseverlerin yanıtı; birlik, mücadele, savaşım ve zaferdir.” Türk Milleti olarak Venezuela halkının yanında yer alacağız ve örgütlü olarak ülkemizin tüm sorunlarının üstesinden geleceğiz, bundan başka seçeneğimiz yok.

 5 Ocak 2026

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
150